'Ölmek ya da ölmemek!'

Sarkozy'nin 'ölümün eşiğinde emeklilik' getiren yasası Fransa'yı isyan ettirdi. Yaşlanan Avrupa'nın işi zor.

Liseliler, ‘İnsanlar geç yaşlarda emekli olursa biz nasıl olacak da iş bulacağız’ diye soruyor.

Fransa’da 2007’de seçilirken vaat ettiği emeklilik reformunu çıkarmaya çalışan sağcı Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy bu sıralar kendisine Hamlet’in meşhur ‘To be or not to be’ (Olmak ya da olmamak) sorusunu soruyor olsa gerek! Halkı ise yüzüne karşı şu minvalde haykırmakta: ‘To die or not to die!’ (Ölmek ya da ölmemek)
Biz Türkiye’de pek ayırdında olmayabiliriz lakin sosyal güvenliğin tadına varmış toplumlar haklarından öyle kolay vazgeçmiyor. Hele de bahsettiğimiz Paris komününü kurmuş bir geleneğin mirasçısıysa... Fransızlar bir aya yakındır kazanılmış haklarını korumak için güçlü sendikaları CGT, CFDT, Sud and Solidaires vs. öncülüğünde kendilerini ‘sokaklara vurdu’. İddiaya göre ülke çapında eylemlere 7’den 77’ye 3.5 milyon insan katıldı. Sloganları ‘grev, blokaj, sabotaj’. Dolayısıyla hayat sekteye uğruyor, kamu binaları işgal ediliyor, ulaşım felç, rafineriler abluka altında. Geçen hafta Eyfel Kulesi çalışanları greve gidince Paris’in sembolü turist yüzü görmedi. Liseli gençlerin de eylemlere katılmasıyla Fransa adeta 1968 ruhuna yeniden kavuştu. 

‘Giyotin’le onay
Fransızların öfkesi ‘giyotin’ olarak dönüp de 2012’de yeniden seçilmek isteyen Sarkozy’nin ‘başına’ iner mi bilinmez. Şimdilik Sarkozy ‘giyotini’ eline almış görünüyor. Emeklilik reformu yasa tasarısı eylül ortasında parlamentonun alt kanadı Ulusal Meclis’ten geçmişti. Geçen hafta üst kanat Senato’da 153’e karşılık 177 oyla onaylandı. Hem de Fransız usulü, ‘giyotin’ denilen ve ‘tartışmaları yarıda kesme yöntemi’ devreye sokularak! Parlamentonun iki kanadının bugün yasaya son halini vermesi, salı yahut çarşamba eşzamalı oylama yapması bekleniyor. Tasarının resmi gazetede yayımlanıp kanunlaşması için 15-20 gün süre varken, Fransızlar ‘son nefeslerine’ dek savaşmaya kararlı. 28 Ekim ve 6 Kasım’da güçlü gösteriler planlanıyor. Davalarını Anayasa Mahkemesi’ne taşıma fırsatını da tepecek gibi görünmüyorlar. Anketlere göre halkın yüzde 79’u da Sarkozy’nin sendikalarla müzakere etmesi gerektiğini söylerken, 65’i grevleri kırma çabasını onaylamıyor. 

Peki isyanın sebebi ne?
Doğrusu Fransızların sosyal haklarına diyecek yok. Misal bizim rüyamızda görebileceğimiz kadar, haftada 35 saat çalışmaktalar! 1983’te sosyalist Cumhurbaşkanı François Mitterrand dönemindeki kazanımları icabı emeklilik yaşı 60. 40.5 yıllık sosyal güvenlik katkılarının karşılığını alıyorlar. Tam emeklilik maaşı için 65 yaş bekleniyor. Pratikte bazı sanayilerde 50’lerinde emekli olunabiliyor. OECD’ye göre Fransızlar emeklilik sonrası daha uzun yaşıyor.
Sarkozy hükümeti ise 2018 itibariyle emeklilik hakediş yaşını 62’ye çıkarırken, tam emeklilik maaşı ödemesi için gereken yaşı 67’ye yükseltmekte. Hak ediş yılı 41.5’e çıkıyor. Sarkozy’nin derdi bütçe açığını düşürmek. Reformun sosyal güvenlik sistemini çöküşten kurtarmak için elzem olduğunu savunup, şu argümanı kullanıyor: ‘Uzun ömür beklentisi artıyor, o yüzden birlikte daha uzun çalışmalıyız’. Reformdan beklediği gelir de 70 milyar euro. 

‘Türev piyasadan vergi al!’
Sendikalar ise 60 yaşın kazanılmış bir hak olduğunu belirtip, bazı primlerden feragat etmeyi öneriyor. Bir diğer önerileri de çok manidar: ‘Asıl finansal krize sebep olan türev piyasalardan vergi alın!’
Fransa’da 1983’ten beri üretkenlik ve GSYİH yüzde 45 oranında artmış. Aslında ömür uzunluğu buna nazaran pek az artış göstermiş. Her emekli için çalışan işçi sayısı 1983’te 4.4 iken, 2010’da 3.5. Yani 100 emekliye 440 kişi bakarken, bugün 350 kişi bakmak durumunda. Yani çalışanların sırtına binen yük biraz daha fazla. Lakin Center for Economic and Policy Research’ten ekonomist Mark Weisbrot’a bakılırsa milli gelirdeki büyüme demografik değişimi karşılamaya kâfi görünürken, mesele ‘sosyal tercih’. Sağ iktidarlarsa kestirme çözümcü.
Diğer yandan tüm bunlar Avrupa’yı mali krizden öte ‘demografik krizin’ beklediği hakikatini değiştirmiyor. Belki de Malthus’un öngöremediği budur!: Mühim olan nüfus artışı değil, nüfus içinde yaşlıların oranının artması. Bugün değilse yarın sosyal güvenlik sistemlerinin tıkanacağı hesabıyla ‘yapısal soruna’ çözüm aranıyor. Şimdilik bulunan insanların ‘ölmeden daha iyi yaşlılık geçirme arzularına’ ket vurmak.
Fransa, Sarkozy’nin ‘acı ilacını’ içecek mi? Direniş geleneği böylesine güçlü olanlar ilacı içip yutkunursa, kalanların hali nice olur?


Fransız gencin derdi geleceği...
10 milyon insan iş arıyor, 3 milyon işsiz, bunların üçte biri genç işsizler. Temel soruları şu: ‘Eğer yaşlılar daha fazla çalışmak zorunda kalırsa, gençler iş piyasasına nasıl girecek?’ Üstelik anne babalarının 50’li yaşlarında emekli olduğunu görmüşler lakin kendilerinden 70’ine merdiven dayayana dek çalışmaları beklenecek. Yaşlılar emeklilik için gereken yaşı tutturmak üzere işgücünde kaldığından iş bulmaları güçleşecek. Staj dönemi ve yarı zamanlı işlerden sonra doğru düzgün iş bulabilmenin 20’li yaşların sonunda mümkün olabildiğini söylüyorlar. Dolayısıyla emeklilik için 41.5 yıl beklemek meselesi onlar için ‘iş, ekmek ve özgürlükten öte ‘adam gibi ölmeye’ varıyor. Serde çoğu orta sınıf aileden gelen gençlerin ebeveynlerinden devraldığı isyan geleneği de olunca..Geriye sms ve internetle organize olmak kalıyor.