ABD'den Ankara'ya Kuzey Irak vizesi

TSK'nın Kuzey Irak'taki PKK kamplarına yönelik hava harekâtları 3. gününe girdi. ABD Dışişleri, Ankara'nın PKK'ya karşı kendini savunma hakkına saygılı olduğunu ve mücadelesini desteklediğini bildirdi.

KUZEY IRAK GÜNCESİ 

Kim ne dedi? Ne yaptı? Ne anlama geliyor?

19 AĞUSTOS 2011 SAAT: 19.00

ANKARA


Genelkurmay Başkanlığı dün yaptığı açıklama ile Kandil Dağı, Avaşin-Basyan ve Zap bölgelerinde tespit edilen 28 hedef grubuna önceki gün sabah ve akşam saatlerinde hava harekâtı icra edildiğini duyurdu. Hava harekâtıyla koordineli olarak aynı bölgelerde tespit edilen 96 hedefin de topçu silahlarıyla yoğun ateş altına alındığı kaydedilen açıklamada şöyle denildi: “Hava harekâtı ve topçu atışlarında, bölücü terör örgütüne ait olduğu kesin olarak teyit edilen hedefler seçilmiştir. Genelkurmay Başkanlığı’nca daha önce de açıklandığı gibi, harekâtın planlanmasında ve icrasında bölgedeki sivil halkın olumsuz etkilenmemesi için gerekli hassasiyet gösterilmektedir.”
BDP Grup Başkan Selahattin Demirtaş, “Biz asla şiddet eylemlerine iyi olur demedik. Şu saatten sonra şiddet duracak diyorsak bunun tek yolu karşılıklı ateşkestir. Sayın Başbakan Kandil’e gaz alma amaçlı operasyonları bırakarak, eğer örgüt eylem yapmayacaksa biz de asla yapmayacağız demelidir. Ölümleri durdurmanın en pratik yolu budur, karşılıklı eller tetikten çekilecek. O zaman BDP’nin neler yapacağını hükümet görecek. O zaman barış isteyenler bizim gücümüzü görecekler” dedi. DHA’nın dünkü haberine göre Demirtaş şöyle konuştu: “Devlet bizi tutuklayabilir, asabilir, idam edebilir, infaz edebilir bütün bunları yapmaya gücü de vardır. Bunların hepsini başarabilir ama bütün bunları yaparak meşruiyeti, haklılığı yoktur. Mesele budur. Tehditlerle karşılıklı restleşmelerle bu iş çözülseydi, bugüne kadar 50 bin defa çözülürdü. Biz bunlara cevap vermeyeceğiz. Devlet bunu isterse, yapabilir. Devlet bunu yapacak diye de boyun eğecek halimiz yok.”

ABD

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Victoria Nuland önceki günkü basın brifinginde “Türkiye’nin terörist saldırılara karşı kendisini savunma hakkına saygı duyuyoruz. Daha geçen ay PKK üç düzineden fazla Türk güvenlik mensubunu öldürdü. Irak, Türkiye, ABD’nin ortak düşmanı olan PKK’ya karşı mücadelede Irak ve Türkiye arasındaki yakın işbirliğini her zaman destekledik” dedi.

KUZEY IRAK

Bölgesel Kürt Yönetimi Sözcüsü Kawa Mahmud, sorunların Kürdistan sınırlarını bombalayarak değil, diplomatik kanallardan ve diyalog yoluyla çözülmesi gerektiğini söyledi. PUKmedia’nın dünkü haberine göre Mahmud, yaptığı açıklamada Kürdistan sınırlarının bombalanmasını uluslararası anlaşmalar ve iyi komşuluk ilişkileriyle çeliştiğini vurguladı.
Peşmerge Sözcüsü Cabbar Yawer, Türkiye ve İran’ın bombardımanlarını eleştirerek “Bombardımana tabi tutulan yerlerde birçok köy var ve o köylerde sivil insanlar yaşamaktadır. Bu insanların hiçbir günahı olmadığı gibi bunların o ülkelere karşı silah almış gruplarla da herhangi bir ilişkisi söz konusu değildir. Yapılan saldırılar birçok köylünün evinin yıkılmasına, hayvanlarının ölmesine ve bağ-bahçelerinin zarar görmesine sebep olmaktadır” dedi. Fırat Haber Ajansı’nın DİHA’ya dayanarak dün verdiği haberde Yawer, “Irak Anayasası’nın 110. maddesi gereği Irak hükümeti Federal Kürdistan sınırlarını korumakla görevlidir. Bu durumun son bulması için de diplomatik yollardan elimizden gelen çabayı göstereceğiz” diye konuştu.
Fırat Haber Ajansı’nın dünkü haberinde Türk savaş uçaklarının dün sabah saatlerinden itibaren yeniden Kandil’i bombalamaya başladığını ileri sürdü. Haberde uçakların 09.20 sularında Kozine köyünü bombalayıp uzaklaştıkları belirtildi.
Ajans, dün 18.00’de de Hinere, Hakurk, Lolan, Sineme Boğazı’na yönelik hava harekâtı yapıldığını bildirdi.


GELİŞMELER NEYE İŞARET EDİYOR

Demirtaş’ın sözleri, 16 Ağustos tarihli “Ankara PKK’ya ‘taarruz’ arifesinde” başlıklı Kuzey Irak Güncesi’ndeki tespiti teyit eder şekilde BDP’nin yeni dönemde ‘atak’ görüntü vermeyeceğini, ‘pasif direniş’ sergileyeceğini gösteriyor.
TSK’nın dün 3. gününe giren Kuzey Irak bombardımanı, ısrarlı oluşu ve sürekliliğiyle PKK üzerinde azami baskının oluşturulmasını ve bu sayede örgütün istikrarsızlaştırılmasını hedefliyor.
TSK’nın bu taktikle örgütü Kuzey Irak’ta ‘ayakta kalma’ çabasıyla meşgul ederek daha sonraki müdahaleleri için koşulları olgunlaştırmaya çalıştığı anlaşılıyor.
Bölgesel Kürt Yönetimi’nin düşük profilli tepkisi, PKK/PJAK’a yönelik Türkiye-İran bombardımanlarına Erbil’in sessiz kalmadığını gösterme zorunluluğuna karşılık geliyor.
Nuland’ın sözleri, brifingin Suriye’ye ilişkin burada alıntılanmayan bölümlerinden hissedildiği gibi Ankara’nın Esad yönetimine tavrını sertleştirmesinin karşılığında -Bağdat/Erbil ile işbirliği içinde olunması kaydıyla- TSK’ya Kuzey Irak yolunun açıldığını düşündürüyor.



YAZARIN NOTU:

Ekim 2007’de Referans gazetesinde başlayan Ekim 2010’dan itibaren de radikal.com.tr sitesinde devam eden Kuzey Irak Güncesi yazılarında, esas itibariyle, “Kim ne dedi? Ne yaptı? Ne anlama geliyor?” temel felsefesi gereği verili anın ‘fotoğrafı’ çekilerek geleceğe dönük kestirimler yapılır. Yazar, Türkiye’de Kürt sorunu ve PKK konusunda herkese açık olan kaynakların taranmasından çıkan anlamlı verileri kullanır. Bu nedenle herhangi bir kaynaktan nispeten fazla alıntı yapılması somut durumun sonucudur. Konunun çok dinamik olması nedeniyle yeni bir gelişmenin ortaya çıkması halinde farklı bir kestirimin yapılabileceğinin bilincinde olan yazar, analize dahil edilen verilerin tarih ve saat ile sınırlandırılmasını zorunlu görür. Yazarın objektifliği temel kriter olarak alması, sorunun nasıl çözüleceğine dair bir fikrinin olmadığı anlamına gelmez. Bununla birlikte yazar ‘sürüden ayrı düşmeyi’ göze alır ve konuyla ilgilenenlere derli toplu bir kaynak da sunan farklı formatını korumaya özen gösterir.