Diyarbakır hâlâ umutlu...

İçişleri Bakanı'nın açıklamalarına yönelik tepkilerin ardından, Diyarbakır'da bazı kulaklara vakit geçirmeden 'yanlış anlaşıldı' gibisinden 'düzeltmeler' ulaşmış. Oradan da hızla, 'taban'a... İşte, Diyarbakır, bunun için 'Kürt Açılımı'ndan 'hâlâ' ya da 'her şeye rağmen' umutlu!
Diyarbakır hâlâ umutlu...

12 Eylül döneminde adı sürekli işkence ve ölümlerle gündeme gelen Diyarbakır Cezaevi’nin kapatılması gündemde. Hükümet cezaevinin yerine eğitim kompleksi yapmayı planlıyor.
fotoğraf: MUHARREM KONTAZ / dha


Güneydoğu’dan Kürt Açılımı (1)
DİYARBAKIR- Kim bilir kaçıncı kez bu ‘Kervansaray’dayım ama nasılsa hiç görmemişim, fark etmemişim IV. Murat’ın da burada kaldığını. Osmanlı İmparatorluğu’nun kısacık ömrüne ve çok kısa iktidar süresine çok önemli işler sığdırdığı için en önemli padişahlarından biri olarak adını kaydettiren IV. Murat, bundan tam 371 gün önce tam bugünlerde Diyarbakır’da kalmış; hem de benim yanıbaşımda.
1638 yılında Bağdat Seferi’ne çıktığında, 3 Eylül günü Diyarbakır’a gelen  IV. Murat, benim kaldığım odanın bitişiğindeki odada 10 gün geçirmiş, Veziriazam Tayar Mehmet Paşa, ordusuyla gelip kendisine burada katılmış.
Diyarbakır’ın siyah taşlarıyla 1521-1527 arasında Suriye, İran ve Hindistan’a İpek Yolu üzerinden gidip gelen tüccarlar için inşa edilen Deliller Hanı’nın yani Kervansaray’ın alçak oda kapısına, IV. Murat’ın ‘oda komşum’ olduğunu okurken kafamı vurunca, ‘tarihi gerçekler’le yüz yüze geliverdim.
Yüzyıllar sonra Diyarbakır’dan gelip geçenler, içinden geçtiğimiz günleri nasıl ve kimleri, buradan gelip geçti diye yazacaklardı acaba?
Diyarbakır’ın Güneydoğu’da hiçbir başka şehre ya da merkeze benzemeyen, kendine özgü, içinden hissedilmeden, onu iyi bilmeyene, dışarıdakine kolay kolay da anlatılamayacak bir büyüsü vardır. Var.
Diyarbakır’ın büyüsü, kimisi ortalıkta aleni duran, bilinen; kimisi sadece Diyarbakırlıların bilgi tekelinde olan gizli-saklı köşeleri, tarihi mekânlarından kaynaklanır. Bir de, herhalde, bu şehire özgü canlılıktan, günlük hayatın insanı içine alıp sürükleyen ritminden.
O nedenle, Diyarbakır, bir yandan kendisini her yönünden çevreleyen siyah taşlı, harikulade surları gibi kendisine kimliğini veren adeta ebedi bir kalıcılığa sahip yapılarıyla hiç değişmezmiş gibi durur; bir yandan da adeta ebedi ve sürekli bir değişim içinde bir şehir gibidir. Yerinde duramaz.
O yüzden, iki hafta önce Diyarbakır’dayken sorduğum soruyu aradan topu topu 14 gün geçtikten sonra bir daha soruyorum Diyarbakırlılara, ‘Diyarbakır, Kürt Açılımı’nı nasıl hissediyor?’
İki hafta önce Diyarbakır’da bu soruyu sorduğum vakit, üzerinde hemen herkesin birleştiği tanımlama, Türkiye Barış Meclisi üyesi Avukat Meral Danış’a aitti; ‘Temkinli’ cevabını vermişti.
Birçok siyasi tutuklunun ve Diyarbakır hapishanesini dolduran çocuk ve gencin avukatlığını yapan Meral Danış, onların aileleri ile yakın temasta olduğu için, şehrinin geniş kesimlerinin psikolojisini en iyi sezebilecek, şehrin nabız atışını hissedebilecek konumda.
Önceki gece Diyarbakır’a ayak basar basmaz, aynı soruyu ona sorduğumda,  bu kez ‘Güvensiz’ cevabını verdi. Arada geçen zaman içinde Genelkurmay Başkanı’nın açıklaması ve İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın basın toplantısı Diyarbakır’da ‘temkin’ tavrını sanki ‘Kürt Açılımı’nın geleceğine ilişkin ‘güvensizlik’e dönüştürmüş gibi.
Özellikle, Beşir Atalay’ın “Af yok; Anayasa değişikliği yok; anadilde eğitim yok” gibi yorumlanan ‘üç olmaz’ı Diyarbakır’da ‘Kürt Açılımı’na ilişkin hayal kırıklığı ile can sıkıntısı karışımı bir duyguya yol açmış.
Fırat Anlı’yla bir dönem kendisinin de ‘içinde kaldığı’ Diyarbakır Cezaevi’nin önünde, bu kez ‘dışında’ sohbet ediyoruz.
Şehrin ‘legal zemini’nin tartışmasız en güçlü temsilcisi DTP’nin ‘taban popülaritesi’ tartışmasız İl Başkanı Fırat Anlı’ya aynı soruyu yani, ‘Diyarbakır, Kürt Açılımı konusunda iki hafta önce temkinli idi, şimdi nasıl?’ diye sorduğumda ‘Daha da temkinli’ karşılığını hiç düşünmeden veriyor.
- Peki, ‘güvensiz’ denebilir mi?
- Hayır. Bu, çok aşırı olur.
- Yani, Diyarbakır, ‘Kürt Açılımı’ konusunda umudunu koruyor mu?
Bu ikinci soruya, adeta bir ‘oybirliği’ halinde verilen cevap, ‘Evet’! Buna bir ek yapıyorlar, ‘Diyarbakır, hâlâ umutlu’...
Niçin hâlâ umutlu?
Çünkü, örneğin Genelkurmay Başkanı’nın açıklamasının ‘Kürt Açılımı’ adıyla burada izlenen ‘süreç’i, kimilerinin -örneğin MHP yetkilileri- iddia ettiği gibi sona erdirmediğini görmüş durumdalar. Bir zamanlar genelkurmay başkanları bir şey söylediğinde akan sular dururdu. İlker Başbuğ,  ‘ifade özgürlüğünün de sınırları’ndan söz etmişti ama o açıklamasından bu yana ‘tartışma’ tıpkı gümrük ve pasaport kontrolünden geçmeden akan ‘sınır aşan sular’ gibi devam edip gidiyor.
Son haftaların gelişmeleri, Genelkurmay Başkanı’nın koyduğu sınırların göstergesi olmaktan ziyade, Genelkurmay Başkanı’nın etkisinin ‘sınırları’nı gösteriyor.
Diyarbakır, bunu böyle görüyor.
İçişleri Bakanı’nın açıklamalarına yönelik tepkilerin ardından, Diyarbakır’da bazı kulaklara vakit geçirmeden ‘yanlış anlaşıldı’ gibisinden ‘düzeltmeler’ ulaşmış. Oradan da hızla, ‘taban’a...
İşte, Diyarbakır, bunun için ‘Kürt Açılımı’ndan ‘hâlâ’ ya da yine kendilerinin bir başka tanımlamasıyla ‘her şeye rağmen’ umutlu!