Vicdanları 'Hamas üzerinden aklamak'

Mısır yönetiminin foyası, Gazze Şeridi'ne tıkılmış Filistinliler, 2008 Ocak sonunda Refah sınırını yerle yeksan ederek dünyanın en büyük açık hava hapishanesinden firar ediverdiğinde ortaya serilmişti ilkin.

Mısır yönetiminin foyası, Gazze Şeridi’ne tıkılmış Filistinliler, 2008 Ocak sonunda Refah sınırını yerle yeksan ederek dünyanın en büyük açık hava hapishanesinden firar ediverdiğinde ortaya serilmişti ilkin. Üç cepheden İsrail’le çevrili 365 kilometrekarelik bir alana tıkılmış 1.5 milyon insan için, demokratik seçimle işbaşına getirdikleri Hamas’ın Gazze’de darbeye kalkışan Fetih’i etkisiz kılıp bölgeden kovmak zorunda kaldığı Haziran 2007’den sonra kıskaç iyice daralmıştı zira. Bu büyük firarda Refah sınırından Mısır’a akıp insani ihtiyaçlarını gideren binlerce insan, Arapların güya liderliğini üstlenmiş Kahire’yi yoruma meydan bırakmayacak biçimde deşifre edivermişti.
Bir yıl sonra 2009 başında İsrail’in Gazze’ye cüretkâr ‘Dökme Kurşun’ operasyonu geldi. Üçte biri çocuk, çoğu sivil 1400 Filistinli’nin öldüğü, 5 binden fazlasının yaralandığı, binaların neredeyse yüzde 20’sinin yerle yeksan olduğu bir enkaz çıktı karşımıza. İsrail’in ‘Hamas’ı vuruyorum’ gerekçesiyle sivil hedefler dahil dört yana fosfor bombaları atmaktan çekinmeyerek giriştiği bu toplu cezalandırmada, Mahmut Abbas yönetiminin de teşviki bulunduğunu öğrenmemiz ise geçen yaz sonu İsrail ifşaatlarıyla mümkün olabildi.
Lakin öyle görünüyor ki, herkes vicdanını ‘Hamas üzerinden gayet güzel aklıyor’. ‘Büyük firar’ sonrası sınırı kapatıp Gazze’yi boğmak için İsrail’le dayanışan Mısır da, soğukkanlı analizler yapmaya çalışanlar da bundan azade değil...
İşte Londra’dan başlayıp binlerce kilometre yol kat ederek tecrit altındaki Gazze’ye insani yardım götürmeye çalışan konvoy etrafında yaşananlar, Mısır’ın ikinci deşifrasyonu. Mısır, Türkiye’nin katkıları da dahil uluslararası konvoyun Gazze’ye geçişini engellemek için elinden geleni yaptı. Sonunda geçen hafta El Ariş limanında Mısır güvenlik güçleri, barışçı insanlara taşlarla saldırmaktan çekinmedi. 40 eylemcinin yaralandığı olaylar Dışişleri Bakanı Ahmed Davutoğlu’nun devreye girmesiyle yatıştırılabildi ve yardımlar Gazze’ye sokulabildi. Ve Mısır hafta sonunda sınırın bütün konvoylara kapattı. Bu süreçte Mısır’ın sınıra çektiği çelik duvarı protesto eden Gazze’deki Filistinlilerin üzerine Mısır askerinin ateş açıp iki kişiyi yaralaması, Hamas’ın açtığı karşı ateşte bir Mısırlı sınır görevlisinin öldürülmesi bile manipülatif biçimde bu konvoy olayına mal edilmeye çalışıldı. Dedik ya ‘vicdanları Hamas üzerinden aklama’ modası var.
Bakıyorsunuz Mısır’ın Ankara Büyükelçisi’ne, ‘her şeyin sorumlusu Hamas’. Gerekçeleri de malum: ‘İsrail Gazze’yi Mısır’a tedavül etmeye çalışıyor. Hem Gazze’nin Batı Şeria ile coğrafi bölünmüşlüğünü kullanıp, Mısır’ı Filistinlilere vatandaşlık vermeye itiyor. Hem de Hamas’ı zaten Müslüman Kardeşler’den dertli Kahire’nin sorunu yapmaya. Sınırı açarsak İsrail’in ekmeğine yağ süreriz’. Bu çözümlemeyi bundan 2.5 yıl önce (18.06.2007) ‘Hamasistan...İsrail için Şam’da kayısı’ başlıklı yazısında yapmış birisi olarak, kimse kusuruma bakmasın, Gazze’de yaşanan büyük trajedilerin ardından basit bir insani konvoya çıkarılan bunca zorluğu böyle izah edemezsiniz. Sonra böylesi bir açık hava hapishanesine insani yardımların sessiz sedasız götürülmesi gerektiğini savunup aksini ‘siyaset yapmak’ olarak küçümseyenler bile çıktı. Düşünsenize tecride son verilmesi gereğini gümbür gümbür haykırmayacaksınız!
Hadi Ankara’yı ziyaret eden Abbas’ın ‘Mısır’ın günahı yok, sorumlu Hamas’ şikâyetini anlarız. Ne de olsa Hamas siyasi rakibi ve çözümü birlik hükümetinde gören Ankara’yı bu örgüte açık tavır almaya ikna etmek istiyor. Ama ‘insan hakları ve demokrasi karnesi bol sıfırlı’ Mısır’ın taktiklerine aldanmak niye? Geçen hafta Robert Fisk, güzel izah etti: “Refah kapısını açarsa -yahut İsrail’le ilişkiyi koparırsa- Mısır’ın ekonomik kurumları çöker. Böyle bir adım atan herhangi bir Arap lideri Batı’nın ekonomik ve askeri desteğini yitirir. Mısır yardımlar olmaksızın iflas eder.” Anlayın yani İsrail’in üç cenahtan çevirdiği Gazze’yle sınırına Amerikan ordusu mühendisleri rehberliğinde, yerin 30 metre dibine uzanan çelikten duvarı neden örüyor Mısır... Hay Allah, nüfusunun yarısı açlık sınırındaki Gazzelilerin insani ihtiyaçları için köstebeğe çevrildikleri tünellerden silah kaçırdığını unuttuk!
Siyaseten Hamas’tan hazzetmiyor olabiliriz. Ama bir direniş örgütünü ellerinde fırsat da varken uluslararası sisteme entegre etmeye çalışmak yerine yok etmeyi seçenlere, o örgütü tercih eden ahaliye de toplu cezalandırmayı layık görenlere bahaneler üretecek akıllar yürütmek, ‘sivillik’ ya da ‘insanilik’ olmuyor. Gazze dramında ‘vicdanları Hamas üzerinden aklamak’ oluyor.