Ankara'nın Kürtlerle sınavı

Suriye'deki gelişmeler Türkiye'yi kritik bir yol ayrımına getirdi. Ya hızlı şekilde Kürt sorununun çözümüne gidilecek ya da hem içeride hem de dışarıda askeri yönteme ağırlık verilip toplumsal ve siyasal açıdan 'tüketici' bir sürece girilecek.

KUZEY IRAK GÜNCESİ 

Kim ne dedi? Ne yaptı? Ne anlama geliyor?

26 TEMMUZ 2012 SAAT:18.00

ANKARA

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Londra Olimpiyatları’nın açılışına katılmak üzere dün İngiltere’ye gitmeden önce Esenboğa Havalimanı’nda gazetecilerin sorularına verdiği yanıtta PKK-PYD’nin dayanışma içinde yanlarına farklı oluşumları almak suretiyle bir adım atmalarına Türkiye’nin müsamaha ile bakması ve seyretmesinin mümkün olmadığını söyledi. Erdoğan “Dışişleri Bakanıma verdiğim talimatla en geç çarşamba günü Kuzey Irak’a gidip oradaki yerel yönetimin idarecileriyle bu konuları paylaşıp, bu konudaki kararlılığımız, hassasiyetimiz kendilerine de iletilecektir. Ondan sonra da böyle bir sorumluluğun bizden çıktığını bilmelerini istiyoruz” diye konuştu. Erdoğan, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nu Kuzey Irak’a gönderme sebebini ise “Bakın bu noktada size karşı güven duygularımız zedelenmesin. Güvenimiz var ama burada yanlış adımların atılmasına sizler de vesile olmayın. Tam aksine bir dayanışma içinde buradaki yanlışı düzeltelim. Bu yanlışı düzeltmede adımı beraber atalım. Ama aksi takdirde burada kendilerine göre Kuzey Irak’taki PKK-PYD dayanışmasının oraya koymuş olduğu hayali haritalara eyvallah etmeyiz” sözleri ile açıkladı.
Erdoğan, önceki akşam Kanal 24’te katıldığı programda da “Suriye’nin kuzeyinde oluşacak yapılanma bir terör yapılanmısıdır, buna ‘eyvallah’ edecek halimiz yok” dedi. AA’nın haberine göre Erdoğan, “Ne yapılabilir?” sorusu üzerine “Bu konuyla ilgili olarak şu anda biz de 45 bine yakın göçmen var. Bu konuda atılacak adımlarda değerlendirmelerde şu anda muhalif güçler kuzeyde bir yapılanmaya sıcak bakmadıkları gibi biz orada muhalif güçlerin bu yaklaşımını destekleriz. Olacak olan budur” yanıtı verdi.

SURİYE

Barzani gözetiminde Erbil’de Kürt Ulusal Meclisi ile PYD arasında imzalanan 7 maddelik birlik anlaşması uyarınca önceki gün Kamışlı’da 10 kişiden oluşan Yüksek Kürt Konseyi kuruldu. Denge Azad’ın haberine göre konseye bağlı olarak Kamışlı, Kobani, Afrin ve Kürtlerin bulunduğu diğer yerlerde komiteler kurulacak ve komitelerin yaptığı toplantılar halka açık olacak.
Kürt Ulusal Meclisi Dış İlişkiler Sorumlusu Abdülhamid Derveş, “Suriye parçasında nedeni ne olursa olsun asla ve asla kardeş kavgası yaşanmamalıdır, bunun için de Erbil anlaşması olduğu gibi hayata geçirilmelidir” dedi. Denge Azad’ın dünkü haberine göre Derveş, “Biz Kürtler için siyasi adem-i merkeziyetçilik talep ettik. Bu kendi kaderini tayin hakkı ve bağımsız devlet kurma olarak yorumlanıyor. Suriye Ulusal Konseyi bunları kabul etmiyor” diye konuştu.

KUZEY IRAK

İki Türk savaş uçağı, önceki gece Kandil’de çeşitli bölgeleri bombaladı. PUKmedia’nın dünkü haberine göre bir saat süren bombardımanın ardından sabaha kadar süren yangınlar çıktı.
KDP Politbüro Sekreteri Fazıl Mirani, “PKK ile kardeşiz ama ortak değiliz” dedi. Denge Azad’ın dünkü haberine göre Mirani, “Onlar Irak’tan farklı bir ülkede mücadele ediyorlar. Biz tüm Kürtler ile kardeşiz. Ama her biri bir başka siyasi sistemde yaşıyor. Diğer parçaların işine karışmıyoruz ve onlardan da istiyoruz ki bizim işlerimize karışmasınlar” dedi. Suriye Kürtlerine yönelik olarak Mirani şunları söyledi: “Onlar Suriye halklarının bir parçası olarak isyan içinde yer alıyorlar. Biz nerede olursa olsun halkımızın yanındayız ama bu onlarla omuz omuza hükümetlerine karşı savaştığımız anlamına gelmez.” Mirani, Bölgesel Kürt Yönetimi Başkanı Mesud Barzani’nin “Suriyeli Kürtleri eğitiyoruz” açıklamasına ilişkin olarak “Sayın Barzani’nin sözleri dikkatlice incelenmelidir. Suriye hükümetinin bölgeden çekilmesi ile oluşacak güvenlik boşuluğunda kendilerini korumaları için Suriye Kürtlerini eğitiyoruz” diye konuştu.

PKK

KCK dün yaptığı açıklama ile Türkiye’nin Suriye’deki Kürt oluşumuna müdahale etmesi halinde tüm Kürtlerin Türk devletine karşı her yerde harekete geçeceğini duyurdu. Fırat Haber Ajansı’nın dünkü haberine göre açıklamada “Batı Kürdistan’da siyasi temsilcilerin hiçbirinin açıklamalarında ‘ayrılma’ veya ‘başka bir parçayla birleşme’ gibi bir vurgu ve amaç söz konusu değildir. Buradaki halkımızın demokratik Suriye’nin birliği çerçevesinde kimlik, kültür ve statü kazanma amaçları vardır” denildi.
PKK’nın askeri kanadı HPG, Şemdinli’de güvenlik güçleriyle 24 Temmuz’da başlayan çatışmaların devam ettiğini ve 4 stratejik tepenin kontrolleri altında olduğunu ileri sürdü. Fırat Haber Ajansı’na göre PKK çatışmalarda ölen 4 üyesinin isimlerini açıkladı. 


GELİŞMELER NEYE İŞARET EDİYOR

Erdoğan’ın son iki açıklaması, Ankara’nın Suriye’de rejim değişikliğini zorlamanın doğal sonucuna ne kadar hazırlıksız olduğunu gösteriyor.
Derveş’in sözleri, Suriye’deki Kürtlerin siyasi hedefinin bağımsızlık değil özerklik olduğunu vurguluyor.
Mirani, Ortadoğu’da rüzgârın Kürtlerden yana esmesine paralel şekilde Erbil’in özellikle PKK’ya ilişkin söyleminde bir değişiklik olduğunu hissettiriyor.
Kandil, Suriye Kürtlerinin siyasi geleceğinin tayinine yapılacak müdahaleye Ankara’ya karşı cepheyi genişletmekle yanıt vermeye hazırlanıyor.

26 Temmuz itibariyle;

A-Ankara’nın
1-Yüksek perdeden açıklamalara rağmen, Suriye’ye doğrudan müdahaleden ziyade muhalifleri Kürt oluşumuna karşı tavır almaya teşvik edeceği ve bu yönde destekleyeceği diğer bir ifadeyle mülteci kamplarını bir tür ‘karşı’ faaliyet üsleri haline getirebileceği
2- Erbil’e Suriyeli Kürtler arasında oluşturduğu ittifakı bozması için baskı yapmaya hazırlandığı

B-Erbil’in
1-Ortadoğu’nun Kürtler açısından tarihi günlerden geçtiğinin farkında olduğu dolayısıyla Suriyeli Kürtler arasında oluşturduğu ittifakı desteklemeye devam edeceği
2- ExxonMobil’den sonra Chevron ile imzaladığı petrol anlaşmaları da göz önüne alındığında güvenliğinin ABD’nin ‘garantisi’nde olduğu dolayısıyla yapılacak baskılara karşı elinin güçlü olduğu

C-PKK’nın
1- Güvenlik güçlerine karşı saldırılarını arttırmakla kalmayıp, nitelik olarak üst düzeye çıkardığı
2- Alan hâkimiyeti tesis etmeyi hedeflediği

D-Suriyeli Kürtlerin
1- Suriye’de kendilerinin başkenti olarak gördükleri Kamışlı’da yönetimi almalarının an meselesi olduğu
2- Suriye’nin birliğini savunarak uluslararası meşruiyeti korumaya özen gösterdikleri, dolayısıyla dış müdahale zeminini ortadan kaldırmak istedikleri fark ediliyor.

Hiç kuşkusuz tarihin hızlandığı bir süreç yaşanıyor. 2 Ocak tarihli “Kürt sorunu bölgeselleşiyor” başlıklı Kuzey Irak Güncesi’nde de işaret edildiği gibi Kürt sorunu ve PKK konusunda parametreler değişti. Ankara ya hızlı şekilde Kürt sorununu çözmeye yönelecek ve çevre Kürt oluşumlarla ‘uyumlu’ yaşayacak ya da hem içeride hem dışarıda askeri yönteme ağırlık verip toplumsal ve siyasal açıdan ‘tüketici’ bir sürece girecek. 


YAZARIN NOTU:


Ekim 2007’de Referans gazetesinde başlayan Ekim 2010’dan itibaren de radikal.com.tr sitesinde devam eden Kuzey Irak Güncesi yazılarında, esas itibariyle, “Kim ne dedi? Ne yaptı? Ne anlama geliyor?” temel felsefesi gereği verili anın ‘fotoğrafı’ çekilerek geleceğe dönük kestirimler yapılır. Yazar, Türkiye’de Kürt sorunu ve PKK konusunda herkese açık olan kaynakların taranmasından çıkan anlamlı verileri kullanır. Bu nedenle herhangi bir kaynaktan nispeten fazla alıntı yapılması somut durumun sonucudur. Konunun çok dinamik olması nedeniyle yeni bir gelişmenin ortaya çıkması halinde farklı bir kestirimin yapılabileceğinin bilincinde olan yazar, analize dahil edilen verilerin tarih ve saat ile sınırlandırılmasını zorunlu görür. Yazarın objektifliği temel kriter olarak alması, sorunun nasıl çözüleceğine dair bir fikrinin olmadığı anlamına gelmez. Bununla birlikte yazar ‘sürüden ayrı düşmeyi’ göze alır ve konuyla ilgilenenlere derli toplu bir kaynak da sunan farklı formatını korumaya özen gösterir.