Ergenekon ve Balyoz doğru, 'Fenerbahçe operasyonu' haksız

Polis ve yargı, doğru da yapar yanlış da. Ergenekon ve Balyoz doğru soruşturmalar. 'Şike operasyonu' değil.

Bu yazıyı Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım’ın Savcı Mehmet Berk önünde sorgusu devam ederken yazıyorum. Sonucu bekleme gereği duymadan. Sonuç ne olursa olsun, ‘Şike Operasyonu’ adı verilen ‘proje’yle Yıldırım zaten ‘bertaraf edilmiş’ oldu. O nedenle bir önceki yazıya “Bu gerçekten şike operasyonu mu yoksa bir Fenerbahçe operasyonu ya da Aziz Yıldırım operasyonu mu” sorusuyla girmiştim.
Tıpkı 28 Şubat sürecinde olduğu gibi, medya, bu ‘operasyon’un vurucu gücü olarak kullanıldı ve Aziz Yıldırım, savcı önüne çıkmadan günler önce kamuoyu algısı elde edilerek bitirildi. Onun ismi üzerinden Fenerbahçe de sarılması belki yıllar alacak şekilde ağır yaralandı.
Pazar sabahı Aziz Yıldırım gözaltına alındığı andan itibaren medyaya servis edilen ve önemli bölümü doğru çıkmayan ‘bilgi-bulgu-delil’ sağanağı ile ‘yargısız infaz’ yerine getirilmişti. O andan itibaren ‘Ergenekon bülbülleri’nin şakımaya başlayacağını, bu operasyonun ‘hukuk çiğnenerek’ yapılması üzerine, “İşte Ergenekon ve Balyoz’da da aynı şey yapıldı” diyeceğini adım gibi biliyordum.

Ergenekon-Balyoz lobisinin oportünizmi

Dolayısıyla bu şekilde yürütülen bir ‘Şike Operasyonu’nun ‘Ergenekon lobisi’ne Ergenekon ve Balyoz üzerinde ‘şaibe’ varmış gibi bir argüman kozu sağlayacağının farkındaydım. Ak Parti’nin şunun şurasında bir ay önce yüzde 50’lik bir seçmen desteğiyle yeniden iktidar olmasının, ‘Ergenekon-Balyoz hattı’ için ‘ölüm fermanı’ gibi algılanacağı besbelliydi.
Yapabilecekleri tek şey, ‘desperado’ eylemlerine girişmekti, ki, bunu CHP’nin TBMM boykotu ile yaptılar. Sonuç, CHP’yi ve onun üzerinden Ergenekonculuğu güçlendirmek olmadı. CHP, gülünç duruma düşmeye başladı ve şimdi TBMM faaliyetlerine katılmak için ‘cankurtaran simidi’ arama görüntüsüne girdi. Şimdi medet umacakları bir başka şey varsa, Fenerbahçe gibi bir ‘ulu çınar’ı odağına alan operasyonun ‘faullü’ yürümesinden kendilerine ekmek çıkartmak.
Aç kalacaklar.
Benim dünkü, operasyonun ‘hukuk dışına çıkarak yürütülmesinden adalet gelmeyeceği’ne dair yazımı, ‘Aynısı Ergenekon ve Balyoz için geçerli değil mi? Aklın başına yeni mi geldi?’ salvolarıyla değerlendiriyorlar. Cevap basit: Hayır, değil! Ergenekon, Balyoz, somut deliller üzerinde yürüdü. Ümraniye’, Eskişehir, Poyrazköy ve Ankara’da ortaya çıkan silahlar, bunların bağlantıları, Danıştay saldırısı ile ilişkileri, Özden Örnek ile Mustafa Balbay’ın birbirini tutan ‘günlükleri’, ‘ıslak imza’, Gölcük’te karargâhın altından çıkan sayısız belge, TSK’daki ‘andıçlar’, tüm bunlar teknik raporlarla gerçekliği saptanmış bulgular. Ayrıca,Türkiye’de üç darbe, bir ‘postmodern darbe’ gerçekleşmedi mi? Bunların ‘medya ayağı’ yok muydu? Ortaya dökülen Ayışığı, Sarıkız vs. darbe planları ‘sanal’ mı?

Sahada ‘şike’ yok

Peki, aynı durum ‘Şike Operasyonu’ ya da Fenerbahçe için geçerli değil mi? Cevap yine basit: Hayır, değil! Kirli işlere bulaşmış, bu bulaşıklıklarının somut delilleri ortaya çıkmış yöneticiler yok demedik.
Dediğimiz şu: Fenerbahçe’nin bu sene futbolda elde ettiği şampiyonluk, ‘şike’yle kazanılmadı. Emek ve alınteriyle kazanıldı. ‘Şike’yle kazanıldığı algısını oluşturmak için medyanın kullanımına sunulan ‘bilgi ve belgeler’ bunun öyle olduğunu ortaya koymuyor.
Futbol; 90 dakika süren, 11’er kişinin oynadığı ve sonucun oynayanların performansından rastlantıya, şansa, bir dizi faktöre bağlı olarak her an değişebileceği bir oyun. Fenerbahçe’nin mercek altına alınan maçlarının hiçbiri ‘şike’yle kazanılmadı. Tam tersine, rakipleri, Fenerbahçe’nin şampiyonluk yarışında olduğu diğer takımlara göstermediği direnci, müthiş biçimde Fenerbahçe’ye karşı gösterdiler. Aykut Kocaman ve Alex de Souza’nın söylediği gibi, o maçları Fenerbahçe kaybedebilirdi de. ‘Şike şaibesi’ni doğrulayacak tek bir saniye olmadı o maçlarda.

Hani o görüntülü deliller?

Şu ‘mercek’ altına alınan maçlarda Fenerbahçe’ye avantaj sağlamak için ‘maç satmış’ kaç oyuncu var gözaltında ya da tutuklu?
Karabük ve Eskişehirspor’dan Fenerbahçe’ye transfer edilen Emenike ve Sezer Öztürk pazar gözaltına alınmışlardı. Pazartesi medya Emniyet’ten servis edilen bilgilerle iki oyuncunun yandığını, çok sağlam ‘deliller’ bulunduğunu yazıp çizmedi mi? Emenike’nin para alırken görüntülerinin polisin elinde bulunduğu, medyada gürültülü biçimde ortaya atılmadı mı?
Salı günü, o gün Emniyet’e uğramış olan Eyüp Can’a sordum, “Bitti mi Emenike?” Eyüp Can, “Unut onu” gibisinden bir cevap verdi. Emenike ve Öztürk, çarşamba serbest kaldılar. Yani, tutuksuz olarak bile yargılanmayacaklar. İşlerinin başına, Fenerbahçe kampına döndüler. Sahadaki futbolcuya yansımayan, kulüp yöneticileri ile menajerler arasında döndüğü ileri sürülen para trafiği ile sahada kazanılan şampiyonluğun ‘şike eseri’ olduğu söylenebilir mi?
Koskoca Fenerbahçe’ye, gönüllerini o kulübe adamış milyonlarca kişiye leke sürülebilir mi?
O Fenerbahçe ki, yıllardır futbolda ‘fair play’ öncülüğü yapıyor, statlardan küfür ve holiganlığı önlemek için ön alıyor. Bunu somut olarak uyguladı. Kendi stadyumunda olay çıkaranları kamerayla saptayıp polise o teslim etti. Tribünlerde parasız bilet teminiyle yerleştirilen taraftar profilini ortadan kaldırdı. 14 Nisan’da çıkan kanunun çıkması için en büyük çabayı o gösterdi.
‘Şike operasyonu’ yapılacaksa Fenerbahçe’yi merkezine alarak yapılırsa, milyonlarca kişinin ‘adalet’ duygusu yerlebir edilir. Türkiye Futbol Federasyonu bunca yıldır şike dosyalarını hasıraltı edip, Fenerbahçe hakkında karar vermeye kalkarsa buna elbette başkaldırılır.

Aydınlar istifa etsin

Futbol Federasyonu’nun çiçeği burnunda başkanı, bir Fenerbahçeli olan M. Ali Aydınlar. Gönlündeki en büyük hedefin bir gün Fenerbahçe’ye başkan olmak olduğunu bilmeyen yok.
Eyüp Can, perşembe günü Aydınlar’ın hayatının en büyük sınavıyla karşı karşıya olduğunu yazdı. Fenerbahçe’ye küme düşürürse başkan olma hayalini ebediyen unutacağını belirtti.
M. Ali Aydınlar’ın önünde basit bir karar var: Fenerbahçe’ye yönelik, arkasında kimin ve niçin olduğu belli olmayan ama olduğu besbelli bir ‘tertip’in piyonu olmak istemiyor ve ‘bir gün hayalini gerçekleştirmek’ istiyorsa pazartesiye kadar zamanı var. Futbol Federasyonu Başkanlığı’ndan istifa etsin.
Fenerbahçe’yi hedef alan bir tertibin içinde, ‘ama hukuk’ gerekçesiyle hukukun nerede, kim tarafından, nasıl uygulandığı belli olmayan bir ortamda hiçbir Fenerbahçeli yer alamaz. Sadece hayalini değil, Fenerbahçe’yi ve Fenerbahçelileri ebediyen unutur. Sonuç: Polis ve yargı, doğru da yapar; yanlış da. Ergenekon ve Balyoz operasyonları, somut bulgulara dayalı doğru soruşturmalardır. ‘Şike Operasyonu’ ise başından itibaren hukuk ihlaline dayalı, 28 Şubatvari, medya eliyle yürütülen, arkasında ortaya çıkmamış hesaplar bulunan bir ‘anti-Fenerbahçe’ operasyon.
Fenerbahçe’nin hakkını ve onurunu savunmak da hukuku savunmak gibi, her Fenerbahçelinin hakkı ve ödevidir.

.