El mahkûm İsrail'e de 'dokunulacak'

BM Genel Kurulu'nun bu hafta başlayan 65. dönem oturumlarında pek çok...

BM Genel Kurulu’nun bu hafta başlayan 65. dönem oturumlarında pek çok dünya meselesinin yanında, İran ve nükleer programı da hedef tahtasında. Birtakım varsayımlardan hareketle İran’ın nükleer silah edineceği korkusu yayılıyor. İran’ı ‘hedef tahtası’ yapma planları önündeki en mühim engel ise herkesin gözünün içine baka baka Ortadoğu’nun tek nükleer silahlı gücü olduğu halde kimsenin dokunmadığı İsrail. Ve paradoksal olarak İran’a ‘dokunmak’, el mahkûm İsrail’e ‘dokunmak zorunluluğuna’ dönüşüyor.
Yaşanan çifte standart geçen hafta ‘kör gözüne parmak misali’ oldu. Malum kendileri de nükleer enerji programları bulunan Arap ülkeleri, geçen yıl BM’ye bağlı Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nda (UAEK) bir ilke imza atmıştı. İsrail’in Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması’na (NPT) taraf olup, nükleer tesislerini UAEK denetimine açması için bağlayıcılığı olmayan bir karar çıkarabilmişlerdi sonunda. Geçen mayısta da NPT gözden geçirme konferansında ABD dahil 189 ülkenin onayıyla Ortadoğu’nun nükleer silahlardan arındırılmış bölge ilan edilmesini içeren bildiri kabul edilmiş, 2012’de bölgesel konferans çağrısı eşliğinde, İsrail’in NPT’yi imzalayıp nükleer tesislerini denetime açması istenmişti. 

UAEK geldi, İsrail hükümeti tatile çıktı
İşte bu çağrılar uyarınca UAEK Başkanı Yukiya Amano geçen ay İsrail’e gitti. Heyhat üst düzey İsrailli yetkililer ‘arazi oluvermişti!’ Başbakan Benyamin Netanyahu, Amano’ya aylar önce randevu vermişken, tatildeydi! Biçare UAEK Başkanı, sembolik Cumhurbaşkanı Şimon Peres ve İstihbarat ve Atom Enerjisi Bakanı Dan Meridor’la görüşebildi. Dönüşte de ‘İsrailli yetkililere UAEK’nın İsrail’in nükleer becerisiyle ilgili kaygılarını ilettiğini ve NPT’ye taraf olup tesisleri denetime açma çağrısı yaptığını’ belirten bir rapor hazırlayabildi.
Hal böyleyken Amerikalı yetkililer kendilerini komik duruma düşürmekle iştigal ediyor. ABD Dışişleri sözcüsü Philip Crowley, İsrail’i 24 Eylül’deki BM nükleer silahsızlanma konferansının gündemine taşıyıp, genel kuruldan kınama çıkarmaya çalışan Arapları engellemek için ne söyledi dersiniz?: “İsrail UAEK ile tam işbirliği yapmıştır. İsrail’in UAEK’da tartışılması için temel olmadığına inanıyoruz.” Eh, İsrail böylesine ‘dokunulmazlık’ yaşayabiliyorsa, ‘UAEK’ya üye olup da NPT’yi imzalayan diğerlerinin günahı ne’ diye düşünen çıkmaz mı? En azından statükonun hep zannettikleri gibi kalamayacağını idrak edebilen birileri çıkar herhalde...

UAEK kalesi geçen yıl düştü
Fakat nükleer meselenin ‘odağı’ olan UAEK’dan kısa vadede adilane yönelim beklemek de zor. Neden mi? UAEK kalesi geçen yıl düştü de ondan. Temmuz 2009’da ABD ve Batılı müttefikleri allem etti kallem etti, kalkınmakta olan, dolayısıyla nükleer enerji politikalarını geliştirme ihtiyacı derinleşen ülkelerin tercihi olan Güney Afrikalı Abdül Samat Minty’nin UAEK’nın başına gelmesini engelledi. Onun yerine İsrail’in ‘üstüne fazla varmayacağından’, İran ve Suriye gibi ülkelerin ise ‘başından sopayı eksik etmeyeceğinden’ emin oldukları Amano’yu seçtirdiler. Gerçi 35 üyeli UAEK yönetim kurulunda hayli zorlandılar, Amano ancak dört tur oylamayla seçilebildi. O gün bugündür de, ‘etkisiz ve düşük’ profili eşliğinde İran’la ilgili dosyaları ‘siyasileştirmek’ için halefi Nobel Barış ödüllü Mısırlı Muhammed El Baradey’in itibar bile etmediği ‘utangaç’ raporları gündeme taşımakta... 

Müfettişleri reddetme hakkı
Amano geçen hafta İran’la casusluk şüphesiyle bazı UAEK müfettişlerinin reddedilmesi yüzünden ağız dalaşına bile tutuştu. Ne hikmetse UAEK üyesi ülkeler işlerine gelmeyen müfettişleri reddetme hakkına sahipken (Batılı pek çok ülke örneğin Asya kökenli müfettişleri reddediyor), bu rutin bir prosedür olduğundan medyada tek satır haber çıkmazken, iş İran’a geldiğinde ‘kriz çıkıyor’. Yani İran’la ilgili nükleer mesele daha da gerilecekse, bilin ki Amano’nun çorbada tuzu eksik olmayacak.
Bütün çabalara karşın mızrağın çuvala sığmadığı da ortada. Tek başına İran/İsrail çifte standardı bile küresel güçleri derin ikileme düşürüyor. Nükleer meselede İran ‘dize getirilmek isteniyorsa’ el mahkûm İsrail’in de ‘dize getirilmesi’ icap edeceğini gören birileri olsa gerek!