İran Kandil'e yüklendi, TSK operasyonları hızlandı

İran'ın 16 Temmuz'dan itibaren PJAK'ın üslendiği Kandil'e yönelik harekâtının kapsamı genişliyor. PKK'nın kamplarının bulunduğu Hakurk bölgesi bombalanırken, TSK da ülke içindeki operasyonlarına hız verdi.

İran ordusunun, 16 Temmuz’da PKK’nın paralelinde Tahran’a karşı mücadele eden ve Kuzey Irak’taki Kandil Dağı’nda üslenen PJAK’a yönelik başlattığı harekâtın şiddeti artarken kapsamı da genişliyor.
Anadolu Ajansı’nın İran resmi televizyonu Press TV’ye dayanarak dün verdiği haberde, Devrim Muhafızları’nın 35 PJAK mensubunu öldürdüğü ve Serdeşt bölgesinde örgüte ait bir kampın ele geçirildiği bildirildi. Haberde İran ordusunun 7 kayıp verdiği kaydedildi. PJAK’ın askeri kanadı HRK ise İran ordusuna aralarında generallerin de bulunduğu yaklaşık 200 yüz kayıp verdirdiklerini ve tüm saldırıları püskürttüklerini ileri sürdü.
Fırat Haber Ajansı, Tahran’ın bölgenin PJAK’tan temizlenene kadar devam edeceğini ilan ettiği harekâtın genişme eğilimine dikkat çekerken; PKK’nın askeri kanadı HPG, kamplarının bulunduğu Hakurk bölgesinin de bombalanmaya başladığını duyurdu.
İran ordusunun yoğun askeri yığınak yaptığını ve Kandil’e tankların girmesi için yol açmak üzere sınır hattına dozer ve kepçeler sevk ettiğini bildiren ajans, TSK’ya ait 20 tankın da Yüksekova’daki Eli köyünden İran’a geçtiğini ileri sürdü.
Sınırötesinde bu gelişmeler yaşanırken dün sabah özellikle PKK’nın uzun yıllardır yerleştiği Kato, Gabar, Cudi ve Besta dağlarına geniş kapsamlı operasyonlar başlatıldı.

Türkiye de katılır mı?

İran’ın Kandil’e yönelik harekâtına bugüne kadar ABD, Irak ve Bölgesel Kürt Yönetimi’nin sessiz kalması, Türkiye-ABD-Irak arasında PKK’nın Kuzey Irak’tan çıkarılması amacıyla kurulan Üçlü Mekanizma’nın temel felsefesine uygunluk arz ediyor.
Bu sessizlik, Kandil üzerinde uçan insansız hava araçlarının İran’ın faaliyetini izlerken aynı zamanda PJAK/PKK hedeflerine ilişkin Ankara üzerinden Tahran’a istihbarat göndermesine imkân verebilir.
Çünkü Ankara’nın 2007 sonlarından itibaren PKK’ya karşı Tahran ile eşgüdümlü hareket ettiği ve 2008’de PJAK’ın Kandil’deki ana karargâhının İran hava sahasını kullanan Türk jetleri tarafından vurulduğu hatırlandığında bugünkü durumda Kandil’e yönelik iki ülke arasında bir şekilde işbirliğinin olması rasyonel duruyor.
PJAK saflarında Türkiye’den gidenlerin ve PKK saflarında da İran’dan gelenlerin olduğu göz önüne alındığında Türkiye’nin Kandil harekâtından her halükârda askeri avantaj sağlayacağı görülüyor. Bununla birlikte şimdilik “örtülü” gittiği hissedilen bu işbirliğinin sürece açık açık katılım mertebesine yükselmesi, tüm siyasi ve sosyal sonuçlarıyla birlikte PKK’nın ülke içinde topyekûn saldırıya geçmesine yol açacaktır.
Bu nedenle Kandil harekâtı sıradan bir askeri kampanya değil, bizzatihi Kürt sorununun geleceğini belirleme potansiyeline sahip son günlerin en önemli bölgesel gelişmesidir.

.