Öcalan, PKK'yı 'dağıtıyor'!

Geçen hafta Kürt gençlerine kendi örgütlerini kurmalarını ve bağımsız hareket etmelerini söyleyen Öcalan, bu kez de PKK'nın askeri kanadı HPG unsurlarına "Üç kişiyse üç, beş kişiyse beş kişi, o andaki koşullara göre kendi pratik önderliğinizi kendiniz belirleyin" çağrısı yaptı.

KUZEY IRAK GÜNCESİ

Kim ne dedi? Ne yaptı? Ne anlama geliyor?

27 MAYIS 2011 SAAT: 18.00

ANKARA

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Diyarbakır için 2 projesinin olduğunu söyledi. Hürriyet’in dünkü sayısında yer alan Metehan Demir’in haberine göre Erdoğan şöyle konuştu: “Ankara projelerini açıkladığımız gibi Diyarbakır için de projeler açıklayabilirim. Bölgeye dönük söylediklerimizi derleyip Diyarbakır’da söyler, noktalarız. Finali olur.”

KUZEY IRAK

Demokratik Toplum Kongresi’nin (DTK) aldığı karar doğrultusunda 3 gün önce Kuzey Irak’a gidip Bölgesel Kürt Yönetimi Başkanı Mesut Barzani ve Başbakan Berham Salih ile görüşen DTK heyeti Türkiye’ye dönerken; Barzani ile görüşmede önemli konuların ele alındığı belirtildi. DHA’nın dünkü haberinde Barzani’nin heyete “kendileri dahil herkes için artık silah ve çatışma ile hak arama döneminin bittiğini ve demokratik yollarla mücadele verilmesi gerektiğini vurguladığı” belirtildi.

PKK

Öcalan, İmralı’da görüşmelerin sürdüğünü ve devletten ‘yeşil ışık’ beklediğini söyledi. Fırat Haber Ajansı’nın dünkü haberine göre Öcalan, “Bu heyetle yaptığımız görüşmelerden sonuç alınırsa demokratik çözüm yolu devreye girecektir. Seçimlere kadar, muhtemelen haziran başında bir görüşmemiz daha olacak. Ben bu yapacağımız görüşmede heyete daha somut, pratik öneriler sunacağım. Devlet bu konuda bir karar verecek” dedi. Görüşmelerden sonuç alınması halinde 15 Haziran’dan itibaren yeni bir sürecin başlayacağını ve sorunun silahsız demokratik çözümü sürecine girileceğini ileri süren Öcalan, “Olumlu gelişmeler olmazsa 15 Haziran sonrası herkes için farklı olacak. Ortaya çıkan çatışma, bir Türk-Kürt çatışması olmayacak. AKP’nin iktidar güçleriyle demokratik özerk güçlerin çatışması olacaktır. Bu ikili yönetim gücü savaşı esnasında CHP, MHP, Ergenekon nereye savrulur, nasıl konumlanırlar, nerede dururlar bilmiyorum. Umurumda da değil” diye konuştu. Öcalan şunları söyledi: “Gerilla kendi bulunduğu somut koşullara göre üç kişiyse üç, beş kişiyse beş, kendi pratik önderliğini o anda koşullara göre belirlemelidir. Mücadele yöntemlerini kendi pratik koşullarına göre belirlemelidirler. Ne yapıyorlarsa ona göre yapmalıdırlar.”

GELİŞMELER NEYE İŞARET EDİYOR
Barzani’nin sözleri, PKK’nın 15 Haziran’dan sonra saldırıya geçmemesine, Kürt sorununun çözümü için diyalog yönteminden vazgeçilmemesine işaret ediyor.
Erdoğan’ın gazetecilere açıklaması, 1 Haziran’da Diyarbakır’da yapacağı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın “Herkesi tatmin edecek” diye tarif ettiği konuşmasının çerçevesini çiziyor.
Erdoğan’ın bölge illerindeki konuşmaları ve proje vaadi göz önüne alındığında bu çerçevenin BDP/DTK/PKK/İmralı eksenini tatmin etmeyeceği anlaşılıyor.
Öcalan’ın sözleri, 15 Haziran’a kadar Ankara’dan beklediği adımın gelmemesi, yani kendi ifadesiyle ‘yeşil ışık’ yakılmaması halinde AKP’nin hedef alındığı bir çatışma döneminin hedeflendiğini gösteriyor.
Bu, şu anlama geliyor: 15 Haziran sonrası olası çatışma döneminin bir iç savaş görünümünde değil, AKP’nin hedef alındığı ‘sınırlı’ bir çatışma olacağını ima eden Öcalan, CHP ve MHP’nin AKP’ye olan muhalif konumları gereği hedef alınmayarak adeta tarafsızlaştırılmasını, bu sayede de karşı cephenin küçültülmesini amaçlıyor.
İmralı’ya gelen heyet üzerinden Ankara’ya sunduğu önerilerin talep düzeyini aşağıya çekeceğinin yani pazarlığa açık olduğunun mesajını veren Öcalan, geçen hafta gençlere yönelik “Bağımsız hareket edin, kendi örgütlenmenizi oluşturun” eksenli söylemini bu kez de PKK’nın askeri kanadı HPG’ye yöneltiyor. 21 Mayıs tarihli Kuzey Irak Güncesi’nde işaret edildiği gibi örgütün merkezi yapısının dağılması ihtimaline karşı tüm yapıyı desantralize ederek Ankara’nın zafer kazandığını düşündüğü sırada çok odaklı bir sorunla karşı karşıya kalmasını planlıyor.
Böylelikle bu tablo ortaya çıktığında kendisinin süreci kontrol altına alabilecek olan, yani farklı odakları dizginleyebilecek yegâne otorite olma özelliğiyle sahnede kalmayı garantileyeceğini düşünüyor.
Öcalan’ın -birkaç metrekarelik alanda ve sınırlı enformasyon koşullarında yaşamasına rağmen- son haftalardaki açıklamalarıyla adeta dev bir satranç karşılaşmasının yaklaşan büyük kırışmasından avantajlı çıkmak için ‘alet’lerini ileriye sürdüğü fark ediliyor.


.