PKK için şimdi 'Almanca konuşma' zamanı

PKK bugün ateşkese 'tamam mı devam mı' kararını açıklayacak. Ancak BDP'nin Meclis'e 36 milletvekili sokması, Kürt sorununun çözümü için savaş değil barış/siyaset dilinin konuşulmasını öne çıkarıyor.

12 Haziran seçimlerinde BDP tarafından desteklenen Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku’nun 36 milletvekili çıkarmasının, hem Kandil hem de İmralı olarak PKK’nın bugünkü kararını etkilemesi kaçınılmaz görünüyor.
İmralı’ya giden heyetlerle görüşme yürüten PKK lideri Abdullah Öcalan, 15 Haziran’a kadar devletin adım atmaması halinde aradan çekileceğini, Kandil de benzer şekilde bir gelişme olmazsa ateşkes dönemine son vereceğini ilan etmişti.
8 Haziran itibariyle Öcalan’ın avukatlarına devlet heyetinin son görüşmeye henüz gelmediğini söylediği ve PKK’nın önceki gün Başbakan Erdoğan’ın ‘Balkon Konuşması’nı ‘Anayasa çerçevesinde bazı vurgular’ olmakla birlikte yeterli bulmayıp, ‘Önümüzdeki birkaç gün içinde ortaya çıkacak verilerin’ sürecin yönünü belirleyeceği tespitini yaptığı göz önüne alındığında, örgütün bugünkü kararını İmralı’da son 7 gündeki gelişmelerin biçimlendireceği fark ediliyor.
Bununla birlikte Öcalan’ın açıklamalarında “Ben anayasal çerçevede Kürt sorununa çözüm arıyorum” vurgusunu sık sık yaptığı ve Başbakan Erdoğan’ın konuşmasında yeni anayasada herkesin kendisini bulacağını ilan ettiği hatırlandığında, 36 milletvekiliyle Meclis’e giren BDP’nin anayasal çözüm için güçlü bir rol oynama imkânının olduğu görülüyor.
PKK açısından her şeyin olumsuz olması halinde bile, yani heyetin Öcalan’a beklediği yanıtı vermemesi ve açık planda herhangi bir adımın atılmaması durumunda dahi örgütün BDP’nin Meclis’teki yeni anayasa hazırlık sürecine katılımına ve müzakerelerle Kürt sorununa çözüm kapısının açılmasına şans vermesi rasyonel görünüyor. Diğer bir ifadeyle PKK’nın yönetici kadrosunun savaş diliyle (Fransızca) değil barış/siyaset diliyle (Almanca) konuşmayı bugünkü siyasi koşullara ve dinamiklere uygun düştüğünü görecek kadar deneyimli olduğunu ummak gerekiyor.

.