15 Şubat'ta ne oldu?

PKK, Öcalan’ın Türkiye’ye getirilişinin 13. yıldönümü nedeniyle 15 Şubat’ı “toplumsal bir eylem gününe dönüştürme”yi hedefledi. Aynı zamanda “Edi bese, an azadi an azadi” (Artık yeter, ya özgürlük ya özgürlük) sloganıyla Öcalan’ın özgürlüğe, Kürtlerin statüye kavuşmasını temel alan bir süreci de başlattı. 

Bu yazının yazıldığı akşam saatlerinde Fırat Haber Ajansı da dahil olmak üzere çeşitli ajansların servis ettiği haber ve fotoğraflar göz önüne alındığında ortaya çıkan tablo iki açıdan dikkat çekiyordu. 

Birinci olarak Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki il ve ilçelerde basın açıklamaları, oturma eylemleri ve yürüyüşler yapıldı. Genel olarak bu açıklama ve yürüyüşlerin ardından gençler sokak aralarında barikat kurup güvenlik güçleriyle çatışmaya girdi. Bununla birlikte yürüyüşlere katılım tarif edilirken azami olarak ‘binler’ sözcüğü kullanıldı. Özetle düşük profilli bir ‘kitle hareketi’ne tanık olundu. 

İkinci olarak kepenk kapatma bazı il ve ilçelerde -örneğin Hakkâri- neredeyse tüm işyerlerini kapsarken, bazılarında -örneğin Diyarbakır- yaygın ve geçmişten biraz daha etkili oldu. Bazı yerlerde de kayda değer etki yapmadı. 

Bu tablodan PKK’nın bölgede -kepenk ve kontak kapatma, okulları boykot etme gibi ‘pasif’ protestolarda ifadesini bulan- ‘hegemonik’ gücünü koruduğu, buna karşın kitlesel seferberlik açısından ‘düşük profil’ sergilediği anlaşılıyor. Bunun nedeninin KCK operasyonlarının neticesinde örgütün ‘kan kaybetmesi’ mi yoksa bir taktik tercih mi olduğunun netleşmesi için 8 Mart Kadınlar Günü ve nihayet 21 Mart Nevruz Bayramı’nı beklemek gerekiyor.