'Kürt açılımı' gözlüğü ile Irak Kürdistanı'nı izlerken...

25Temmuz'da Irak'ın Kürdistan bölgesinde yapılan seçimlerde oluşan yeni parlamento, seçimlerden sonra ilk kez yarın toplanıyor. Bir 10 gün-iki hafta sonra Kürt bölge hükümeti de...

25Temmuz’da Irak’ın Kürdistan bölgesinde yapılan seçimlerde oluşan yeni parlamento, seçimlerden sonra ilk kez yarın toplanıyor. Bir 10 gün-iki hafta sonra Kürt bölge hükümeti de Barham Salih başkanlığında kurulacak. Barham Salih, yıllardır bu görevde bulunan Neçirvan Barzani’nin yerini alacak.
Bu arada, Irak Kürdistan Bölgesi Başkanlığı’na ilk kez doğrudan ve yüzde 70 dolayında bir oyla seçilen Mesut Barzani’nin Başkan Yardımcıları ikiye çıkarılacak ve Kosrat Resul’un yanı sıra Neçirvan Barzani de Başkan Yardımcılarından biri olacak.
Türkiye sınırlarının dibindeki gelişmeleri dikkatle izlemek gerekiyor. Çünkü bilindiği gibi PKK’nın silahlı gücünün en önemli bölümü Kuzey Irak’ta Kandil Dağı’nda konuşlanmış durumda ve Türkiye’nin bir süredir girdiği ‘yakınlaşma süreci’ Erbil’deki Kürt yönetimini de Türkiye’deki ‘Kürt açılımı’nın önemli bir ‘partneri’, en azından önemli bir ‘aktörü’ yapacak.
Türkiye’deki ‘Kürt açılımı’nın ‘ürünleri’ni 2009 sonuna dek vermesi hesaplandığına ve konu Ağustos MGK’sına götürülmeyeceğine göre, ‘somut adımlar’ın neler olacağını görmek için bayram sonrası dönemi öngörmek gerçekçi olur. Zaten eylül MGK’sında gündeme gelmesi beklenen hükümetin ‘yol haritası’ ekimde TBMM’nin yeni yasama yılına girişiyle birlikte Meclis platformunda da tartışılacak ve ekim-kasım-aralık aylarını ‘somut adım atılacak aylar’ olarak tasarlamakta isabet vardır.
Böyle bir ‘takvim’i Başbakan Tayyip Erdoğan’ın yeni yılbaşına dek çözüm yönünde adımlar atılacağını güçlü bir şekilde vurgulamasından anlayabiliyoruz.
Buna paralel olarak, Irak’taki yeni Kürt yönetimiyle ilişkilerin de sıklaştırılabileceğini görmemiz muhtemeldir ve Barham Salih’in Irak Başbakan Yardımcısı sıfatını bırakıp Bağdat’tan Erbil’e Irak Kürt yönetiminin başbakanı olarak gelecek olması ciddi bir şanstır.
***
Barham Salih’i 1991 yılından beri çok yakından tanıyorum. En karakteristik özelliklerinden birisi, Irak Kürtlerinin stratejik ufkunu Türkiye’de görmesidir. Yani, Irak Kürt şahsiyetleri arasında Türkiye ile işbirliğine en hevesli, zihin kalıpları buna en ayarlı kişilerin başında gelir.
Barham Salih, aynı şekilde, Irak Kürtleri tarafından ‘PKK kartının elde bulundurulması’ ve ‘gereğinde Türkiye’ye karşı oynanması’ yaklaşımına ilişkin olarak her vakit eleştirel bir karşı duruşa sahip olmuştur.
Hele Amerika’nın Irak’tan çekilme takviminin işlemesiyle birlikte Barham Salih’in gözünde Türkiye’nin ‘stratejik değeri’ birkaç misline katlanmıştır ve önümüzdeki dönem, PKK’ya ilişkin düzenlemelerde Türkiye ile işbirliğine en yatkın Kürt siyasi şahsiyeti, Erbil’de ‘Başbakan’ sıfatı taşıyacaktır.
25 Temmuz seçimlerinin sonuçları ‘Irak Kürt siyasi topografyası’nda önemli değişikliklere yol açtı. Barham Salih’in de bir parçası olduğu Celal Talabani liderliğindeki Kürdistan Yurtseverler Birliği’nden kopan ‘Gorran’ (Değişim) hareketi 111 sandalyeli Kürdistan Parlamentosu’nda 25 sandalye kazanarak ‘masayı’ ters yüz etti.
Parlamento çoğunluğunu elinde bulunduracak olan KDP-KYB ittifakını temsil eden Kürdistani Liste’nin sandalye sayısı 59. Ancak, KDP’li ve KYB’lileri eşit sayıda değerlendirdiğiniz takdirde, Barzani’nin KDP’si 25, Talabani’nin KYB’si 24 temsilciden oluşuyor demektir ki, bu, Nuşirevan Mustafa liderliğindeki Gorran’ın, KDP ve KYB’ye eşit güç oluşturmasını ifade ediyor. Barzani ile Talabani güçlerini birleştirdikleri takdirde Gorran’dan daha güçlü konumda ve iktidarda bulunabilecekler. Tabii, bu aynı zamanda Gorran’ın güçlü ve etkili muhalefet olması anlamına geliyor. Bu yılla birlikte Irak Kürtlerinin Kürdistan Demokrat Partisi ile Kürdistan Yurtseverler Birliği arasındaki geleneksel ikili yapısı, artık Gorran’la birlikte üçlenmiş durumdadır.
Kürdistani Listesi (KDP-KYB İttifakı) 59 sandalyesine ek olarak, azınlıklara ayrılan 11 sandalyenin (beş Türkmen, beş Asuri, bir Ermeni) dokuzunun desteğine de sahip. Ancak, Gorran muhalefetine eklenen bir başka muhalefet grubu daha var. İki İslami eğilimli Kürt partisi ile sosyalist grubun ve bir eski Komünist’in ilginç ittifakından oluşan ‘Hizmet ve Reform Listesi’ 14 sandalye kazandı. Ayrıca iki sandalye de bizde bir zamanlar Necmettin Erbakan’ın pek düşkün olduğu Kürdistan İslam Birliği tarafından kazanıldı.
Gorran’ın ‘üçüncü güç’ haline gelmesi, Irak Kürdistanı’nın geleneksel ‘siyasi merkezi’ Süleymaniye’yi kazanması, Talabani’nin KYB’sinin eridiği yorumlarına, dolayısıyla Barzani’nin çok güçlendiği yorumlarına yol açtıysa, bu Kürt siyasi tarihini ve siyaset ortamı biraz yakından bilindiğinde pek doğru bir değerlendirme değil. Çünkü Nuşirevan Mustafa, KYB’yi oluşturan ana kollardan biri olan Komala’nın lideriydi. Solcu-Marksist geçmişi, onu geleneksel ve ilkesel olarak KDP’nin muhalifi konumuna oturtmuştur.  Gelecekte, Irak Kürdistanı’nda siyasi ittifaklar değişir ya da yer değiştirirse, Gorran’ın yakın ilişkide bulunacağı yine KYB olacak.
Şu aşamada önemli olan, Irak Kürt siyasetinin seçimlerden sonra ‘demokratik olgunluk’ ve kurumlaşma yönünde ciddi bir adım atmış olmasıdır. Türkiye’nin o coğrafyanın siyasi kıvrımlarını son derece iyi bilmesi ve doğru değerlendirmesi şarttır.
Erbil’deki müstakbel başbakan Barham Salih aynı zamanda iyi bir tahlilcidir. Türkiye’nin Irak Kürdistanı’na ilişkin ‘bilgi ve tahlil eksikliği’ni gidermesi için de Barham Salih’le temaslarını vakit geçirmeden sıklaştırmasında yarar bulunuyor.
***
Güneyimizde bir başka ilginç gelişme ise Irak’taki Amerikan kuvvetleri komutanı General Ray Odierno’nun ‘ihtilaflı bölgeler’e bir başka deyimle Kürtler ile Araplar arasındaki ‘tetik hattı’na merkezi hükümet kuvvetleri ve peşmergelerle birlikte geçici olarak Amerikan askerlerinin yerleştirilebileceği açıklamasını yapması oldu.
Bu, ‘üçlü anlaşma’ ile ortaya çıkabilecek durum, bir bakıma Amerikalıların Kürtlerle Araplar arasında bir ‘barış gücü’ işlevi görmesi anlamı taşıyor. ‘İhtilaflı bölgeler’ denilen alan içine Kerkük’ü de alıyor ve Irak-Suriye sınırında, Türkiye’ye yakın sayılabilecek noktadaki Sincar’dan diyagonal bir çizgiyle Bağdat hizasında bulunan, Irak-İran sınırındaki Hanekin’e kadar uzanıyor. Bizim, eski Osmanlı Musul Vilayeti aşağı yukarı aynı alanı kapsıyordu.
Sünni-Şii kanlı çatışmasının büyük ölçüde yatışmasından sonra, Irak’ı dağıtacak çatışma potansiyeli, söz konusu ‘tetik hattı’nda Kürtler ile Araplar arasında bulunuyor. Amerikalıların böyle bir çatışmanın önünü almak için harekete geçtikleri, Kürtler ile Arapların aralarındaki ihtilafın askıya alınmasında uzlaştıkları belli oluyor.
Irak’ta Kürt-Arap çatışması patlak vermişken, Türkiye’de ‘Kürt açılımı’nın istikbali de kararırdı.
O yüzden, Irak için ‘uzlaşmalar’, Türkiye’deki Kürt açılımının zamanlaması ve seyri ile yakından ilgili.
Gözünüzü Irak’tan ve Irak Kürdistanı’ndan ayırmayın...


Cengiz Çandar’ın bu yazısı aynı anda Referans gazetesi ve www.hurriyet.com.tr web sitesinde de yayımlanmaktadır.