IŞİD ile "al takke, ver külâh"...

Irak ve Suriye'deki yayılması ve ilân ettiği "devlet"in bekası, IŞİD'in Suriye petrol havzaları üzerinde kurduğu kontrol ve bu petrolü en büyük ölçüde Türkiye üzerinden dışarı çıkarıp, satmasıyla mümkün olabiliyor.

Tayyip Erdoğan, Katar dönüşü önemli açıklamalar yaptı.âAçıklamaların önemli olmasının sebebi, “Türkiye-IŞİD konusu”na ilişkin olarak özellikle Amerikan basınında son günlerde yayımlanan çok önemli haberlerle ilgili olmasından ötürüydü.

Hafta sonu, İstanbul’da dünyanın en saygın düşünce kuruluşlarından birinin yıllık toplantısında idim. Geçen yıl başkonuşmacı Tayyip Erdoğan idi. Gelmedi.

Bu yılda, davetli olmalarına rağmen, iktidar temsilcileri yoktu. Toplantının organizatörlerinden biri, bana, “Belli ki, Türk hükümet yetkilileri buraya katılan kişilerin önüne çıkmaktan korktukları için katılmaz oldular” dedi.

Doğru olabilir. Batı dünyası, “Yeni Türkiye” için sıkıntılı bir alan oldu. Cumhurbaşkanı’nın dış gezi hiyerarşisinden de bu anlaşılabilir. Önce, “Yavru Vatan”, ardından “Bir Millet-İki Devlet” sloganının tekrarlanabileceği Azerbaycan, sonra NATO Zirvesi nedeniyle mecburen gidilmiş olan Galler ve arkasından Ortadoğu’daki “Değerli Yalnızlık” politikasının “finansmanı”nı sağlayan, “bölgesel eksen” oluşturduğumuz Katar.

Erdoğan, Katar’a gitmeden önceki günler içinde, hem Hagel ve hem de Kerry ile Başkan Obama’nın ilân ettiği “yeni Amerikan stratejisi” çerçevesinde IŞİD’e karşı işbirliği konusunu görüşmüştü. Kerry, Ankara’ya gelmeden önce S. Arabistan’da, Türkiye ve Katar’ın da aralarında bulunduğu 10 Arap ülkesinin dışişleri bakanlarıyla toplanmış, orada varılan “mutabakat metni”ne sadece Türkiye imza koymamıştı.

Kerry, Ankara’dan “elleri boş” ayrılırken, Wall Street Journal’da “Our Non-Ally in Ankara” (Ankara’daki Olmayan Müttefikimiz) başlıklı ve “yazı kurulu” imzalı başyazı yayımlanmıştı. Alt başlık ise “Türkiye IŞİD-karşıtı koalisyondan kaytarıyor. Kürdistan’da niçin üs kurulmasın?” şeklinde idi.

WSJ başyazısı şu ilginç cümleyle bitiyordu:

“İncirlik, yaklaşık 60 yıl ABD kuvvetlerinin evi oldu ama belki de onu, kuzey Irak’ta Kürt topraklarında yeni bir ABD hava üssüyle değiştirmeyi düşünmenin zamanı geldi. Amerika’nın artık Ankara’da dostları olmayabilir ama bu, Ortadoğu’da seçeneklerimiz olmadığı anlamına gelmez.”
WSJ’nin üzerinde çok önemle durmayı gerektiren bu başyazısını, Mesut Barzani’nin sağ kolu Fuad Hüseyin’in “Neçirvan’ın yayın organı” olarak bilinen Rûdaw’a verdiği demeçle birarada okumakta yarar var. Fuad Hüseyin, “Barzani’nin, Türkiye’nin Irak – Şam İslam Devleti (IŞİD) örgütünün saldırıları konusundaki tavrından rahatsız olduğunu” ifade ederek, “Çünkü Türkiye yapacağını umduğumuz şeyleri yapmadı” dedi. Ve ekledi: “Barzani bu bölgenin başkanı. Kürdler’in tümü Türkiye’nin tavrından rahatsız. Bu durumda Barzani nasıl rahatsız olmasın ki…”

Zor günlerden geçtiklerini vurgulayan Fuad Hüseyin, “Amerika dünyanın diğer ucundan yardımımıza geldi. Ancak yanıbaşımızdaki Türkiye hiçbir şey yapmadı. Yardım talebimizi ilettik, gene gelmediler. Ankara ile konuşup, bu konuyu açık seçik ele almamız lazım. Böyle ilişki olur mu?” diye konuştu.

Benim en ziyadesiyle dikkatimi çeken ise cumartesi günü New York Times’da manşet kenarından, birinci sayfadan yayımlanan bir haber oldu. Haber, ABD’li yetkililerinin –biraz da umutsuzca- IŞİD’in Türkiye üzerinden yaptığı petrol kaçakçılığını nasıl önlemeye çalıştığı ile ilgiliydi. Irak ve Suriye’deki yayılması ve ilân ettiği “devlet”in bekası, IŞİD’in Suriye petrol havzaları üzerinde kurduğu kontrol ve bu petrolü en büyük ölçüde Türkiye üzerinden dışarı çıkarıp, satmasıyla mümkün olabiliyor.

Haberi okuduğunuzda, bu konunun Obama-Erdoğan arasındaki –NYT’ye göre- “hassas” görüşmede, Erdoğan’a aktarıldığınını okuyorsunuz.

Türk yetkilliler Amerikalı muhataplarına IŞİD’in elinde 49 Türk rehine bulunmasından ötürü fazla bir şey yapamayacaklarını söylemişler. “Anlaşılır” bir hal.

NYT , Amerikan yönetimi yetkililerinin, “Buna rağmen, eğer isterlerse, Türkiye’nin IŞİD’e nakit akışını engelleyebileceğini” söylediklerini belirtiyor.

NYT haberinin en can alıcı bölümleri, Türkiye’nin IŞİD’in petrol karaborsasının en önemli parçası haline geldiği iddialarına yer verilirken, “Türk yetkililerin bugüne kadar bu konuda işbirliğine yanaşmadığı, zira önemli sayıda Türk’ün bundan yarar sağladığı ve bunlar arasında bazı yetkililerin de bulunduğu”na dair cümleler.

Şöyle bir cümle: “Uzun vâdeli Amerikan planı Türkiye’nin kaçakçı şebekelerinin üzerine gitmeyi ikna etmek üzerine odaklanıyor. Bir Batılı diplomata göre, bundan ‘güçlü bir Türk eliti yarar sağlıyor.’”

Bütün bu haberler, hafta sonu, Batılı karar vericilerin de gözünün önündeydi ve nitekim Tayyip Erdoğan’ı sinirlendirmiş olan da NYT ‘nin o söz konusu yazısı. Katar dönüşünde, “ABD basını bu tip art niyetli haberler yapıyor. Bunlar çirkin, yalan ve adice ifadeler” diye konuştu. Erdoğan’a göre, “Yalan ve asparagas haberlerde ABD basını çok mahir.”

NYT haberi iki imzalıydı. David E. Sanger ve Julie Hirschfeld Davis imzalarını taşıyordu. Sagner, NYT’de 30 yıldır çalışıyor, başta Pulitzer olmak üzere, çeşitli gazetecilik ödüllerinin sahibi ve gazetenin başkentteki bir numaralı ismi. Sıfatı: “Washington başmuhabiri.” Julie Hirschfeld Davis ise, 16 yıllık gazeteci, Bloomsberg’de, Congressional Quarterly’de ve Baltimore Sun’da çalışmış, Şimdi NYT’nin Beyaz Saray muhabiri.

Yani, “yalan ve asparagas haber”de “mahir” olmalarından ötürü tanınan tiplere pek benzemiyorlar. Saygın gazeteciler. Onların haber kaynaklarını Washington yönetim çevresi olarak anlamakta yarar olabilir. Dolayısıyla, çıkan haberleri de “Washington’dan Ankara’ya mesajlar” gibi okumak gerekebilir.

Zaten Amerikan iş ve finans çevreleri üzerinde nüfuzlu olarak bilinen Wall Street Journal, NYT’de pazar günü yer alan haber ile aynı nitelikteki bir haberi dün yayımladı. IŞİD’in günde 100 bin varil petrol çıkartabildiğinden ve bunun ticaretinden günde 2 milyon dolar kazandığını ve söz konusu rakamların Sudan’ın petrol üretimiyle karşılaştırılabileceğini ifade etti. Haber, Londra ve Antakya çıkışlı. İki imzalı. İmzalardan biri bir Türk gazetecisine ait.

Dünya, ne yazık ki, dünyada basın özgürlüğü ölçümü yapan Freedom House tarafından 2014’te “özgür olmayan ülkeler” kategorisine alınan Türkiye’nin cumhurbaşkanına değil, “özgür ve saygın gazeteciler” tarafından kaleme alınan haberlere inanıyor..

Erdoğan, hafta sonu New York Times’da yer alan haber ile ilgili “yalan ve asparagas” suçlamasında bulunduğu gün, aynı gazetede Ankara’nın Hacıbayram semtinin “IŞİD’e askere alma merkezi” gibi çalıştığına dair bir haber daha, birinci sayfadan yayımlandı. Haberin imzası var. Bir Türk gazeteci tarafından somut veriler ile yayımlanmış bir haber. Bir süre önce İstanbul Fatih için Alman basınında, benzer içerikte haberler göze çarpmıştı.

49 rehine, Türkiye’nin hareket kabiliyetini tabii ki sıkıntıya sokuyor. Ama, besbelli, her anlamda ve her boyutta, IŞİD ile “al takke ver külâh” ilişkiler içine girilmiş.

Asıl büyük sıkıntı burada.

Ve üstelik, Türkiye, hem IŞİD’e komşu tek NATO üyesi olacak ve hem de, “49 rehine” bahanesine sığınarak, IŞİD’e karşı uluslararası ortak eyleme çomak sokmaya çalışacak.

Bunun “en hafif” sonucu şu olur:

Batı basınında, Türkiye ve IŞİD’le ilgili olarak, “yalan ve asparagas olmayan” haberleri, her gün, onların birinci sayfalarından okuruz.


NOT: WSJ’da yer alan IŞİD petrol trafiğine ilişkin grafik yandadır...