'Emperyal eksen' ABD'de kuruluyor

Washington DC'de Kongre binalarının uzandığı Capitol Hill bölgesinin her köşesinde Türkçe sesler işitiliyordu geçen hafta. Amerikan siyasetinin kalbinin attığı Kongre binaları, Türklerin sıradışı akınına uğramıştı.

Washington DC’de Kongre binalarının uzandığı Capitol Hill bölgesinin her köşesinde Türkçe sesler işitiliyordu geçen hafta. Amerikan siyasetinin kalbinin attığı Kongre binaları, Türklerin sıradışı akınına uğramıştı. Chicago’dan, Arkansas’tan, Oklahoma’dan, Teksas’tan tümü genç erkeklerden oluşan Türk kalabalığın hedefi, kendi bölgelerini temsil eden Amerikalı milletvekilleri ve senatörlere ulaşmaktı. Randevular alınmıştı, hedef belliydi. Kongre üyelerini çarşamba akşamı Washington DC’nin ünlü Willard Oteli’nde düzenlenecek Assembly of Turkic Amerikan Federations’ın (Türki Amerikan Federasyonları Asamblesi-ATFA) gala gecesine getirebilmek...
Hedefe büyük ölçüde ulaşıldı. Akşam gelip çattığında, davetli 100 Kongre üyesinden 7’si senatör, 56’sı milletvekili Willard Oteli’nin balo salonuna icabet etmişti. Yanlarında Amerikan siyasetini gelecekte şekillendirecek 200 kadar staff’larıyla (asistan) birlikte... Beyaz Saray’ın da iki temsilci göndermiş olması dikkat çekiciydi. Amerika’daki benzeri etkinliklere tanıklık edenlere bakılırsa, normalde Türklerin 5-10 vekili bir araya getirmesi dahi zorken, bu ‘eşi benzeri görülmemiş’ bir katılımdı.
Politikanın yerellikler üzerinde yükseldiği Amerika’nın engin coğrafyasında ilgiyi üzerine toplamanın yolu milliyet, dil ve iman birliğini muhafaza ederek örgütlenmekten geçiyor. Ve görünüşe göre adı pek anılmasa da Gülen cemaati (hareketi) bunu başarma yolunda hızla ilerliyor.
ATFA, Amerika’nın pek çok eyaletinde 180 civarında derneğin bulunduğu altı federasyonu bir konfederasyon çatısında birleştirdi. Temsil ettikleri kitle de Türkiyelilerle sınırlı değil. Orta Asya’dan Balkanlar’a uzanan Türk coğrafyası dikkate alınarak ‘Türki’ ismi seçilmiş. Nitekim gala gecesinde bir köşede Azeri ve Kazak elçileri, diğerinde Amerika’nın Çin’in elinden kurtardığı ünlü Uygur kadın lider Rabia Kader vardı. Türkiye’den 10 vekilin katıldığı gecede Büyükelçi Namık Tan da Kongre üyelerinin yoğun ilgisine mazhar oldu.
Gece boyunca bir köşede kadınlar Türk kahvesi kaynattı, bir başka köşede el sanatlarını sergiledi. ‘Yeni Dünya’ maceraları 1970’lerde başlayan Türkleri son 4-5 yılda böylesine mobilize eden yapılanmanın temelinde de ‘kültür’ yer alıyor. ‘Kültür’, Amerika’da var oluşu siyasete tedavül etmenin aracı. Türkler bulundukları eyaletlerde açılan ‘Türk kültür merkezleri’ ve ‘dinlerarası diyalog merkezleri’ aracılığıyla kendilerini hissettiriyor. En son Los Angelas’ta düzenlenen Anadolu Festivali’ne Türkiye Ermenilerinin de katılımı en büyük gurur kaynakları. Hareketin ana konsepti Obama Amerikası’na pek uygun: ‘soft power’ (yumuşak güç) ile ‘smart power’ (akıllı güç). ATFA Başkanı Faruk Taban, Gülen hareketiyle şahsi ilişkileri bulunanlar olsa da organik ve resmi bağlantıları olmadığını söylüyor. Lakin organizasyondaki Gülen hareketi etkisi yadsınacak gibi değil. ATAA gibi 1970’lerden beri Amerika’daki Türkleri temsil eden örgütlenmelerle niçin birleşmedikleri sorulunca, Ermeni ve Yahudilerde olduğu gibi farklı gruplaşmaların çok daha etki yapacağı yanıtını veriyorlar. Türkiye’nin Amerika’da tanıtımı ve gücünü artırmasının bir takım lobi kuruluşlarına paralar dökmekle sağlanamayacağını belirtiyorlar.
Türk kültür merkezleri işte bu yerel etkinliği sağlamanın aracı. Amerika’daki çoğu küçük ve orta işletmelere sahip Türk ticaret erbabı bu merkezler aracılığıyla iletişim halinde. Kamu okuluna gitme zorunluluğu yüzünden ana babalarıyla Türkçe konuşsalar da okuyup yazamayan ve giderek ‘Amerikalılaşan’ Türk çocukları buralarda dillerini öğreniyor. Zira onlar için dilini yitirmek, kimliğini yitirmek anlamına geliyor ve buna en açık olan da çocuklarla gençler. Görünüşe göre kadının yeri ise muhafazakarlığın tezahürü olarak ‘yardımcı rollerle’ sınırlı. Başı örtülü yahut örtüsüz kadınlar Türk yemeklerinin öğretildiği kurslar açıyorlar, kimi zaman ortada gelin filan olmasa dahi kına geceleri düzenliyorlar. Böylesi etkinliklerle siyaset konuşmaktan hoşlanmayan sıradan Amerikalı’ya erişmek çok daha kolay. ABD’ye giden Türklerin çoğu yüksek eğitimliyken, Amerikan üniversitelerinde okuyan Türk kızlarının pek çoğunun akıbeti daha sonra evlerinde oturup çocuk bakmak ve kültür merkezlerinde çalışmak.
Bu yoğun faaliyetin diğer ayağı da Amerikalılara Türkiye’yi tanıtmak elbette. Yılda 200-250 Amerikalı Türkiye’ye getiriliyor. Bunlar arasında gazeteciler, eyalet valileri vekilleri, bakanları, staff’ları var. Ne de olsa ‘Bugünün valisi yarının Kongre üyesi’.
Amerika’da geçende yapılan nüfus sayımının sonucunu da heyecanla bekliyorlar. Zira Türklerin sayım kağıdındaki ‘diğerleri’ şıkkını işaretlemekle yetinmeyip parantez içinde ‘Türki’ yazmalarını sağlamak için sıkı çalışmışlar. Bekledikleri Türk nüfusu sayısı 500-750 bin arasında.
Lakin anlaşılan o ki, ATFA ile birlikte sayısal güç de artacak. Misal, Balkan Amerikan Federasyonları Birliği Başkanı Aras Konjhodzic’e göre, nüfusları Arnavutlarla birlikte 1 milyonu bulan Boşnakların gözü de Osmanlı’nın mirasçısı gördükleri Türkiye’de. Amerika’ya gelip oturma ve çalışma izni alırken genelde önlerine kiliselerin yardımını almak gibi şartlar sürüldüğünü anlatırken, “Avrupa’nın göbeğinde topla tüfekle yok etmeye çalıştılar, Amerika’da asimilasyonla” diyen Konjhodzic, açıkça Türkiye’nin kendilerine ‘ağabeylik yapmasını’ beklediklerini söylüyor.
ATFA’nın kuruluşunun ertesi günü New York’ta üç yerde ‘bayrak çekme’ töreni vardı. ‘Bayrak çekmek’ Türklerin varlığını Amerika’ya göstermek demek. Eşi Çiğdem’le 11 yıldır Amerika’da matbaacılık yapan Erhan Balkay, “Eskiden bir tek federasyon (ATAA) vardı, şimdi kültür merkezleri de devreye girdi, işler yoğunlaştı” diyor. Ofisindeki dev ekran televizyonundan Türk kanallarını izleyen Taşkın Bakery’nin sahibi Eskişehirli Kadir Taşkın, 30 yıldır New Jersey’de. Dört kızından üçü uluslar arası ilişkilerden ekonomiye uzanan bilim dallarında master yapmış. “Eskiden bizi kimse bilmiyordu. Şimdi Türk kültür merkezi sayesinde bizi biliyorlar” deyip ekliyor: “10 seneye kadar belediye başkanı çıkarırız. Sonrası Kongre üyesi...”
Gülen hareketi, Amerika’da ‘görünür’ olma çabasındaki Türkler için muhafazakar değerlerini koruyarak var olmaları için geniş bir kanal açıyor. Öyle görünüyor ki, bu, Türklerin siyasetin etnik ve dini çeşitliliklerin mobilizasyonu etrafında döndüğü ‘Amerika’yı fethin’ başlangıcı. Bırakın Türkleri, eski Osmanlı tebası için bile alternatif sıkıntısı yaşanırken, kızmaktan önce düşünmek lazım...