İran Obama'nın, Obama neoconların kıskacında

Belki de en çok ortalık güllük gülistanlık gibi görünürken kaygılanmalı. Bush yönetimi...

Belki de en çok ortalık güllük gülistanlık gibi görünürken kaygılanmalı. Bush yönetimi döneminde Ortadoğu’ya gümbür gümbür gelen savaş ve çatışma hali bugün alttan alta ısıtılıyor. Bunun en açık görüntüsü uluslararası toplumun İran’la nükleer bilek güreşi. Gerilim giderek bütün Körfez bölgesini içine alıyor.
İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad’ın geçen hafta ilk kez Batı’nın Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (UAEK) aracılığıyla yaptığı nükleer yakıt takası anlaşmasına yeşil ışık yakması, öyle es geçilecek türden değildi. Acemlerin manevra yapmaktaki ustalığı yüzünden Ahmedinecad’a güvenilmemesi anlaşılır gelebilir. Lakin Barack Obama’nın ABD Başkanı seçilmesinden beri dilinden düşürmediği ‘diplomasiyle barışçı çözüm’ şiarı düşünülünce, ABD’nin bu beyanın üzerine atlaması ve Tahran’ı somut adıma zorlaması beklenirdi. Heyhat öyle olmadı! İlk elden temkinli hatta görmezden gelen bir görünüm sergileyen Washington, giderek bu U-dönüşünü hiç olmamış sayar oldu. ‘Kim bilir ne hesaplar dönüyor’ diye düşünmemek elde değil!
Ahmedinecad geçen hafta ilk kez geçmişte dediklerinden çark ettiği şu sözleri sarf etti: “Gereksiz yere kargaşa yaratıyorlar. Sorun yok. Bir anlaşma imzalarız. Dünya güçlerine yüzde 3.5 oranında zenginleştirilmiş uranyumu veririz. Yüzde 20 oranında zenginleştirip bize iade etmeleri 4-5 ay sürecektir.”
Ahmedinecad’ın göz kırptığı ABD öncülüğünde geliştirilen UAEK önerisi, İran’ın düşük düzeyde (yüzde 3.5 oranında) zenginleştirdiği uranyumunu ülke dışında (Rusya-Fransa) yüzde 20 seviyesinde zenginleştirilip nükleer yakıta dönüştürüldükten sonra iadesini içeriyor.
İranlıların elinde atom silahı yapabilecek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum tutmamasının sağlanması için ‘ülke dışında depolama’ seçeneğinde de Türkiye’nin adı öne çıkıyor. Ankara buna sıcak. Batı’nın geçmişte
nükleer yakıtına yahut mal varlıklarına el koymasıyla sonuçlanan nahoş deneyimler yaşamış İran da Türkiye’ye güvenir bir manzara çiziyor. Diğer yandan İranlılar binlerce kanser hastası için 20 çeşit radyo-ilaç üreten
Tahran’daki nükleer reaktörün yakıtının tükenmekte olduğunu söylüyor. İran’ın Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi (NPT) anlaşmasının imzacısı olduğunu, UAEK’nın kendilerine sivil amaçlı nükleer yakıt vermesinin bir yükümlülük olduğunu anımsatıyorlar.
İran, UAEK önerisine yanaşarak şu manevrayı yapmış oluyor: Batı nükleer yakıt sağlamazsa İran karşısındakilerin güvenilmezliğini ispatlayacak. Nükleer yakıt sağlanırsa nükleer işbirliğinde dönüm noktası olacak.
Ama işte bütün bu meşru argümanların arka planına ‘İran’ın atom silahı üreteceği/ürettiği, İsrail’deki siyonist rejimi devireceği iddiaları’ serpiştirilince işin rengi değişiyor. Kanıt sormayın. Irak savaşı öncesi hani şu meşhur ‘kanıtlar’ vardı da, ne oldu!
Öyleyse genel manzaraya iyi bakmak lazım: Obama, bildik ‘havuç-sopa’ taktiğiyle Tahran’a boyun eğmesi için 2009 sonu mühleti tanımıştı. Nükleer diplomasinin mühletle yürümeyeceği herkesin malumuydu. Şimdi bu diplomasi tıkanmış durumda. Amerikan basınından öğreniyoruz ki, Washington ‘diplomasi, diplomasi’ diye diye,
Basra Körfezi’ne asker yığıyor, bölgeyi alenen silahlandırıyor. SM-3 avcı füzeleri ve gelişmiş radar donanımlı
Aegis gemileri Körfez’in sularında kol geziyor, zaten Suudi Arabistan’da bulunan Patriot füze sistemleri Kuveyt, Katar, BAE ve Bahreyn’e konuşlandırıldı. ABD Genelkurmay Başkanı Mike Mullen da, Obama isterse, Pentagon’un İran’a karşı askeri seçenekleri hazır tutması gerektiğini söyleyip duruyor.
Tabii asıl mühim olan, Obama’nın bizzat kendi memleketindeki ahval-i şeraiti. Yönetimde giderek zorlanan ABD Başkanı, Cumhuriyetçiler ve elbette neo-conların kıskacına alınmaya çalışılıyor. Dikkatinden kaçmış olanlara, namlı neocon Daniel Pipes’ın National Review’daki ‘Obama başkanlığını nasıl korur: İran’ı bombala’ başlıklı yazısını salık veririm. Pipes, seçilmesine alenen karşı çıktığını, hedeflerinden korktuğunu belirttiği Obama’nın işsizlik ve sağlık sorununa çare bulamadığını, dış politikasının çöktüğünü (Çin ve Japonya ile ilişkiler), terörle mücadele planlarının komik kaçtığını, ekonomiye odaklanırsa başkanlığının çökeceğini belirtip diyor ki: “Bir fırsat var: Obama, ABD ordusuna İran’ın nükleer silah kapasitesini yok etme emri verebilir.” Geçen sonbahardan beri yapılmış anketlerde (McLaughlin/Fox News/Pew) Amerikalıların ortalama yüzde 57’sinin İran’ın vurulmasını desteklediğini de kaydedip, manalı bir anımsatma yapıyor Pipes: “11 Eylül saldırısı seçmenlerin Bush’un ilk yıldaki kötü performansını unutmasını sağlamıştı.”
Buyrun buradan yakın! Obama elbette Pipes’a kulak vermek istemeyecektir. ABD’nin ilk siyahi başkanının iyi niyetini sorgulamak istemem, lakin insan düşünmeden edemiyor: Acaba Obama’nın çok fazla seçeneği var mı, Amerikan kurumsal yapısının bildik reflekslerine söz geçirebilecek gücü olabilecek mi?