'Güney'de KDP mi, 'Değişim' mi kazandı?

'Rojava üzerinde KDP-KCK (PKK) farklılığı kendini dışavurur ve derinleşirse Nuşirevan Mustafa ve Gorran, Türkiye Kürtlerini de yakından ilgilendiren bir 'müttefik' konumunda değer kazanabilir.
'Güney'de KDP mi, 'Değişim' mi kazandı?

Barzani nin alternatifi Nuşirevan Mustafa

İsmini uzun yıllardır bilirdim. Tanışmak, 2003 yılının bir temmuz gecesi, Süleymaniye’de Barham Salih’in evinin avlusunda nasip oldu. O dönemde biri Erbil’de (Barzani), diğeri Süleymaniye’de (Talabani) iki başlı Kürt yönetimi vardı ve Barham Salih, Süleymaniye’deki yönetimin başbakanı idi. Uzun boylu, kırpık ama kalın beyaz bıyıklı adam avluya girince, Barham, saygıyla ayağa fırladı. ‘Kak Nuşirevan’ diye takdim etti. Avluya giren ve daha sonra yakın bir dostluk geliştireceğimiz kişinin, Irak Kürtlerinin efsanevi liderlerinden Nuşirevan Mustafa Emin olduğunu, Barham ‘Kak Nuşirevan’ dediği anda anlamıştım.
Genel Sekreter sıfatı ile liderliğini Celal Talabani’nin yaptığı Kürdistan Yurtseverler Birliği’nde Nuşirevan Mustafa’nın yerini 2009’da Gorran’ın (Değişim) kurulması ve KYB’den kopması üzerine Barham Salih alacaktı. Ama Barham Salih, yine de Nuşirevan Mustafa’dan 2011 yılında bir televizyona verdiği demeçte, “1976’da Kürdistan devrimini canlandırarak tarihi rol oynamıştır. 30 yıl benim üstümdeydi ve o Kürt ulusumuzun entelektüel bir devidir” diye hatırşinas biçimde söz edecekti.
Nuşirevan Mustafa, Irak Kürdistanı’nın tarihi olarak kültürel ve siyasi merkezi kabul edilen Süleymaniyelidir. Şehirlidir. Herhangi bir aşiret bağı yoktur. Yazı adamıdır. Kürtçenin Sorani ve Kurmanç lehçelerinin dışında, Arapça, Farsça, İngilizce ve Almanca bilir. Bağdat Üniversitesi ve Viyana Üniversitesi’nde okumuştur. Ama asıl gücü ve efsanevi özellikleri ‘dağlardan’ gelir. 1944 doğumludur. 1960’ta Kürdistan Demokrat Partisi’ne (KDP) katılmış ama çok geçmeden ayrılmıştır. 1970’te Komala adlı kendi örgütünü kurmuştur. 1992’ye kadar Komala’nın genel sekreteriydi.
Komala, Marksist bir örgüttü. Zaten Kürdistan Yurtseverler Birliği de (KYB), Marksist-sol Kürt örgütlerinin bir bileşimiydi. 1975 yılında Celal Talabani ve Ali Askeri’nin başında bulunduğu Kürdistan Sosyalist Hareketi ile birleşerek Kürdistan Yurtseverler Birliği’ni kurmuş ve KYB’nin Celal Talabani’nin ardından ‘ikinci adamı’ olmuştur. 1976 ile 1992 arasında KYB’nin Peşmerge Kuvvetlerinin Başkomutanı’dır. O yıllarda hep dağlarda yaşamıştır. Saddam rejimi onu 1970’te idama mahkûm ettiğinde Viyana’ya kaçmış, bir üniversite daha okumuş ve ondan sonra Kürdistan dağlarından ayrılmamıştır.
Arada bir Bağdat’a giderek KYB adına Saddam ile barış ve çözüm müzakereleri yürütmüş, zaten, bunların hiçbiri sonuç vermeyince tekrar dağların yolunu tutmuştur.
Bunları bana Saddam ile müzakereleri yürüttüğü, 1980’lerde Saddam rejiminin Muhaberat örgütünün konuk evi olarak kullanılan villada anlatmıştı. Talabani’yi temsilen, Irak’ta 2003’te oluşturulmuş olan Yönetim Konseyi toplantılarına katılmak için Bağdat’ta bulunduğu sırada o villada yaşıyordu; ben de Bağdat’a gittiğim vakit onun konuğuydum.

Nuşirevan’ın planı
Sabahlara kadar çay eşliğinde sohbet ederdik. Bağdat’ı avucunun içi gibi biliyordu, tıpkı Kürdistan’ın bütün dağlarını en ince ayrıntısına kadar bildiği gibi. Bağdat’a ilişkin öğrendiklerimin en büyük bölümü ondan dinlediklerim oldu. Nuşirevan Mustafa ile sohbetlerimize ‘Mezopotamya Ekspresi’ adlı kitabımda geniş yer verdim.
Nuşirevan Mustafa, 2007’de televizyonu, radyosu, gazetesi ve dergisiyle büyük bir medya kompleksi oluşturmak istiyordu. Süleymaniye’de evinde kendisini ziyaret ettiğim vakit, bu fikrini açmış ve gazeteci olarak en iyi tanıdığı ve dost bildiği kişinin ben olduğumu söyleyerek, bir çeşit yardım istemişti.
Bu isteğini yerine getiremedim ama o kendi başına bu işi de becerdi ve başardı. Ardından KYB’den kopup, Gorran’ı kurduktan sonra girdiği 2009 seçimlerinde başta kendi ‘merkez üssü’ Süleymaniye olmak üzere KYB’nin altını bir hayli oydu. Oyduğu anlaşılmıştı ama ne kadar oyduğu çok net değildi. Zira, Barzani’nin KDP’si ile Talabani’nin KYB’si seçimlere ‘Kürdistan İttifakı’ adı altında girmişlerdi. KDP’li 30, KYB’li 29 milletvekili ‘Kürdistan İttifakı’ namına parlamentoda yerlerini aldılar.
Seçimlere ilk kez giren Gorran 25 milletvekili çıkarmıştı. Nefesini KYB’nin ensesinde hissettirerek bir anda ve kendiliğinden ana muhalefet partisi olmuştu. KDP-KYB koalisyonu 59 sandalye ile hükümet olmuştu.
Kürdistan Parlamentosu’nda 111 sandalye var. 11’inin 5’i Türkmenlere, 5’i Asuri-Süryani-Keldani’lere, 1’i ise Ermenilere kontenjan olarak ayrılmış durumda. Hükümet kurmak için gerekli salt çoğunluk 56 sandalyeyi gerektiriyor.
Geçen hafta, 21 Eylül’de yapılan seçimlerde Gorran, kesin olarak KYB’nin yerini aldı. 1.857.000 oyun kullanıldığı seçimlerde KDP, 695 bin oyla yüzde 37.46 oy alırken Gorran 436 bin 825 oyla yüzde 23,52’lik bir oran tutturdu. Lideri Celal Talabani, Berlin’de bir hastane odasında zor bir tedavi sürecinde bulunan KYB ise 316 bin 248 oyla yüzde 17.03’te kaldı ve üçüncü sıraya yerleşti. Değişik İslami eğilimlerden iki partiden biri yüzde 10.42, diğeri yüzde 6.73 oy topladı.
Irak Kürdistanı’nın en büyük seçim bölgesi olan Süleymaniye’de (Erbil’den 100 bin daha fazla seçmen var) Gorran yüzde 39 ile birinci parti. KYB yüzde 26.8 ile ikinci, seçimlerin galibi KDP yüzde 12.4’te duruyor. KDP’ye büyük avantaj getiren, üçüncü seçim bölgesi Duhok’taki ezici üstünlüğü.
Seçim sonuçları, KDP’yi birinci parti çıkartsa da tek başına hükümet kurmaya yeterli sandalyeyi vermemiş durumda. Bu nedenle KDP, bir başka deyişle Neçirvan Barzani, hükümet kurabilmek için KYB ya da Gorran ile koalisyon yapmak zorunda.
KYB’nin Gorran’a zemin kaybında, karizmatik lideri Celal Talabani’nin sahnede bulunmaması en önemli etken sayılmakla birlikte, eşdeğerde bir başka neden olarak KDP ile iktidar sorumluluğunu paylaşmış olması öne sürülüyor. Dolayısıyla KYB’nin KDP ile koalisyona girmesi, kendisi için ‘sonun başlangıcı’ diye görülüyor. Bir süre sonra KYB kalmaz.
KYB’nin içinde KDP ile fazla haşir neşir olmaya karşı bir akım da var. Seçim sonuçlarından sonra bu akımın güçlenmesi mümkün. KYB’nin KDP ile koalisyona girmesi, bu nedenle ‘çantada keklik’ değil.
KDP’nin Gorran ile de koalisyon ihtimali kâğıt üzerinde mümkün. Ne var ki Nuşirevan Mustafa, bugüne dek olduğu gibi ilkeli ve sabırlı davranırsa, zaman onun lehine işleyecek gibi gözüküyor. Tersine, KYB’yi KDP iktidarının yanına itip, onun tükenmesini beklemesi daha mantıklı gibi.
Bütün bunlara bakarak, Fazıl Necip adındaki Kürt yorumcu, KDP’ye yakın Rudaw gazetesinde ‘Ve, Galip Nuşirevan Mustafa’ başlıklı bir yazı kaleme aldı.
Ne var ki Güney Kürdistan’da seçimlerle ortaya çıkan manzarada, durum, sanıldığından daha karışık olabilir. Zira, ‘geniş mahalle’ Ortadoğu, ‘büyük cadde’ Irak, ‘meydan’ Güney Kürdistan olunca; ister istemez, Bağdat, Ankara ve Tahran, Erbil’de nasıl bir iktidarın oluşacağını belirleyecek şekilde rol kazanabiliyorlar. Yani, Erbil’deki yeni Kürt hükümeti, sadece Güney Kürdistan dinamiklerinin ürünü olmayacak. Birçok ‘aktör’ ve dahası Kürdistan’ın diğer parçaları da devrede olacak.

Alternatifsiz aktör
Ne olursa olsun, Avrupa’da hastane köşelerinde hayat mücadelesi veren ve eski konumuna dönebileceği tahmin edilmeyen Celal Talabani sonrasında Mesut Barzani’nin karşısına ‘alternatif’ olarak Nuşirevan Mustafa’nın sahneye girmesi, daha geniş ölçekteki ‘Kürdistan denklemi’nin izlenmesi gereken ‘yeni unsuru’nu ifade ediyor.
Yakın gelecekte, Rojava üzerinde KDP-KCK (PKK) farklılığı kendini dışavurur ve derinleşirse Nuşirevan Mustafa ve Gorran, Türkiye Kürtlerini de yakından ilgilendiren bir ‘müttefik’ konumunda değer kazanabilir.
Türkiye’nin ‘komşularla sıfır sorun’ politikasında, Güney Kürdistan’dan başka ‘sorunsuz komşusu’ kalmadı. Söz konusu politika formüle edildiğinde ‘en sorunlu komşusu’ orasıydı ve ‘komşularla sıfır sorun’ politikasına orası zaten dahil edilmemişti.
Görüldüğü gibi, bizim bölgede hayat çok hızlı değişiyor. O yüzden, ‘sıfır sorun’ durumunun Habur’un ötesindeki ‘komşumuz’da devam etmesi için Gorran’ı yani ‘Değişim’i bundan sonra, bugüne kadar olduğundan daha fazla dikkatle izlemek gerekecek.