Avrasyacılık, ulusalcılık ve Ergenekon?a dair...

Aleksandr Dugin ismi bizim kamuoyumuz tarafından çok bilinen bir isim değil. Onu bilenler elbette var. Daha fazla olması gerekiyor. Çünkü, Türkiye?deki ulusalcı-Ergenekoncu...

Aleksandr Dugin ismi bizim kamuoyumuz tarafından çok bilinen bir isim değil. Onu bilenler elbette var. Daha fazla olması gerekiyor. Çünkü, Türkiye’deki ulusalcı-Ergenekoncu çevrelerin daha geniş bir uluslararası plandaki ‘guru’su Aleksandr Dugin ve günümüz Rus milliyetçiliğinin ‘baba figürü’, yazar ve siyasi eylemci olarak tanıtılıyor. Dugin, aynı zamanda, Rusya’da ortaya çıkan Uluslararası Avrasya Hareketi’nin kurucusu ve ‘Avrasyacılık’ ile eşanlamlı kullanılan Rus ‘ulusalcılığı’nın en önemli kuramcısı olarak da görülüyor.
Aleksandr Dugin, Türkiye’deki Ergenekon davasının tutuklu-tutuksuz bazı sanıklarının, Türkiye’nin bazı bilinen isimlerinin, İlhan Selçuk’tan Attila İlhan’a, Doğu Perinçek’ten, eski MGK Genel Sekreteri emekli Orgeneral Tuncer Kılınç’a uzanan geniş yelpazenin, yani ‘Avrasyacılık’tan anti-Amerikancılık ve anti-AB’ciliğe uzanan, ‘Amerika’ya karşı Rusya ve İran’la beraber olabiliriz’ çizgisinin ‘Rus versiyonu’. Vladimir Putin’le de pek yakın.
Wikipedia, onu “Kremlin ve Rus askeri istihbaratıyla sıkı ilişkisi olan, Rus yayılmacılığı ve milliyetçiliğinin en etkili ideologlarından biri, bir politolog” diye tanımlıyor ve ‘Ulusal Bolşevik Partisi ve Ulusal Bolşevik Cephe’nin en önde gelen örgütleyicisi’ olduğunu belirttikten sonra, “Siyasi faaliyetleri Gürcistan ve Ukrayna gibi eski Sovyet cumhuriyetlerinin bölünmesi ve özellikle Doğu Ukrayna ve Kırım gibi Rusça konuşulan toprakların yeniden birleştirilmesi yoluyla Rus İmparatorluğu’nun yeniden kurulmasını hedef alıyor” diyor.
Avrasya Hareketi ise 2002 yılında kurulmuş ve Vladimir Putin’den malî ve örgütsel destek elde etmiş. Avrasya Hareketi’nin kuruluş gerekçesi, Dugin’in Rusya ile Avrupa ve başta İran, Ortadoğu ülkeleri arasında bir stratejik ittifak kurulması rüyasının gerçekleştirilmesi diye ifade ediliyor.
Bu cümleleri biz Türkiye’de yıllarda önce MGK Genel Sekreteri Orgeneral Tuncer Kılınç’ın ağzından duymuş olduğumuz için, Dugin’in görüşlerine yabancı sayılmayız.
Bununla birlikte, yine Wikipedia’nın, ‘Dugin’in düşünceleri, düşüncelerinin özellikle Avrasya sahasında bir Türkî-Slav ittifakı kurulmasına ilişkin bölümü yakın geçmişte Türkiye’deki belirli ulusalcı çevrelerde popüler oldu’ diye yazdığını göz önüne alırsak, bu bilginin isabeti hakkında düşünmeye zorlanırız.
Zira, Dugin 1962 doğumlu. Avrasya Hareketi’nin kuruluş tarihi 2002 yılı. Oysa, ondan tam 37 yaş büyük olan İlhan Selçuk, ‘Kızıl Elma’ yazısını Avrasya Hareketi’nin kuruluşundan tam 10 yıl önce 1992’de yazmıştı. İlhan Selçuk’un ‘Kızıl Elma’sı ile ve Dugin’in görüşleri büyük ölçüde örtüşüyor; ama İlhan Selçuk, Dugin’e oranla 10 yıl ön almış durumda.
***
Aleksandr Dugin’in düşüncelerinin özü, kendi ağzından şu söyle:
“İlke olarak, Avrasya ve bizim alanımız, Rusya heartland’ı, bir yeni anti-burjuva, anti-Amerikan devrimin başlatılacağı yerdir. Yeni Avrasya imparatorluğu ortak düşman temel ilkesi üzerinde kurulacaktır:  Atlantikçiliğin ve ABD’nin stratejik denetiminin ve ayrıca liberal değerlerin bize hükmetmesinin reddi. Siyasi ve stratejik birliğimizin temeli, bu
ortak uygarlık dürtüsü olacaktır.”
Bu sözlere ve dile getirdiği ‘stratejik ilke’ye, ‘anti-liberal’ duruşuna imza atacak ne kadar çok sayıda asker ve sivilin (çok sayıda ve ünlü köşe yazarı dahil) bulunduğunu aklınızdan geçirebiliyor musunuz?
Aleksandr Dugin adını yeniden hatırlamama, Los Angeles Times gazetesinin kendisiyle yaptığı bir mülâkatı okumam neden oldu. Los Angeles Times muhabiri, Dugin’in Moskova’daki bürosunun üzerinde ‘Pax Russica’ yazan bayraklarla donanmış olduğunu belirtiyor.
Dugin, son derece açık sözlü. Gürcistan’daki son gelişmelere ilişkin Rusya’nın aldığı tutumun ‘perde arkası’nı gayet gerçekçi ve dikkate değer bilgilerle anlatıyor. Bunun Putin ve Medvedev tarafından yürürlüğe konulan bir ‘planlanmış stratejik taarruz’ olmadığını, bir ‘tepki’ olduğuna değiniyor.
Savaşın (ya da ihtilafın) sona ermekten çok uzak olduğunu, gerçek, çok ciddi ve herkes için çok tehlikeli bir durumun, ‘bizlerle’ Amerikalılar arasındaki bir çatışmanın başında bulunduğumuzu vurguluyor. “Gürcistan’da işimiz bitmedi. Saakaşvili’nin kellesine ihtiyacımız var” diye konuşuyor. Ayrıca, Saakaşvili’nin suç ortağı olarak gördükleri Ukrayna Cumhurbaşkanı Viktor Yuşçenko’ya karşı da Rus silahlı kuvvetlerinin harekete geçebileceğini öne sürüyor.
Nasıl mı?
“Biliyorsunuz” diyor Aleksandr Dugin, “Doğu Ukrayna ve Kırım’da benim düşüncelerim çok popüler. Orada Avrasya Hareketi’ni destekleyen yüzbinlerce insan var. Eğer Ukrayna, NATO’ya yönelirse, Rusya’nın tepkisinin Ukrayna’nın doğu bölgelerinde ve Kırım’da bir ayaklanmayı desteklemek olacağını sanıyorum. Ve, Osetya senaryosunda olduğu gibi, Rus ordusunun oraya girmesi ihtimalini de göz önünde tutuyorum.”
***
Önümüzdeki dönem, Karadeniz-Kafkasya ekseninde hayli heyecanlı gelişmeler bekleyebiliriz. Türkiye’nin stratejik çıkarlarının nerede, kimlerle nasıl birlikte olmakta, kimlere, nelere uzak durmakta yattığını sürekli düşünmeye zorlanacağız.
AB’den uzaklaşmanın, solcu makyajlı ‘anti-Amerikanizm’in, ‘ulusalcılık’ın geniş bir dış çerçeve dışında ele alınamayacağını hep düşündüm. Ergenekonculuğun dış boyutunu gözden kaçırmamaya dikkat etmeye çalıştım.
Ergenekoncuların ‘vatanseverliği’ ve ‘ulusalcı’ zihniyetin, Rus milliyetçiliği ve yayılmacılığı ile ilişkisini, dolayısıyla böylelerinin pek de ‘vatansever’ ve o kadar da ‘ulusal’ olmadıklarını daha önceleri de çeşitli vesilelerle vurguladım.
Türkiye’de bazı akımlar, bazı örgütlenmeler ve bazı kişilerin, Rus devletince ‘kullanım süreleri’nin henüz dolmadığının farkındayım...