Saraybosna'ya 'birlik beraberlik' ruhu

Cumhurbaşkanı Gül, Bosnalı Sırpların 'Türkiye içişlerimize karışıyor' diye bağırdığı bir dönemde Saraybosna'ya geldi. 'Birlik ve beraberlik' mesajı veren Gül, 'Barış içinde yaşamayı özümsemiş Balkanlar görmek istiyoruz. Başka gündemimiz yok' dedi
Saraybosna'ya 'birlik beraberlik' ruhu

Cumhurbaşkanı Gül ve eşi Hayrunnisa Gül, Saraybosna daki Baş Çarşı yı gezerken, eski Galatasaraylı futbolcu Tarık Hodziç in köfteci dükkanına uğradı. FOTOĞRAF: AA

SARAYBOSNA - Cumhurbaşkanı Abullah Gül’ün, Türkiye’den Bosna Hersek’e dört yıl sonra ilk kez cumhurbaşkanı düzeyinde gerçekleştirdiği ziyarette verdiği mesajı netti: ‘Birlik ve beraberlik içinde olun. Barış ve istikrarın tek yolu budur’. Doğrusu Avrupalıların da gönlünden bunlar geçiyor ama bu mesajı en güçlü dile getiren ülke Tükiye. Bu yüzden de Türkiye’nin ‘Bosna’ya haddinden fazla karışmakla’ suçlandığı bir döneme denk geldi Cumhurbaşkanı’nın ziyareti. Bosna Hersek Başkanlık Konsey üyelerinin 2008’deki Türkiye ziyaretlerine iade maksatlıydı. Tam da Türkiye’nin Bosnalı Sırpların sırtını dayandığı Sırbistan’la yeni köprüler kurduğu, Bosna’daki hassas etnik dengeleri gözettiği bir dönemde doğrusu Gül’ün mesajları ‘dinleyen kulaklar’ için çok şey ifade edecek cinstendi.
Adeta ‘Dayton barışına saplanıp kalmış’ Bosna ekimde son derece önem taşıyan seçimlere hazırlanıyor. Dayton anlaşmasıyla Boşnak, Hırvat ve Sırp entitelerinden oluşturulan üçlü başkanlık konseyi ve genel seçimlerle yönetim yeniden şekillenecek. Dayton, 1990’lardaki savaşı bir AB temsilcisinin yönetiminde haddinden fazla karmaşık bir federal yapıyla dondurabilmişken, Sırpların ayrılık tehdidi ‘demoklesin kılıcı’ misali Balkan mozaiğinin bu en nadide ülkesinin tepesinde sallanıyor. Bugünden yarına en büyük sorun ‘güvenlik ve istikrar’. Bunun için kısa vadede NATO, uzun vadede AB üyeliğinden öte çıkış görünmüyor. Yoksulluk deseniz Boşnak, Hırvat, Sırp tanımıyor. 1991’den bu yana nüfus sayımı dahi yapılamazken, tahminen 4.5 milyon nüfusta işsizlik oranının yüzde 45’ları bulduğunu hesab edin! Ancak kendilerini Boşnak-Hırvat Federasyonu’ndan ayrı tutan Milorad Dodik liderliğindeki Bosna Sırp Cumuriyeti hesaplarını biteviye ‘milliyetçilik üzerinden’ yapıyor. Türkiye’nin hedef olması biraz da bu yüzden. 

‘Türkiye de Balkan ülkesi’
Gül dün Bosna Hersek Başkanlık Konseyi üyeleriyle görüştü, Konsey’in Boşnak dönem başkanı Haris Sladjiç’le basın toplantısı düzenledi, parlamenterler meclisine hitap etti ve beraberinde getirdiği 100’ün üzerinde Türk işadamının da katıldığı iş forumunda konuştu. Sladjiç’le basın toplantısında daha ilk soruda Dodik’e atıfla ‘Türkiye’nin Bosna’ya fazla karıştığı’ iddiasıyla karşılaşınca, Türkiye’nin aynı zamanda bir Balkan ülkesi olduğunu, tarihi ve kültürel bağlarını, Balkan kökenli milyonlarca vatandaşı bulunduğunu, anlattıktan sonra, “Bizim başka bir ülkenin içişleriyle ilgilenmemiz söz konusu olmaz. Ama dayanışma içinde olmamız, Balkanlar’da bir güven, istikrar ve işbirliği içinde olmak istememizin yanlış anlaşılmaması gerektiğini hatırlatmak isterim” vurgusu yaptı. Parlamento konuşmasında daha geniş bir çerçeve çizdi, “Demokratik değerleri, kültürel çoğulculuğu, barış içinde birlikte yaşamayı özümsemiş bir Balkanlar görmek istiyoruz. Başka bir gündemimiz yoktur” dedi, bu yolda Türkiye’nin her türlü desteğinin arkalarında olduğunun altını çizdi. Ve parlamenterlerin gelecek kuşaklara ‘verecek hesapları’ olduğunu anımsattı kibar bir dille. Hal böyleyken, Dodik’in Bağımsız Sosyal Demokratlar İttiakı’na mensup üçlü başkanlık konseyinin Sırp üyesi Nikola Radmanoviç’in planlanan etkinliklerde olmaması doğrusu manidardı. Gül ziyaretinin ikinci gününde bugün de Dinlerarası Konsey üyelerini kabul edecek. Geleceğe dair umutlu mesajlar çıkıp çıkmayacağını göreceğiz...