Bütün kusur 'ağustos böceğinde' olsa iyi...

Yunanistan belki de Antik Çağ'dan bu yana dünyanın geleceğini bu kadar etkileme şansına sahip olmamıştı! Peki peki abartmayalım, lakin koskoca AB'nin teknokratlarının bugün yaşadığı kâbusu, birkaç yıl önce birileri tarafından dile getirilse herhalde 'meczup' der geçerlerdi.

Yunanistan belki de Antik Çağ’dan bu yana dünyanın geleceğini bu kadar etkileme şansına sahip olmamıştı! Peki peki abartmayalım, lakin koskoca AB’nin teknokratlarının bugün yaşadığı kâbusu, birkaç yıl önce birileri tarafından dile getirilse herhalde ‘meczup’ der geçerlerdi. Kim derdi ki, Atina’da, Selanik’te, Yanya’da anarşist gençler ve sol sendikalar ele ele verip, Wall Street’i tir tir titretecek. Titretmekle kalmıyor, bir günde Dow Jones Endeksi’ni yüzde 3 oranında düşürüveriyor. Anlaşılan endeksi yanlış girmekten kaynaklanan ‘bilgisayar azizliği’ de var elbette lakin nihayetinde bugünlerde Avrupa ve Amerikalı fon yöneticilerinin duymak istemedeği tek şey herhalde Yunanistan.
Geçen hafta adeta televizyon başına mıhlanıp küresel krizin iflas ettirdiği Yunanistan’dan yayılan genel grev ve isyan manzaralarını şaşkınlıkla izledik. Kısa süre önceye kadar AB’den gelen avroları alıp ‘deniz-kum-adalar-tarihten’ müteşekkül memleketlerinde fazla parmak kımıldatmaksızın ‘ağustos böceği’ misali mutlu mesut yaşayan bir halkın, çöküş karşısındaki infiali doğrusu hayli sarsıcıydı. Ama daha da sarsıcı olanı 11 milyon nüfuslu bir ülkenin koskoca AB’yi, hatta dünyayı kara kara düşündürtmesi. Küresel ekonomi öyle kırılgan bir hal aldı ki, artık küresel sermayenin bile güveni kalmamış gibi... Mesele sadece Yunanların ‘ağustos böceği’ olmasından kaynaklansa ‘Oh oldu’ filan denilip geçilecek ama küresel ekonominin ve AB’nin ‘ağustos böcekleri’, hesap bilmez sermayedarları ve ekonomi bürokratları, sanırsınız ‘kriz goygoycuları’nı haklı çıkarmak için çalışmış! Ekonomistleri dinlediğimde anladığım, herkesin en büyük korkusu, tekrar şu ‘W’ diye tabir edilen ‘iki dibi olan kriz’ tipine gitme ihtimali.
Anlaşılan mesele Yunanlar’ın hesapsızlığını çoktan aşmış, AB her açıdan hesap kitap masasında. O vakit şu soruları sormak elzem. Hani Avrupalıların dilinin ucuna kadar da geldi ya: Yunanistan’ı avro bölgesinden çıkartırsan ne olur? Dayanışma üzerine kurulmuş AB ‘maymun olur’! Avro bölgesinde kalan bir Yunanistan, artık ulusal para birimi drahmi filan da olmadığından hangi para politikalarıyla krizden çıkabilir? Çıkarsa da çıkana kadar canı çıkmaz mı? Peki AB üyesi kaç ülke benzer bir kamu borcu ve bütçe krizi kâbusu yaşıyor? Sayalım; Portekiz, İspanya, İtalya, İrlanda, Britanya!.. Peki AB’nin gücü ve sistemi bu ülkeleri kurtarmaya yeter mi? ‘Yunanistan’ı kurtarmaya yetecek mi’ sorusuna dönmek lazım herhalde. Yunanlar’ı kurtarmak için Alman işçisi yıllar boyu bir sıkıntıya katlanmak ister mi? En iyisi bu soruyu her gün kendi kendine sorup dertlenen Şansölye Angela Merkel’e bir danışmak! AB artık Türkiye’ye muhtaç mıdır? Peki bundan böyle Türkiye AB’ye girecek kadar saf mıdır? Ona da bu kez Fransa’nın Türkiye’yi zinhar istemeyen Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy yanıt verse!
Küresel ekonomi, bu haliyle dünyayı nereye taşıyacak, pek meçhul. Hele ki gelişmiş ve nüfus seviyesi, yani tüketim hacmi düşük ülkeler açısından. ‘Arif olan tariften anlar’, kısaca AB üyesi kimi ülkelerle, yeni AB üyesi olmuş Doğu Avrupa, Baltık cumhuriyetleri. Akdenizliler (İspanya-Portekiz) tabiri caizse ‘anemik’ vaziyette. Eh zaten kendileri zorda olduklarından haliyle Yunanistan için ayrılan fona para filan vermeyen Britanyalılar ‘Neyse ki avro bölgesine üye değiliz’ diye zil takıp oynayacak. İrlandalılar zaten, ‘Yahu hani bizi anlı şanlı ekonomistler küresel ekonominin parlayan yıldızı ilan etmişti. Ne oldu şimdi?’ şaşkını!
Anladığım şu küresel ekonomi bumerang misali, artık kim attıysa dönüp onu vuruyor. Gelişmiş ülkelerin sınırsız pazarı, ‘organize karıncalar’ diye tabir edebileceğimiz Çin, Hindistan, Brezilya, Endonezya’nın at oynatacağı bir yola doğru gidiyor. Bu arada bizim adımız da geçiyor ya, sevinsek mi yoksa İrlanda’ya da birkaç yıl önce dağıtılan yıldızları düşünüp üzülsek mi?
Anlaşılan o ki, ikinci bir kriz sattı mahaline girilirse bu kez dünyada önceki krizde yarım kalan cadı avına yeniden başlayacak. Hatırlayın aç gözlü CEO’lar ilk cadı payesini alanlardı, ardından yatırım bankacıları ve fon yöneticileri... Şimdi tembel Yunanlılardan yaka silkiliyor. AB teknokratları da okkanının altında...
Küresel kriz, borsa endeksleri, büyüme teorileri, serbest piyasa, bölgesel ekonomik paktlar?.. Bugünlerde her şey anlamsız geliyor. Herhalde serbest piyasacıların tek sözüne güvenmek gerek, o da  ‘görünmez bir elin varlığı! ’ Bu öyle bir el ki nereye dokunsa yıkıp geçiyor. Dokunup da şamar atamadığı, ne hikmetse devletin ekonomiye bir şekilde müdahale ettiği ya da sosyal politikaların unutulmadığı pazarlar! Sayalım bakalım ne çıkacak? Çin, Brezilya, Hindistan! Yani ‘organize karıncalar’... Bir daha mı düşünmeli ne!