PKK, Ömer Çelik'e ne yanıt verdi?

PKK tepe yöneticisi Murat Karayılan, AKP'li Ömer Çelik'in 'iki dillilik' tartışmalarını 'demokrasiye suikast' olarak nitelemesini 'çözüm zihniyetinin oluşmadığını gösteriyor' diye değerlendirdi.

KUZEY IRAK GÜNCESİ
Kim ne dedi? Ne yaptı? Ne anlama geliyor?


24 ARALIK 2010 SAAT:18.00

ANKARA

İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Türkiye’nin resmi dilinin Türkçe olduğuna vurgu yaparak, “Bu tartışılmaz. Bu manada iki dil veya benzer söylemlerin hiçbir değeri yoktur” dedi. AA’nın dünkü haberine göre Atalay özerklikle ilgili tartışmaların içinin dolu olmadığını belirterek “Bunun pratikte de hiçbir yerde uygulaması da söz konusu değil. Burada resmi dilimiz, bayrağımız vesaire onu kast etmiyorum. Bunlar zaten hiçbir şekilde tartışılamaz” diye konuştu. Atalay şunları söyledi: “Bu süreç inşallah Türkiye’nin sorunlarını çözmeye doğru gittiği bir süreçtir, herkesin buna destek olması lazım. Biz bu sorunun çözümünde BDP’yi meclis çatısı altında meşru muhatap olarak görüyoruz ve onlarla görüşüyoruz. Böyle hiçbir resmi kimliği olmayan Demokratik Toplum Kongresi gibi oluşumlar içinde şeyler üstlenerek BDP’nin ortaya taşıması yürüyen bu süreçleri zedeler, baltalar. Yürüyen süreçleri yürütemez oluruz.”
BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, dün Diyarbakır’da partisine mensup belediye başkanlarının katıldığı toplantıda yaptığı konuşmada, yerel yönetimlerde ortaya çıkardıkları katılımcı ve halkçı belediyecilik anlayışının aslında Türkiye’nin geleceğini kurtaracak en önemli çalışma perspektifi olduğunu söyledi. DHA’nın haberine göre Demirtaş, demokratik özerklik ifadesini kullanmadan “Yerinden yönetim modeli Türkiye’nin her tarafı için örnektir” dedi.

PKK

PKK tepe yöneticisi Murat Karayılan, demokratik özerklik ve iki dillilik tartışmalarına gösterilen tepkiyi, Türkiye’de Kürt sorununa ilişkin “çözüm zihniyetinin oluşmamış olması” olarak değerlendirdi. Fırat Haber Ajansı’nın dünkü haberine göre Karayılan “AKP’nin bir temsilcisi ‘Bu geliştirilmek istenen gerçek demokrasiye suikasttır’ diyor. Neden böyle görüyor. Çünkü onun demokrasisi Kürtsüz bir demokrasidir. Kürt sorunun çözmeden ve tartışmadan demokrasiyi nasıl geliştireceksiniz? Zamanı değil deniliyor. Üzerinden beş ay geçti. Mart ayına iki ay kaldı. Bu tartışma geç yapılan bir tartışmadır” dedi. Karayılan “Biz bu tür söylemlerin neye dayandığını biliyoruz. Çözüm zihniyeti oluşmamıştır. Mesele budur. Eğer bir çözüm zihniyeti oluşmuş olsa bu tür tartışmaları da hoş karşılama olur” diye konuştu. Karayılan Kürt sorununun çözülmesi halinde silah kullanmanın zemininin de kalmayacağını ifade etti.

GELİŞMELER NEYE İŞARET EDİYOR

Beşir Atalay’ın sözleri, Ankara’nın Kürt sorununa BDP/PKK’nın beklediği ve anladığı anlamda bir çözümden yana olmadığını net olarak gösteriyor. Atalay - önceki gün Ömer Çelik’in iki dillilik tartışmalarını ‘gerçek demokrasiye suikast girişimi’ olarak niteleyen sözlerine paralel şekilde - tartışmaların, Ankara’nın kültürel taleplerin belli ölçüde karşılanmasıyla sınırlı kaldığı izlenimi bırakan çözüm planının uygulanmasını zora sokacağını belirtiyor.
Diğer bir ifadeyle Ankara, BDP/PKK tarafına özetle “Biz Kürt sorununu kültürel talepler ekseninde çözeceğiz, siyasi boyut söz konusu olmayacak. Siz tansiyonu yükseltirseniz, Türkiye’nin toplumsal hassasiyetleri zedelenir o zaman da bu konuda adım atamayız” diyor.
Karayılan’ın sözleri ise PKK’nın (dolaylı olarak da BDP/DTK’nın) bu tür çözümü ‘tasfiye’ ile eşdeğer tuttuğunu gösteriyor. Bu nedenle de örgüt çözüme siyasi boyut kazandırmak için silah destekli sivil itaatsizlik kampanyalarıyla ‘fiili’ çözümü zorlamaktan başka çaresinin kalmadığını düşünüyor.
Ankara’nın PKK’yı askeri olarak etkisizleştirme hedefi bir tarafa, tarafların bu şekilde pozisyon almaları dahi önümüzdeki dönemin çatışmalı doğasına işaret ediyor.