Erdoğan'ın büyük taarruzu

Başbakan Erdoğan, "Ramazanla ilgili sabrımız bitmiştir. Bundan sonrası konuşulmaz, uygulanır" diyerek PKK ve tabanına yönelik geniş çaplı 'harekât'ın başladığını ilan etti. Jet uçakları dün Kuzey Irak'taki PKK kamplarını vurdu.

KUZEY IRAK GÜNCESİ


Kim ne dedi? Ne yaptı? Ne anlama geliyor?


17 AĞUSTOS 2011 SAAT: 22.30
ANKARA


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Hakkâri-Çukurca karayolundaki PKK saldırısıyla ilgili yaptığı açıklamada “Artık sözün bittiği yerdeyiz. Ramazanla ilgili sabrımız bitmiştir” dedi. ANKA’nın dünkü haberine göre Erdoğan şöyle konuştu: “Bundan sonrası konuşulmaz, uygulanır. Artık her şeyi olunca göreceğiz. Hukuk içerisinde öyle anlar olur ki menfi olarak bazı adımlar da atılabilir. Ama neyi gerektiriyorsa oturur güvenlik güçlerimizle hep birlikte konuşur, karar veririz. Bölücü terör örgütü mensuplarına asla buraları teslim etmeyeceğiz, edemeyiz. Bunlarla aralarına mesafe koymayanlar da bundan böyle bunun bedelini ödeyecekler.”
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Çukurca’daki saldırıyla ilgili yaptığı açıklamada “Ramazan sonrası göstereceğiz, ramazan sonrasında gereken önlemleri alacağız diye bir söylem doğru bir söylem değil. Bakın bugün 8 askerimiz daha şehit oldu. 8 yıldır iktidardasınız, hâlâ bugüne kadar bir önlem almadıysanız, toplumsal bir mutabakat sağlamadıysanız terörle mücadelede başarı elde edemezsiniz” dedi. ANKA’nın dünkü haberine göre Kılıçdaroğlu “Defalarca söyledik, terörün engellenmesi konusunda CHP olarak elimizden gelen her türlü desteği vermeye hazırız. Ama önce AKP’nin kafasının net olması lazım” diye konuştu.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Terörle mücadelede milletin desteği olması lazım. Bu konuda kimse destek vermeme gibi bir hataya düşmemelidir. Terörün kökünü kazıyacak her türlü tedbirin alınmasında MHP üzerine düşen her türlü sorumluluğu ve görevi yerine getirecektir” dedi. ANKA’nın dünkü haberine göre Bahçeli, Başbakan’ın ramazanda sabır söylemine ilişkin olarak da “Başbakan hangi günü takdir ediyorsa ona göre mücadelesini verir” diye konuştu.
BDP eşbaşkanları Hamit Geylani, Filiz Koçali ve Grup Başkanı Selahattin Demirtaş yaptıkları ortak açıklamada genç insanların yaşamlarını yitirmesini ortak acı olarak yüreklerinde hissettiklerini belirttiler. Açıklamada şöyle denildi: “Genç yaşta bu savaşın kurbanı olan askerlere Allah’tan rahmet, kederli ailelerine büyük sabır ve başsağlığı diliyoruz. İnsan yaşamını sona erdiren hiçbir şiddet eylemini tasvip etmediğimizi bir kez daha belirtmek isteriz. Türkiye’nin bu noktaya gelmemesi için aylarca çağrılar yaptık, girişimlerde bulunduk, barışın önünün açılması için büyük çaba sarf ettik. Ancak bütün bu çabalarımız ne yazık ki karşılıksız kaldı.”
İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi, İmralı’da Öcalan ile haftalık görüşmelerini gerçekleştiren avukatlardan 4’ünün, Öcalan’ın avukatlığını yapmalarını bir yıl süreyle yasakladı. AA’nın dünkü haberine göre İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi, “terör örgütü PKK’ya hiyerarşik yapıya dahil olmadan yardım ettikleri“ iddiasıyla yargılanan avukatlar Ergün Canan, Servet Demir, Cengiz Çiçek ve Davut Uzunköprü’nün, hükümlü Abdullah Öcalan’ın müdafi ve vekilliğini yapmalarının CMK’nın 151. maddesinin 3 ve 4. fıkraları gereğince, dosya kapsamı ve mevcut delil durumu da göz önüne alınarak bir yıl süreyle yasaklanmasını kararlaştırdı.
Diyarbakır 8. Ana Jet Üssü’nden kalkan jet uçakları dün akşam saatlerinde Kuzey Irak’a geçerek PKK’nın Kandil, Hinere, Hakurk, Zap ve Metina kamplarını bombaladı.

PKK

Kandil harekâtı çerçevesinde suikast planlarının yapıldığını ve Kuzey Irak’taki Ranya kentine özel kuvvetlerin gönderildiğini ileri süren PKK tepe yöneticisi Murat Karayılan, öldürülmelerinin ihtimal dahilinde olduğunu ve buna hazır olunması gerektiğini söyledi. Fırat Haber Ajansı’nın dünkü haberine göre Karayılan, “Ancak onların çokça dile getirdiği gibi tutuklamaları, pazarlık konusu yapmaları da en zor işlerden birisi olacaktır” dedi. Öcalan’dan 3 haftadır haber alamadıklarını söyleyen Karayılan, “Önderliğimize herhangi bir şey olursa o zaman Türkiye’de tek bir lider bile kalmaz. Bu durumda herkes çok pişmanlık yaşar” diye konuştu. Karayılan, Öcalan’dan bu hafta haber alamazlarsa bunu ‘savaş ilanı’ olarak değerlendireceklerini ifade etti.

GELİŞMELER NEYE İŞARET EDİYOR

Başbakan Erdoğan’ın sözleri PKK’nın Çukurca saldırısından sonra Ankara’nın ramazan sonuna kadar beklemeden askeri ve adli boyutta atağa kalkacağını gösteriyor. Erdoğan’ın sözlerinden BDP/DTK taraftarlarına yönelik yaygın bir tutuklama dalgasının başlayacağı, askeri planda ise ülke içinde operasyonlara hız verilirken, Kuzey Irak’taki PKK kamplarına da yönelineceği hissediliyor.
Dün akşam yapılan hava harekâtı, bu yönelimin ilk etabını oluşturuyor ve karadan müdahalelerin işaretini veriyor.
Kılıçdaroğlu ve Bahçeli’nin açıklamaları bu süreçte muhalefetin hükümete destek vereceğini gösteriyor.
Karayılan’ın sözleri, Ankara’nın örgütün üzerine yönelişinin geniş çaplı olduğunu ve Kuzey Irak’ın da hedeflendiğini teyit ediyor.
Öcalan’a bir şey olması halinde herşeyin kontrolden çıkacağını ima eden Karayılan, cuma günü İmralı’da görüş sağlanması için Ankara üzerinde basınç oluşturmayı hedefliyor.
Hem Erdoğan hem de Karayılan’ın açıklamaları -Kuzey Irak Güncesi’nde son günlerde işaret edildiği gibi- benzeri görülmemiş bir çatışma döneminin eşiğine gelindiğini teyit ediyor. İmha tehdidi altında olduğunu gören örgütün şehirlerde kendisine bağlı kitleyi aktif olarak devreye sokması halinde çatışmanın sadece silahlı güçler arasında cereyan etmekle kalmayacağı, Türkiye’nin sosyal dokusunu da ciddi biçimde riske atacak çok sıkıntılı bir dönemin yaşanacağı fark ediliyor.



YAZARIN NOTU:

Ekim 2007’de Referans gazetesinde başlayan Ekim 2010’dan itibaren de radikal.com.tr sitesinde devam eden Kuzey Irak Güncesi yazılarında, esas itibariyle, “Kim ne dedi? Ne yaptı? Ne anlama geliyor?” temel felsefesi gereği verili anın ‘fotoğrafı’ çekilerek geleceğe dönük kestirimler yapılır. Yazar, Türkiye’de Kürt sorunu ve PKK konusunda herkese açık olan kaynakların taranmasından çıkan anlamlı verileri kullanır. Bu nedenle herhangi bir kaynaktan nispeten fazla alıntı yapılması somut durumun sonucudur. Konunun çok dinamik olması nedeniyle yeni bir gelişmenin ortaya çıkması halinde farklı bir kestirimin yapılabileceğinin bilincinde olan yazar, analize dahil edilen verilerin tarih ve saat ile sınırlandırılmasını zorunlu görür. Yazarın objektifliği temel kriter olarak alması, sorunun nasıl çözüleceğine dair bir fikrinin olmadığı anlamına gelmez. Bununla birlikte yazar ‘sürüden ayrı düşmeyi’ göze alır ve konuyla ilgilenenlere derli toplu bir kaynak da sunan farklı formatını korumaya özen gösterir.