Alaturka "İslâmcı" Cumhurbaşkanlığı

Nasıl oluyor da Tayyip Erdoğan, İslâm öncesi -şaman, pagan, putperest- referansları benimseyebiliyor? Bu nasıl İslâmcılık?

"Orada merdivenlerdeki tarihi figürler değildi tuhaf olan, takım elbiseli adamdı. O da Deli İbrahim gibi giyinebilirdi"
Bu sözler, “Ak Saray’daki yeni cumhurbaşkanlığı protokolü"ne dair HDP Eş Genelbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın söyledikleri.

Demirtaş, Türkiye Cumhurbaşkanı’na baktığında, aklına 46 Osmanlı padişahı arasında Deli İbrahim geliyor.

Gerçi o da “ecdadımız”dan biri ama, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, Osmanlı padişahları arasında benzetilmek istemeyeceği bir-iki kişi varsa, bunlardan birisinin “Deli İbrahim” olacağından kuşku duymamalıyız.

Türkiye’de uzun zamandır hasret kalınmış olan bir “mizah patlaması”na yol açmış ve Selahattin Demirtaş’taki “espri nosyonu”nu ortaya çıkartmış olsa da, Tayyip Erdoğan’ın gösteriş ve debdebe merakının vardığı son noktanın ortaya çıkarttığı iki önemli husus var:

1. Bir “tarih safsatası”nın, Türkiye’de cumhurbaşkanlığı protokolü haline getirilerek kurumlaştırılmaya kalkışılması;

2. Tarihteki “16 Türk devleti”nin simgesel canlandırılması merakıyla “İslâmcı” Cumhurbaşkanı’nın, 8’i İslâmiyet öncesi Türk devleti sayılabilecek olanları kendisine referans alması ve böylece “ırkçı milliyetçiliğe” göz kırpan bir anlayışa sapması.

Bundan beş yıl önce, birlikte olduğumuz bir televizyon programında, tarihçi Prof. Hakan Erdem, “16 Türk devleti” için “Onların bir bölümü Türk değildir, bazıları da devlet değildir” demişti.

Daha öncesi de varmış. Murat Belge, 2005’te (26 Ekim) Radikal’de yazmış. “Gelelim 16 Türk devletine” başlıklı köşe yazısında, “Kemalist ve milliyetçi” olduğunu belirttiği Prof. Coşkun Üçok’un 1987’de “Tarih ve Toplum” dergisinde yayımlanmış bir yazısından alıntı yapmış. Coşkun Üçok’un satırları:

“Cumhurbaşkanlığı forsunun üst sol köşesinde bulunan güneşi çevreleyen 16 yıldızı her kimse, birisi a priori olarak bu yıldızların 16 Türk devletini simgelediğini kabul etmiş ve sonra da tutmuş her yıldıza bir devleti münasip görmüş. Ancak Türk tarihi hakkında, herhalde yeterli bilgisi olmadığı için, küçükleri bırakıp büyük bütün Türk devletlerini saysa bile 16 sayısını çok aşacağı için hiçbir ölçüte uymayarak keyfi bir biçimde 16 devletin adını sıralamıştır. Bunların içinde Türk oldukları kuşkulu olanlar bulunduğu gibi, devlet kurucularının Türk olmadıkları kesin olanlar da vardır. Buna karşılık kurucusu da, halkı da öz be öz Türk olanlar bu 16 içinde yer almamışlardır. İşin daha hoş yanı bu devletler içinden birini çıkarıp yerine başkası da konulabilmiştir. 15 Kasım 1983'te Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kurulunca, bu küçük devlete 16'lar içinde yer verilebilmesi için o zamana kadar kitaplarda, broşürlerde, posterlerde yer alan Panu'nun kurmuş olduğu Batı Hun İmparatorluğu (48-216) listeden çıkarılmış ki, 16 sayısı bozulmasın."
Tarih safsatasına konu olan 16 Türk devletinin hangileri olduğu bugün bile değil. Örneğin, Ak Saray’da “Tayyip Erdoğan koreografisi”yle dizilen palalı, zırhlı, kılıçlı, mızraklı, palabıyıklı Türkler arasında KKTC’yi hangisi temsil ediyordu?

Şimdi sıkı durun; “Türkçülük” düşüncesinin önde gelen ismi, “1944 Irkçılık-Turancılık davası” diye tarih kayıtlarına geçen mahkeme safahatının bir numaralı sanığı Nihal Atsız (1905-1975) ta 1969 yılında Ötüken dergisinde “16 Devlet Masalı ve Uydurma Bayraklar” başlıklı bir yazı kaleme almış. Uzun makalenin girişi ve ilk bölümünden –imlâsına dokunmadan- bazı satırları izleyelim:

“Son zamanlarda basında görülen haberlerle ve TRT'nin bastırdığı bir takvimle Türkler'in şimdiye kadar 16 büyük devlet kurduğunu, bu yüzden Türkiye Cumhurbaşkanlığı forsunda 16 yıldız bulunduğu iddiaları öne sürüldü. ?Her şeyimiz gibi tarihimiz de henüz kesin şeklini almış değildir. Türk tarihi nerden başlayıp hangi gidişi takip eder, kimler Türk'tür? Bunlar henüz belli değildir. Daha önce de belirttiğimiz gibi bazı büyük şahsiyetlerin Türk olup olmadığı üzerinde bile tarihçilerimiz arasında birlik yoktur. Durum bu merkezde iken, şimdiye kadar 16 büyük Türk devletinin kurulduğu ve Türkiye'nin bunların vârisi olduğu hakkındaki iddia, şüphesiz, çok su götürür bir iddiadır. Şimdiye kadar 16 büyük Türk devleti kurulduğu hakkındaki kararı kimin verdiği belli değildir…

Cumhurbaşkanlığı forsundaki 16 yıldızın 16 büyük Türk devletini temsil ettiği hakkında şimdiye kadar benim hiçbir bilgim yoktu. Bu gibi konularla ilgilenen birisi olarak ben bu sembolü bilmedikten sonra acaba bunu kimler biliyordu? Yoksa bu da bir millî sırdı da ancak şimdi mi açığa vurulması uygun görüldü??16 Türk devleti efsanesini, sayın Tekin Erer'in Ocak 1969'da kendi sütununda yazdığı "Türklüğün 16 Avizesi" başlıklı makaleden öğrendim. Bu makalede sayılan 16 devlet arasında Samanlılar gibi Türk olmayan devlet bulunduğu gibi Akkoyunlular, Karakoyunlular, Safeviler, Mısır Kölemenleri gibi büyük ve muhteşem Türk devletlerinden bahsedilmeyişi, hele cihan tarihinin en büyük imparatorluğu olan Çengiz devletinin anılmayışı konuyu ?daha başlangıçta sakat hale getirmektedir. Bundan başka 16 devlet telâkkisi bizim millî ülkümüze, büyüklük düşüncemize, süreklilik vetîremize aynı zamanda tarihî gerçeklere de ?şiddetle aykırı düşmektedir. 16 büyük devlet... Tabii, Karamanoğulları ve daha küçükleri gibi ?ötekilerini de sayınca bu rakkam kabaracak, en aşağı 50 devlet olacaktır. 50 devlet kurmayı bir başarı saymak, ilk bakışta mümkün gürünebilir. Fakat madalyonun ters tarafına dönünce iş tamamiyle değişir. Adama sorarlar: Elli devlet kurdun da neden hiçbirini yaşatamadın? Neden kala kala orta çapta bir Türkiye Cumhuriyetine kaldın?". Zoraki tarih bilginleri tabii bu sorunun cevabını veremeyeceklerdir. Çünkü tarihî gerçek hiç de öyle değildir. 16 veya 50 devlet kurulmuş değildir. Gerçekte anayurtta bir, nihayet iki devlet kurulmuş, anayurt dışında da buna üç beş devlet daha eklenmiştir. O kadar…”
Meraklıları, Ötüken dergisinin 1969 yılında yayınlanmış 65. Sayısından, makalenin tümünü okuyabilirler.

“Türkçülük” cereyanının koca ismi Nihal Atsız’ın “Masal” olarak tanımladığı “16 Türk Devleti” ve yine Nihal Atsız’ın tabiriyle “uydurma bayrakları”, aradan neredeyse yarım yüzyıl geçtikten sonra “Yeni Türkiye”nin “İslâmcı” cumhurbaşkanı döneminde bir “operet sahnesi dekoru” görüntüsüyle, “Ak Saray”da ortaya çıkıverdi.

Manzaranın gülünçlüğü bir yana, konunun ideolojik yanı var. İddia edilen “16 Türk Devleti”nden 8’yi yani yarısı “İslâmiyet öncesi”ne, Türklerin şaman (kimisine göre pagan ya da putperestlik) dönemine ait. Aralarında dokuzuncusu olan Karahanlılar, Türklerin İslâmiyeti kabul etmiş ilk devleti sayılıyor.

Nasıl oluyor da Tayyip Erdoğan, İslâm öncesi –şaman, pagan, putperest- referansları benimseyebiliyor? Bu nasıl İslâmcılık?

Bunun, “tarih bilgisizliği”nden “şatafat merakı”na uzanan muhtelif şahıs ve psikolojisiyle açıklanabilecek –ama İslâmcı ideoloji bakımından kabul edilemez- cevapları olabilir.

Ya da şöyle bir basit cevap da mümkündür: “Alaturka ‘İslâmcı’ cumhurbaşkanlığı”...

Burası Türkiye; başka hiçbir yere benzemez...