Çelik ve Karayılan'dan 'bombalar'

AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik geçmişte PKK ile mücadele adı altında köylerin boşaltılıp yakıldığını, on binlerce kişinin öldürüldüğünü söyledi. PKK tepe yöneticisi Murat Karayılan ise devletin kendilerine İmralı'dan 10'a yakın mektup getirdiğini, bugün tutuklu olan bir avukatı da Eylül 2006'da Öcalan'a göndererek ateşkes ilan etmelerini sağladığını ileri sürdü.

KUZEY IRAK GÜNCESİ
Kim ne dedi? Ne yaptı? Ne anlama geliyor?

30 KASIM 2011 SAAT:22.00

ANKARA

AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik dün gündeme ilişkin yaptığı açıklamalarda MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye de yanıt vererek “Terörle mücadeleden dolayı Başbakan da AK Parti de özür dilemedi, dilemiyor, dilemeyecek” dedi. AA’nın haberine göre Çelik şöyle konuştu: “Ancak Güneydoğu’da vatandaşa dışkıyı Türk milleti yedirmedi. Eğer siz terörle mücadele ediyorum diyerek vatandaşın köyünü boşaltıyorsanız, köyleri yakarsanız, on binlerce insanı öldürürseniz, faili meçhul cinayet işlerseniz, devlet gücünü kullanan, devlet adına hareket ettiğini söyleyen bir kısım çetelerin buraları yakmasına izin verirseniz bu terörle mücadele falan değildir. Bu, terörün safına insan kazandırmaktır. İki şeyi birbirine karıştırmamak lazım. Terörle mücadele dün devam etti, bugün devam ediyor, bundan sonra da devam edecek. Ama Kuyucu Murat Paşa usulleriyle terörle mücadele edilmez. Hukuk içinde kalarak terörle mücadele edilir, suçların kişiselliği prensibi göz ardı edilmeden terörle mücadele edilir. Oğlu, yeğeni dağa çıkmış 65 yaşındaki adamın helikoptere bindirilip Cudi Dağı’na bırakıldığını, ‘Git oğlunun yerini ara’ dendiğini ben biliyorum. Ben bunun şahidiyim. Böyle bir şey olabilir mi?”

KUZEY IRAK

Bölgesel Kürt Yönetimi Başkanı Mesut Barzani, dün Reuters’e yaptığı açıklamada askeri eylemlerini durdurması için PKK ile görüşmeler yaptıklarını söyledi. Barzani, “PKK ile temas halindeyiz ve askeri operasyonlarını durdurmaları için azami baskıyı uygulayacağız. Çünkü bu operasyonlar Kürt halkının kaderi ile oynuyor. Şimdi askeri operasyonlar zamanı değil, bir dava için barışçıl ve demokratik yollarla mücadele edilebilir, çözüm budur ” diye konuştu. Barzani, durumun daha kötüye gitmesi halinde İran sınırına Peşmerge göndermeyi düşünebileceklerini de belirtti.

PKK

PKK tepe yöneticisi Murat Karayılan, ellerinde Öcalan’ın el yazısıyla yazılmış 10’a yakın mektubun olduğunu ileri sürerek “Bu mektupların hiçbirisini bu avukatlar bize ulaştırmış değildir. Hepsi bizzat devletin heyeti tarafından bize ulaştırılmış mektuplardır. Avukatların haberleri bile yoktur” dedi. Fırat Haber Ajansı’nın dünkü haberine göre Karayılan, 1 Ekim 2006’da ilan ettikleri ateşkesin arkaplanına ilişkin de şunları söyledi: “2006 yılının eylül ayında avukatların görüş günü olmayan bir cumartesi günü siz devlet ve hükümet olarak şimdi tutukladığınız avukatlardan birisini önderlikle görüştürmek üzere İmralı’ya göndermediniz mi? Söz konusu avukat o görüşme sonuçlarını bize aktarmadı mı? O görüşme sonucu 1 Ekim 2006’dan itibaren bir ateşkes süreci gerçekleşmedi mi? Siz gönderdiniz, şimdi de suç işlemişsin diye tutukluyorsunuz.” Artık tek taraflı adım atmayacaklarını vurgulayan Karayılan, Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani’nin “PKK’yı ikna ettim. Silah bırakma için iki şartları var: Genel af ve vatandaşlık tarifi” yollu sözlerine ise şu yanıtı verdi: “Sayın Talabani’nin ifade ettiği o hususlar, tartışmalar sonucunda kendisinin çıkarmış olduğu bir yorum olabilir. Biz doğrudan böyle bir şeyi ifade etmekten ziyade sorunu daha geniş bir çerçeveden bir toplumsal uzlaşma projesi olarak koyuyoruz. Bunu belki de kendisi öyle yorumlamıştır. Ben ona bir şey demem. Tabii her şey tek bir seferde, aynı anda olur diye bir şey yok. Bir süreçtir. Önemli olan gerçekten sorunları şiddetle değil diyalogla çözme çizgisine gelmedir. Biz sorunu diyalog ve demokratik yöntemlerle çözmekten yanayız. Belki de Sayın Talabani’nin ‘ikna ettim’ dediği husus bu tutumumuzu görmüş olması olabilir.”
PKK yöneticilerinden Ali Haydar Kaytan da aynı ajansa yaptığı açıklamada İspanya’da Bask halkına verilenlerin yarısının Kürtlere verilmesi halinde silah bırakacaklarını söyledi.

GELİŞMELER NEYE İŞARET EDİYOR

Çelik’in açıklaması, 1990’larda örgüte karşı kullanılan yöntemlerle ilgili ilk kez üst düzey bir AKP’linin bu denli açık, net ve çarpıcı ifadeler kullanmasıyla dikkat çekiyor ve önem arz ediyor.
Eğer sürçülisan etmemişse, öldürülen on binlerce insanın olduğunu söylemesi, insan hakları kuruluşları tarafından faili meçhul cinayetlere ilişkin verilen 17 bin sayısının AKP tarafından teyidi anlamına geliyor.
Çelik, böyle yaparak o dönemde suç işleyen sorumluların tümünün yargı önüne çıkarılmasında hükümete bir sorumluluk da yüklüyor.
Karayılan’ın açıklamaları, Barzani-Talabani’nin PKK ile Ankara arasında arabuluculuk faaliyetini teyit ediyor.
Karayılan, örgütün silah bırakmaya ikna olmasının Talabani’nin sözünü ettiği düzeyde olmadığına işaret etmekle birlikte temkinli ve saygılı bir üslup kullanarak görüşmelerin devam etmesini istediklerini hissettiriyor.
Karayılan’ın ellerindeki 10’a yakın mektuba ilişkin sözleri bir tarafa -çünkü daha önce benzer açıklamalar yapılmıştı- asıl olarak 2006 ateşkesiyle ilgili kurye görevi yaptırılan avukatın tutuklanması iddiasıyla hükümeti sıkıştırmayı hedefliyor.
Hem Karayılan’ın burada bir kısmı alıntılanan uzun röportajından hem de son günlerde Duran Kalkan da dahil olmak üzere örgüt yöneticilerinin yaptığı açıklamalardan Kandil’in kitle tabanına yönelik operasyonlar ve sonuçlarından rahatsızlık duyduğu, genel bir ‘direniş’ teması işlemekle birlikte üst perdeden konuşmalar yerine temkinli bir söylem benimsediği, asıl olarak da sürece uygun yanıtın arayışı içinde olduğu hissediliyor.


YAZARIN NOTU:
Ekim 2007’de Referans gazetesinde başlayan Ekim 2010’dan itibaren de radikal.com.tr sitesinde devam eden Kuzey Irak Güncesi yazılarında, esas itibariyle, “Kim ne dedi? Ne yaptı? Ne anlama geliyor?” temel felsefesi gereği verili anın ‘fotoğrafı’ çekilerek geleceğe dönük kestirimler yapılır. Yazar, Türkiye’de Kürt sorunu ve PKK konusunda herkese açık olan kaynakların taranmasından çıkan anlamlı verileri kullanır. Bu nedenle herhangi bir kaynaktan nispeten fazla alıntı yapılması somut durumun sonucudur. Konunun çok dinamik olması nedeniyle yeni bir gelişmenin ortaya çıkması halinde farklı bir kestirimin yapılabileceğinin bilincinde olan yazar, analize dahil edilen verilerin tarih ve saat ile sınırlandırılmasını zorunlu görür. Yazarın objektifliği temel kriter olarak alması, sorunun nasıl çözüleceğine dair bir fikrinin olmadığı anlamına gelmez. Bununla birlikte yazar ‘sürüden ayrı düşmeyi’ göze alır ve konuyla ilgilenenlere derli toplu bir kaynak da sunan farklı formatını korumaya özen gösterir.