Nevruz yasağının arkaplanı

Ankara, ya uluslararası topluma 'Kürt Baharı' havasını çağrıştıracak şekilde yüksek katılımlı Nevruz kutlamalarına izin verecek ya da yasaklayarak kutlamaların profilini sokak çatışmalarına düşürecekti. Zorunlu olarak, kendi açısından ehvenişeri seçti.

KUZEY IRAK GÜNCESİ

Kim ne dedi? Ne yaptı? Ne anlama geliyor?


21 MART 2012 SAAT:18.00

ANKARA

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada Nevruz kutlamalarına hükümetin 21 Mart’ın dışında neden izin vermediğine şöyle açıklık getirdi: “Efendim neden işte pazar günü talep edilen bu törenlere müsaade edilmedi, neden işte bu üç gün dört gün olsun müsaadesi verilmedi. Hatta hatta kenar köşelerine kadar yansıtan beyefendilere de sesleniyorum. Sizlerin alamadığınız haberleri niçin bizim alabileceğimizi düşünmüyorsunuz? Bizi ister istemez daha temkinli hareket etmeye sevk etmektedir. İşte terörist liderlerinden bir tanesinin ‘kan gölüne çevireceğiz’ diye yaptığı açıklamayı duymuyor musunuz? Kulağınız var sağır mısınız? Şurada pazar günü yapılanları görmediniz mi? Huzurlu bir ülkeyi, huzursuz bir ülke haline çevirme gayreti içinde olanlarla beraber ne zamana kadar hareket edeceksiniz? Beyefendiler tabii ki köşelerinizde rahatsınız. Çünkü size dağdan davet geliyor, adadan davet geliyor. Bundan dolayı mı bu yazıları yazıyorsunuz? Münasebetleriniz gayet güzel maşallah. Kaynağınız burası demek ki. Kusura bakmasınlar bizler bir devlet olarak bir hükümet olarak halkımızın hukuku, huzuru, refahı için atılması gereken adımlar neyse bunları atmaya devam edeceğiz.” Olaylarla ilgili BDP’yi eleştiren Erdoğan “BDP bir defa daha en iyi yaptığı şeyi yapmış; kitleleri galeyana getirerek, kitleleri tahrik ederek yönlendirerek adeta şehirlerimizi savaş alanlarına çevirmenin provasını yapmıştır” dedi. AA’nın dünkü haberine göre Erdoğan şunları söyledi: “Kürt kökenli kardeşlerime seslenmek istiyorum; BDP sizin haklarınızı, hukukunuzu koruma rüşdüne erememiş bir partidir. Kendi rüşdünü yakalayamamış bir siyasi partinin benim Kürt kökenli kardeşlerimin hakkını, hukukun korumak gibi bir derdi olabilir mi? Böyle bir partinin Kürt meselesinin çözümünde, Kürt kökenli kardeşlerimizin sorunlarına çözüm üretmesi asla ve asla mümkün değildir. Bu oyunu bozacak tek siyasi parti AK Parti’dir.” Cudi’de çatışmaların olduğunu söyleyen Erdoğan “Durmak yok, sonuna kadar bu devam edecek. Bunu böyle bilsinler” dedi.
BDP, Türkiye çapında dün 71 merkezde Nevruz kutlaması yaptı. Kutlamalar genel olarak olaysız geçti.
BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, Adana’da Nevruz kutlamasında yaptığı konuşmada “Kürt halkı özerklik istiyor. Nevruz’u İçişleri Bakanlığı genelgesiyle dayatmaya çalıştılar. Nevruz halkın bayramıdır. Halk ne zaman isterse o zaman kutlanacaktır. Nitekim öyle de oldu” dedi.
DTK Eşbaşkanı ve Bağımsız Milletvekili Ahmet Türk Kızıltepe’deki Nevruz mitinginde yaptığı konuşmada Batman’da yumruklanmasına ilişkin şunları söyledi: “Orada adeta intikam duygusuyla hareket ettiler. Ancak şunu söylemek istiyorum. Biz korkunun zincirlerini çoktan kırdık.” Ölüme hazır olduklarını belirten Türk, “Kürt halkının özgürleşmesi bizim rüyamız, kimse rüyamıza karışamaz” diye konuştu.

İRAN

İran’ın kuzey batısında PJAK’a karşı yürütülen operasyonlarda 3 Devrim Muhafızı’nın donarak öldüğü bildirildi. DHA’nın dünkü haberine göre Devrim Muhafızları tarafından yapılan açıklamada askerlerin Casusan bölgesinde güvenliği sağlamak amacıyla yapılan operasyon sırasında öldükleri belirtildi.

GELİŞMELER NEYE İŞARET EDİYOR

Başbakan Erdoğan’ın konuşması, BDP’ye ilişkin söyleminde bir değişiklik içermiyor. Bununla birlikte Ağustos 2011’de yaptığı konuşmada BDP’ye karşı büyük bir tutuklama dalgasının başlayacağının işaretini veren Erdoğan bu kez düşük profilde kalmayı tercih ediyor. Diğer bir ifadeyle Diyarbakır’da kitlenin baskısıyla Nevruz alanına girilmesinin BDP’ye çıkarılacak bir faturasından söz etmiyor.
Erdoğan, 21 Mart’ın dışında Nevruz kutlamalarına izin verilmemiş olmasını PKK ile ilgili alınan istihbarat bilgilerine dayandırıyor. Mart ayının ilk günlerinden itibaren basında çok miktarda bu türden ‘haber’ çıkmış olmasına rağmen PKK’nın resmi açıklamalarında ‘kan gölüne çevirme’ mealinde herhangi bir ifade yer almadı. Örgütün tepe yöneticisi Karayılan 13 Mart’ta yaptığı açıklamada “Bizim tarafımızdan taşkınlığa izin verilmeyecek” demişti. Hatta Karayılan kutlamaların ‘şenlik havası’nda olmasını isteyerek siyasi içerikli kutlamaya hazırlanan BDP ile ters bile düşmüştü.(Bununla birlikte pazar günü yaşanan olaylardan sonra bu çizgiyi değiştirerek tümden siyasi içerikli kutlama yapılması çağrısında bulundu.)
Ancak örgütün Nevruz kutlamalarına katılımın çok yüksek olması ve böylelikle uluslararası topluma güçlü bir mesaj verme hedefi vardı. Çünkü Nevruz kutlamalarıyla yakaladığı ivmeyi koruyarak Ankara üzerinde çözüm yönünde baskı oluşturmak istiyordu. O nedenle gösterilerin sakin geçmesi yani kriminalize olmaması örgütün çıkarınaydı. Böylelikle ‘Kürt baharı’nı çağrıştıracak büyük bir gövde gösterisi yapmış olacaktı.
Ankara’nın önünde iki şık vardı: Ya gösterilere izin verecek ve örgütün hedefine ulaşmasına yol açacak ya da yasaklayacak ve sokak çatışmaları şeklinde bir görüntü verilmesine neden olacaktı. Ankara kendi açısından ehvenişeri seçti ve yasaklamaya gitti.
Demirtaş ve Türk’ün sözlerinden de hissedildiği gibi, yasaklamalara rağmen yapılan kutlamaların, BDP/DTK/PKK ekseninde yer alan güçlerde adeta bir ‘doping’ etkisi yaptığını gösteriyor. Buradan önümüzdeki dönemde sokakların Ankara’nın başını ağrıtacağı sonucu çıkıyor.



YAZARIN NOTU:

Ekim 2007’de Referans gazetesinde başlayan Ekim 2010’dan itibaren de radikal.com.tr sitesinde devam eden Kuzey Irak Güncesi yazılarında, esas itibariyle, “Kim ne dedi? Ne yaptı? Ne anlama geliyor?” temel felsefesi gereği verili anın ‘fotoğrafı’ çekilerek geleceğe dönük kestirimler yapılır. Yazar, Türkiye’de Kürt sorunu ve PKK konusunda herkese açık olan kaynakların taranmasından çıkan anlamlı verileri kullanır. Bu nedenle herhangi bir kaynaktan nispeten fazla alıntı yapılması somut durumun sonucudur. Konunun çok dinamik olması nedeniyle yeni bir gelişmenin ortaya çıkması halinde farklı bir kestirimin yapılabileceğinin bilincinde olan yazar, analize dahil edilen verilerin tarih ve saat ile sınırlandırılmasını zorunlu görür. Yazarın objektifliği temel kriter olarak alması, sorunun nasıl çözüleceğine dair bir fikrinin olmadığı anlamına gelmez. Bununla birlikte yazar ‘sürüden ayrı düşmeyi’ göze alır ve konuyla ilgilenenlere derli toplu bir kaynak da sunan farklı formatını korumaya özen gösterir.