Şahin'den 'KCK operasyonlarının kapsamı genişleyecek' sinyali

İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, BDP'nin PKK'nın uzantısı olduğunu söyleyerek örgüte ilişkin çok geniş bir 'arka bahçe' tarifi yaptı.

KUZEY IRAK GÜNCESİ 

Kim ne dedi? Ne yaptı? Ne anlama geliyor?

26 ARALIK 2011 SAAT:20.00


ANKARA


İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, Terörle Mücadele Dairesi Başkanlığı’nın dün Afyonkarahisar’da yapılan Değerlendirme ve Koordinasyon Toplantısı’nda yaptığı konuşmada BDP’nin PKK’nın uzantısı olduğunu ileri sürdü. DHA’nın dünkü haberine göre Şahin şöyle konuştu: “Onların gerçek yüzlerini ortaya koyacağız. Masum olmadıklarını, illegal yapının yasal uzantısı olduklarını söyleyeceğiz. Biz söylemiyoruz, yöneticileri söylüyorlar. PKK demek, Apo demek, KCK demek, BDP demek, bir içiçeliğin, bir biraradalığın sırrının ifşasından başka bir şey değildir. Bunun ifadesi bana ait değil. Onlar söylüyorlar.” Şahin terörle ilgili hayli geniş bir ‘arka bahçe’ tanımı da yaparak şunları söyledi: “Terör örgütünün yürüttüğü çalışma sadece dağda, bayırda, şehirde, sokakta, arka sokaklarda haince pusu kurarak yaptığı saldırılardan ibaret değil. Bir başka ayağı daha var. Psikolojik terör, bilimsel terör var. Terörü besleyen arka bahçe var. Terör propagandası var. Masum, makul, haklı gösterme gayreti var. Bir kısmı bu yapıyı görmüyor, göremiyor. Yeterli bilgisi olmayabilir. Birileri de ciddi halde saptırma yaparak, kendine göre gerekçeler uydurarak makulleştirerek, teröre destek veriyor. Resim yaparak, tuvale yansıtarak, şiir yazarak, şiire yansıtıyor, günlük makale yazarak. Hızını alamıyor. Terörle mücadelede görev almış askeri ve polisi, sanatına çalışmasına konu yaparak demoralize etmeye çalışıyorlar. Terörle mücadele edenle bir şekilde mücadele ediliyor. Arka bahçe İstanbul’dur, İzmir’dir, Bursa’dır, Viyana’dır, Londra’dır, Washington’dur, üniversitede kürsüdür, dernektir, sivil toplum kuruluşudur. Oraya da sızmışlardır. Bakmışsınız kültür, eğitim derneği. Bakarsınız ’think tank’ kuruluşu.”
Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen KCK Ana Davası’na dün devam edildi. DHA’nın haberine göre sanık avukatlarından Diyarbakır Baro Başkanı Mehmet Emin Aktar, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay’ın “Sınır ötesi ve KCK operasyonları koordinasyon içinde tartışılmış, planlanmış ve yürütülmektedir” sözlerinin yargıya müdahale olduğunu söyleyerek mahkemenin suç duyurusunda bulunmasını istedi.
Sanık avukatlarından Sabahattin Acar ise Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın “Kürtlerin tüm haklarını vereceğiz” sözlerini hatırlatarak mahkemeden Kürtçe savunmaya izin vermesini talep etti.
Mahkeme Başkanı Menderes Yılmaz, “Bu konuşmalar bizi ilgilendirmiyor. Bizim üzerimizde kimsenin baskısını hissetmiyoruz” dedi. Heyet Kürtçe savunma ve suç duyurusu taleplerini reddetti.
Verilen aradan sonra Mahkeme Başkanı tutuklu sanıkların 1 sayfa Türkçe, 1 sayfa Kürtçe yazılı savunma verdiklerini, Kürtçe savunmalarının iade edildiğini, Türkçe savunmalarının dosyalarına bırakıldığını belirterek, tahliye taleplerinin reddedildiğini açıkladı, duruşmayı 28 Aralık’a (yarın) erteledi.
BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş duruşmaya girmeden önce gazetecilere yaptığı açıklamada “Tahliye kararı çıkacaksa Ankara’dan çıkacaktır. Anadilde savunma izni çıkacaka, ceza çıkacaksa Ankara’dan çıkacaktır. Dolayısıyla buradaki duruşmalar göstermeliktir. Buradaki hakim ve savcılara da yazık oluyor. Hiçbir yetkileri yok, yargılama bile yapamıyorlar. 3 yıldır arkadaşlarımız kendilerini savunamıyor, iddianamenin okunması dışında hiçbir mesafe katedilmedi. Bugüne kadar 5 bin arkadaşımız tutuklandı” diye konuştu. Demirtaş Arınç’ın açıklamalarının pozitif mesajlar içerdiğini belirtmekle beraber “Bizim için önemli olan İdris Naim Şahin’in yaptıklarıdır. Bizi bağlayan icracı bakan olan İçişleri Bakanı’nın yaptığı operasyonlardır. Biz ona göre bakarız,ona göre konuşuruz” dedi. 


GELİŞMELER NEYE İŞARET EDİYOR


Demirtaş’ın sözleri, Arınç’ın açıklamalarının BDP için öncelikli olarak operasyonların durmasından sonra anlam ifade etmeye başlayacağını gösteriyor. Demirtaş, Diyarbakır’daki davanın seyrinin Kürt sorununun ve sıcak çatışmanın seyrini belirleyeceğini ima ediyor.
Hem yazılı hem de sözlü olarak Kürtçe savunmaya izin verilmeyen duruşmalarda sanıkların yazılı olarak Türkçe savunma vermeye devam etmesi, davanın asgari koşullarda sürmesi anlamına geliyor.
Diğer bir ifadeyle heyetle Türkçe yazılı savunma temelinde minimum ilişkiyi sürdüren sanıklar eskiden farkla davayı fiilen bloke etmiyorlar.
Akıbeti diğer KCK davalarına da emsal teşkil edecek olan Diyarbakır’daki davanın, son derece sıkışık bir ‘uzlaşma’ zemininde ‘kritik karar’ı beklediği fark ediliyor.
Şahin’in konuşması ise hem BDP’nin kapatılmasına dönük bir yönelim içeriyor hem de KCK operasyonlarının kapsamının çok genişleyeceğini hatta sınır tanımayacağını haber veriyor.


YAZARIN NOTU:
Ekim 2007’de Referans gazetesinde başlayan Ekim 2010’dan itibaren de radikal.com.tr sitesinde devam eden Kuzey Irak Güncesi yazılarında, esas itibariyle, “Kim ne dedi? Ne yaptı? Ne anlama geliyor?” temel felsefesi gereği verili anın ‘fotoğrafı’ çekilerek geleceğe dönük kestirimler yapılır. Yazar, Türkiye’de Kürt sorunu ve PKK konusunda herkese açık olan kaynakların taranmasından çıkan anlamlı verileri kullanır. Bu nedenle herhangi bir kaynaktan nispeten fazla alıntı yapılması somut durumun sonucudur. Konunun çok dinamik olması nedeniyle yeni bir gelişmenin ortaya çıkması halinde farklı bir kestirimin yapılabileceğinin bilincinde olan yazar, analize dahil edilen verilerin tarih ve saat ile sınırlandırılmasını zorunlu görür. Yazarın objektifliği temel kriter olarak alması, sorunun nasıl çözüleceğine dair bir fikrinin olmadığı anlamına gelmez. Bununla birlikte yazar ‘sürüden ayrı düşmeyi’ göze alır ve konuyla ilgilenenlere derli toplu bir kaynak da sunan farklı formatını korumaya özen gösterir.