Mavi Kelebeğin izinden gitmek...

Srebrenitsa 'insanlığın öldüğü', 'insanlığın teslim edildiği' yer... 21. yüzyılın eşiğinde, hak, hukuk gibi değerlerin Avrupa medeniyetinde vücut bulduğunun zannedildiği bir sırada, bir insan kitlesine sırf Müslüman oldukları için 'katli vacip muamelesi' yapıldığı yer...

Srebrenitsa ‘insanlığın öldüğü’, ‘insanlığın teslim edildiği’ yer... 21. yüzyılın eşiğinde, hak, hukuk gibi değerlerin Avrupa medeniyetinde vücut bulduğunun zannedildiği bir sırada, bir insan kitlesine sırf Müslüman oldukları için ‘katli vacip muamelesi’ yapıldığı yer...
TRT Türk dün hakikaten önemli bir iş yaptı. ‘Mavi Kelebeğin İzinde’ belgeselini tekrar yayınladı. Her gün katliam haberleri yapmaktan psikolojimizin alt üst olduğu 1990’lara geri döndürdü beni. Kimi görüntüleri önceden de izlemiştim. Mesela 2005’te ortaya çıkan paramiliter çetesi ‘Akrepler’in 1995’te Srebrenitsa’da 6 Boşnak genci infazını... Unutmak mümkün değil; ‘Bir Ortodoks papaz Akrepler’i kutsuyor. Akrepler 6 Boşnak genci kamyonetten indirip yüzüstü yere yatırıyorlar. Önce hakaretler savurup dövüyorlar, sonra sırtlarından vuruyorlar. İki gence arkadaşlarının cesedini taşıttırıyor, ardından onları da vuruyorlar!’ 

TRT, BBC, CNN, unutmak, unutturmak...
Sırpların Nazilerin bile yapmadığını yapıp kendilerini vahşi hayvanlar gibi doğrayıp parçalarını ayrı mezarlara atacaklarını bilebilirler miydi! Lakin soğukkanlılıkla izlenmesi imkânsız bu görüntüler, bir başka açıdan da tuhaftı! Kurbanlar çıt çıkarmıyordu. Öylesine umarsızlardı ki öldürülecek olmalarına! İnsanlıktan umutlarını öylesine yitirmişlerdi ki! Beşinin ceset parçaları 1999’da bulundu. Akreplerin dört üyesine 2007’de toplam 58 yıl hapis cezası verildi... Srebrenitsa’da 11-17 Temmuz’da 8 bin Boşnak erkek hunharca katledildi. Dün gömülen 775 kişiyle birlikte 4 bin 422’si defnedilebildi. Sadece 10 cani hüküm giydi. General Radislav Krstiç 2001’de ‘soykırım’ suçlusu olarak 46 yıl hapse çarptırıldı, cezası 35 yıla indirildi. Sırpların askeri lideri Ratko Mladiç hala kayıp!
Bosna böyle işte... Avrupa’nın burnunun dibinde 1992-1995 yıllarında 200 binden fazlası Boşnak, 312 bin kişi katledildi. 35 bini çocuktu. 50 bin kadına tecavüz edildi. 2 milyon kişi evinden oldu. 18 bin kişi hala kayıp! Boşnaklar savaş sonrası yakınlarının cesetlerini Mavi Kelebekler’in konduğu çiçeklerle buldu. 370 toplu mezar açıldı sayelerinde.. İşte o yüzden Mavi Kelebeğin İzindeler...
TRT Türk iyi bir iş daha yaptı. Srebrenitsa’nın 15. yıldönümünde kemikleri bulunup DNA testleriyle kimlik teşhisi yapılan 774 Boşnak ile bir Hırvat’ın Potaçari Mezarlığı’nda gömüldüğü töreni canlı yayınladı. Britanya Başbakanı David Cameron’un “Srebrenitsa’yı asla unutulmaması gereken bir soykırım olduğu” sözlerini anımsayıp aynı saatlerde BBC ile CNN’e baktım. BBC’de spor yayını vardı, CNN’de Çin’deki selde ölenler... İkisi de bir kaç dakikalık anma töreni haberi verdiler. Oysa 2. Dünya Savaşı’nın sonuyla ilgili D-Day etkinliklerini belgesellerle süsleyip kanlı canlı koyarlar. Bir şekilde ‘Batı’nın sicili’ mevzu bahis olunca böyle oluyor demek ki...

Şu Zomer’in öyküsü doğa aşkı!
Peki ya BM’nin ‘güvenli bölge’ ilan ettiği Srebrenitsa’da 30 bin Boşnak’ı korumakla görevliyken onları Sırp güçlerine teslim eden Hollanda askerleri? Bir kısmı, o vakitler ‘ölüm yolu’ diye anılan yoldan kaçmaya çalışanların izinde yapılan ‘Barış Yürüyüşü’ne katılmış. Ailesiyle Srebrenitsa’ya yerleşen Rob Zomer adlı bir tanesi kırmızı Hummer marka cipi önünde poz verip “Hayır ben suçlu değilim” buyurmuş Akşam Gazetesi’nden Şenay Yıldız’a. Gazete, Zomer’in bu göç kararını ‘geçmişiyle yüzleşmeye karar verişine’ yormuş anlaşılan.
Tuhaf, aynı Zomer BBC ile söyleşisinde “Burada bir tarihim var, iyi ya da kötü. Bu benim parçam. Fakat buraya gelme sebebim bu değil. Srebrenitsa’yı seçtim, çünkü ormanlar, dağlar olsun, stres olmasın istedim” demiş. Girişimcilik tecrübesini bölge insanıyla paylaşacakmış! Dönüşünde suçluluk duygusunun rol oynayıp oynamadığı sorulunca “Kesinlikle hayır” deyip eklemiş: “İnsanlar için elimizden gelenden fazlasını yaptık.” Daha önce Hollanda televizyonunda bir şovda da Srebrenitsa’nın doğal güzelliğini anlatıp, “Sırpların Boşnakları sadece tahliye edeceğini zannettik, katliamları Hollanda’ya dönüşte öğrendik” buyurmuş. Sırpların sivillere kötü birşey yapmasından korkup kormadığı sorulunca, “Neden korkayım? Tahliyelerde veya sel gibi felaketlerde kadın ve çocuklar hep erkeklerden ayrılır” yanıtını vermiş. Yetmemiş Srebrenitsa Anneleri’ni bir güzel ‘histerik’ ilan etmiş!

Hollandalı komutanın ‘Şerefe’si...
Heyhat! Ben de Hollandalı komutan Thom Karremans’ın Mladiç’le kadeh tokuşturduğu fotoğrafı hiç unutamam. Hollanda raporları, savaş sonrası 400 kadar askerin yüzde 40’ında ‘post travmatik stres’ saptamış. Demek herşeyden bihaber olsalar da çok ‘ızdırap’ çekmişler! Belki de Hummer’ının önünde poz verene değil, sesleri çıkamayan, fotoğraf çektirmekten kaçanları bulmalı. Vicdanın hakiki sesini işitebilmek için... Srebrenitsa’yı da, Bosna’yı da unutmamak, unutturmamak için... ‘İnsanlığın ölmemesi’, ‘insanlığın teslim edilmemesi’ için