Yarı final ya da 3 Temmuz'un intikamı...

Kocaman'ın 'Geçen yıl Şampiyonlar Ligi'ne göndermeyenlere selam olsun' lafı kime ve kimlere, nerelere gidiyorsa, hepsine birden gidiyor.

Fenerbahçe’nin Roma’da Lazio karşısında 1-1’lik beraberlikle, İstanbul’daki 2-0’ın rövanşını vermeyerek tarihinde ilk kez Avrupa’da yarı finale kalmasına ilişkin en doğru ve unutulmaz slogan Başkanvekili Abdullah Kiğılı’ya ait: Çizmeyi aştık!

Fenerbahçe, gerçekten de, İtalya’da ‘çizmeyi’ aştı. İtalya’nın önemli takımlarından birini kupa dışı bırakmakla kalmadı, kendisini geçen sezon akıl almaz bir haksızlıkla Şampiyonlar Ligi’ne almayan UEFA’dan, alınmamasında gizli ama belirleyici rol oynayan TFF’nin o zamanki yöneticilerinden, kimi kulüplere dek olayların arka planında rol oynayanları da boyunu posunu aştı.

Bazı Türklerin marifetiyle UEFA’nın hışmına uğramış bir futbol takımı yani Fenerbahçe, bu kadar ve başkasının başına gelse tuz buz olacağı badireden sadece bir sezon sonra UEFA Avrupa Ligi’nin ilk dört takımı arasına girmeyi başardı.

Roma’daki maçın sonucuna ilişkin en çarpıcı slogan ‘Fenerbahçe çizmeyi aştı’ ise, en çarpıcı mesaj da, bu büyük ve unutulmaz başarının büyük mimarı Aykut Kocaman’a aitti. Aykut Kocaman, “Fenerbahçe’yi geçen yıl Şampiyonlar Ligi’ne göndermeyenlere Avrupa Ligi yarı finalinden selam olsun” dedi.

Bu laf kime ve kimlere, nerelere gidiyorsa, hepsine birden gidiyor.

Türkiye’de saatler gece yarısını çoktan geçtiği bir sırada, Fenerbahçe takımı, kaldığı Cavaliere Oteli’ne lobiyi dolduran Fenerbahçelilerin alkışları arasında girdi. Aykut Kocaman ile ayaküstü sohbet ettim. “Maçın 60. dakikasında golü yedikten sonra, Allah’tan stat boştu, dayamadım, birkaç sıra geride bir platforma gidip son 30 dakikayı sürekli yürüyerek geçirdim. Arada bir sana göz atıyordum. Dimdik ayakta oyunu izliyordun. Senin yaptığın işi asla yapamayacağımı düşündüm o an” dedim.

Aykut Kocaman güldü. “Senin izlediğin yerden daha iyi okunabilir oyun. Ama ben Lazio Klose’yi oyuna alınca, tamam bu maç istediğimiz gibi bitecek diye düşündüm. O 60. dakikada golü yediğimiz anda takımın silkineceğini biliyordum. Bu işler böyledir” diye tepki verdi.
Teknik adam farkı. Onun gözünden, onun bakışından, onun algısından, futbola dair her şey bizimkilerden farklı olabiliyor.

Maç sonrası Fenerbahçe TV mikrofonlarına konuşan siyaset ve spor adamı Celal Doğan, ‘ne düşündüğü’ sorulduğunda “Fenerbahçe’yi anlamak için Aykut Kocaman olmak gerekir” diye bir değerlendirme yaptı. ‘Ne demek istediğini’ sorduğumda, “Bu adamdaki (Aykut Kocaman) sabır akıl alır bir şey değil. O sabır ile başarıya gitti ve gidiyor” diye cevapladı.

Aykut Kocaman, ‘pas oyunu ve onun aracılığıyla kontrollü futbol’ düşüncesini ısrarla Fenerbahçe takımına benimsetmeye çalıştı. Ve, Fenerbahçe’yi tarihindeki en büyük başarısına taşıdı ve daha da taşıyacak. Alçakgönülülüğünü -piyasadaki meslektaşlarının bazılarından çok farklı olarak- bir milim bile kaybetmeden yaptı bunu.

Ama Fenerbahçe’nin 2013 itibariyle Türk futbolunun ‘lokomotifi’ olmasını, en önde koşmasını ve daha nice başarıların sinyalini vermesini ‘3 Temmuz Süreci’ni unutarak, onu bir kenara atarak düşünemeyiz.

3 Temmuz’da başkanı ve yöneticileri içeri atılmış, üzerinde büyük oyunlar çevrilmiş bir kulüp Fenerbahçe. Ancak direnişiyle ve büyüklüğüyle bunları aşıp, bugünlere gelebilirdi. Çok çabuk geldi üstelik.

Başkanı, Aziz Yıldırım, özgürlüğüne kavuştuktan ancak sekiz ay sonra, Fenerbahçe, tarihinde hiç yapmadığını yaptı ve UEFA Avrupa Ligi’nde ilk dördün arasına girdi.

Aziz Yıldırım, Roma’da takımın başındaydı.