Arınç'tan devrim gibi sözler: Kürtlerin tüm haklarını vereceğiz

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada "Kürtler en az bin yıldır var. Tüm anayasal haklarını vereceğiz" dedi.

KUZEY IRAK GÜNCESİ 

Kim ne dedi? Ne yaptı? Ne anlama geliyor?


21 ARALIK 2011 SAAT:22.00

ANKARA

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Kürt kimliğinin 30 sene önce çıkmadığının altını çizerek, “En az bin yıllık bir gerçektir. Bunu inkar ederseniz, 80 öncesine döneriz” dedi. AA’nın dünkü haberine göre TBMM Genel Kurulu’nda bütçe görüşmelerinin kapanışında hükümet adına konuşan Arınç şunları söyledi: “Bir insanın kimliğini inkar etmek o insanı inkar etmek demektir. Kendisini Kürt kimliği ile Arap kimliği ile Boşnak kimliği ile artık ne gelirse aklınıza... Hepsi, kim, ne varsa bu topraklar üzerinde kendi kimliğini rahatlıkla söyleyecektir. O kimliğe saygı duyacağız. O kimliğin bütün kültürel haklarını, anayasal haklarını vereceğiz, tanıyacağız.”
MHP lideri Devlet Bahçeli, Arınç’ın ‘Kürt kimliği’ konusundaki sözlerine tepki gösterdi. AA’nın dünkü haberine göre “Bugünkü yapılan görüşme bir provokasyondur. Bir rol paylaşımı sezintim var. Eğer Başbakan Yardımcısı’nın bu konuşmaları hükümetin görüşüyle bağdaşıyorsa, örtüşüyorsa hükümetin yapacağı bir tek şey var: KCK operasyonlarını durduracak, Güneydoğu Anadolu’daki PKK ile terörle mücadele eylemlerini durduracak, BDP ve PKK ne diyorsa Bülent Arınç aracılığıyla onu yerine getirecek” dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi başdanışmanı AKP Ankara Milletvekili Yalçın Akdoğan, PKK için artık at oynatacağı güvenli alan olmadığını söyledi. AA’nın dünkü haberine göre Akdoğan, “Bombardımanlar örgütün hareket kabiliyetini minimuma indiriyor, kırsaldaki nokta operasyonlar kötü arazi şartlarında oluşan ‘Kandilcikler’i ortadan kaldırıyor, şehirdeki milislere yönelik müdahaleler toplumsal provokasyonlara set çekiyor” dedi. Akdoğan, “Örgütün bölgede kurmaya çalıştığı psikolojik hâkimiyet tamamen kırıldı. Devlet hem psikolojik hem fiziki hâkimiyeti daha güçlü bir şekilde tesis etmiş durumda. PKK’nın büyük umutlar bağladığı Devrimci Halk Savaşı stratejisi tamamen boşa çıkarıldı. PKK, terörü tırmandırarak çektiği kanlı restin altında kaldı. Terör olduğu sürece devletin de güvenlik politikalarını öne çıkarması kaçınılmazdır” diye konuştu. Akdoğan, hükümetin halkı kazanacak politikalara hız vererek ve yeni anayasa bağlamında daha kapsamlı demokratik çözüm arayışlarını koruyarak etkili bir güvenlik konsepti uyguladığını belirtti. 


PKK


PKK tepe yöneticisi Murat Karayılan, ellerinde tuttukları bir kaymakam adayı, iki astsubay ve iki uzman çavuşu, cezaevlerinde ağır hasta durumunda olan 100 PKK’lının tahliye edilmesi halinde serbest bırakacaklarını söyledi.
Fırat Haber Ajansı’nın dünkü haberine göre “Artık tek yanlı, karşılıksız serbest bırakma siyasetini esas almayacağız” diyen Karayılan şöyle konuştu: “Cumhurbaşkanı’nın af yetkisi vardır, ‘Ölüm eşiğine gelmiş insanlardır’ diye salıverebilir. Devlet iyi niyet gösterisi olarak bu hasta arkadaşlarımızın tümünü bıraksın, o zaman biz de gerekeni yaparız. Bir şart değil, insani bir taleptir.” Karayılan tüm devlet kurumlarında, özellikle mahkemelerde Kürtçe konuşulması gerektiğini vurgulayarak “Bundan sonra uşak ruhlu olanlar Türkçe konuşur. Artık ilke budur, herkes Kürtçe konuşmalıdır” dedi. 


GELİŞMELER NEYE İŞARET EDİYOR 


Karayılan’ın Kürtçe konuşmaya ilişkin sözleri, ilk olarak, KCK davalarında görülen hem Türkçe hem de Kürtçe savunma verme eğiliminin önünü kesmeyi ve tüm tutukluların ‘net’ tavır almasını sağlamayı hedefliyor. İkinci olarak, örgütün Kürtçe konuşmayı bir sivil itaatsizlik kampanyası olarak düşündüğünü gösteriyor.
Karayılan’ın kaçırdıkları 4’ü asker 5 kişiye karşı ağır hasta 100 PKK’lının serbest bırakılmasını istemesi, Filistin-İsrail mahkûm takaslarını anımsatıyor ve örgütün insani amaçlarla hareket eden sivil toplum kuruluşlarını Ankara’ya baskı yapmaya zorluyor.
Kandil’in ilk kez başvurduğu bu yöntem, 5 kişiyi uzun bir esaret döneminin beklediğine işaret ediyor.
Akdoğan’ın burada alıntı yapılan açıklaması, 21 Aralık tarihli “PKK’ya baskı ağırlaştı, Kandil ‘çıkış’ arıyor” başlıklı Kuzey Irak Güncesi’nde askeri-siyasi inisiyatifin Ankara’nın eline geçtiği yönünde yapılan analizin anlaşılabilir nedenlerle abartılı bir versiyonuna karşılık geliyor.
Bununla birlikte Akdoğan’ın yeni anayasaya yaptığı gönderme dikkat çekiyor ve açıklamanın tümü Ankara’nın Kürt sorununun çözümü doğrultusunda adım atabilmesi için örgüte karşı hâkim pozisyonda görünme ihtiyacını hissettiriyor.
Tam da Ankara’nın bu hâkim görüntüsüyle denklik arz eden Arınç’ın konuşması, gündeme ‘bomba’ gibi düşüyor.
Arınç’ın hükümet adına yaptığı bir konuşmada sarf ettiği bu sözler -daha sonra ‘şahsi görüşüm’ diye sınırlandırmazsa- Cumhuriyet tarihiyle özdeş sorunun çözümü ve 27 yıllık sıcak çatışmanın sonunu getirme potansiyeli taşıyor. 


YAZARIN NOTU:

Ekim 2007’de Referans gazetesinde başlayan Ekim 2010’dan itibaren de radikal.com.tr sitesinde devam eden Kuzey Irak Güncesi yazılarında, esas itibariyle, “Kim ne dedi? Ne yaptı? Ne anlama geliyor?” temel felsefesi gereği verili anın ‘fotoğrafı’ çekilerek geleceğe dönük kestirimler yapılır. Yazar, Türkiye’de Kürt sorunu ve PKK konusunda herkese açık olan kaynakların taranmasından çıkan anlamlı verileri kullanır. Bu nedenle herhangi bir kaynaktan nispeten fazla alıntı yapılması somut durumun sonucudur. Konunun çok dinamik olması nedeniyle yeni bir gelişmenin ortaya çıkması halinde farklı bir kestirimin yapılabileceğinin bilincinde olan yazar, analize dahil edilen verilerin tarih ve saat ile sınırlandırılmasını zorunlu görür. Yazarın objektifliği temel kriter olarak alması, sorunun nasıl çözüleceğine dair bir fikrinin olmadığı anlamına gelmez. Bununla birlikte yazar ‘sürüden ayrı düşmeyi’ göze alır ve konuyla ilgilenenlere derli toplu bir kaynak da sunan farklı formatını korumaya özen gösterir.