4+4+4'ün ilk arızası bu yıl 10. sınıftan mezun olanlara

Ne yazık ki, 2016'dan itibaren lise mezunlarını gerçekten şu ankinden çok daha zorlu bir maraton bekliyor.
4+4+4'ün ilk arızası bu yıl 10. sınıftan mezun olanlara

Bu güzel hafta sonunda keyifli bir cumartesi yazısı okumanız benim de ilk tercihim olurdu ancak konu; bir ülkenin can damarı olan eğitim olunca bunu yapmak yazık ki çoğu zaman mümkün olmuyor.

Zaman geri gelmiyor ve çocuklarımızın geleceğine dair yaptığımız planlamalarda yanlış stratejiler izleyip geri dönüşü olmayan çıkmaz yollara girebiliyoruz. Bu bazen çocuğumuzun senelerine, bazen anne babaların bütçelerine mal olabiliyor. İyimser olup sonunda hezimete uğramaktansa, uzaklarda görünen tehlikeyi ve sorunu bilmek istemek, yok saymayıp tedbiri erkenden almak her zaman en iyisidir.

Bildiğiniz üzere 2012 yılında, yani tam da 2 yıl önce; “4+4+4 - 12 yıllık" kademeli ve zorunlu eğitim sisteminin uygulanmaya başlanması ile her ortaokul mezunun bir lisede okuması zorunlu hale getirildi.

İlk anda sevindik. Çünkü şüphesiz “eğitim şart” idi. Ancak her yenilik bir risk taşırdı ve hele konu eğitim ise bu risklere dair gerekli tüm önlem ve tedbirler alınmalıydı.

Yeni eğitim sisteminde ortaokuldan mezun her öğrencinin liseye kaydını yaptırmasının zorunlu kılınmasıyla birlikte, 2012’den önce yurt genelindeki liselerde okuyan öğrenci sayısı MEB’in resmi kayıtlarında 850.000'lerde görünüyor iken bu rakam şu anda 1.200.000 seviyelerine çıktı.

Bu; 1.2 milyon adayın 2016 yılında üniversite giriş sistemine başvurması gibi bir gerçeği gözler önüne seriyor. Yani liseden her mezun olanın üniversite sınavına gireceğini düşünecek olursak; üniversite sınavına giren adaylar bugüne dek kaç adayla rekabete girdiyse, 2016 yılında bu sayı 1.5- 2 katına çıkıyor olacak.

Bunun yanı sıra; son yıllarda üniversiteye giremeyen öğrencilerin sayısında artış görülmesi ve diğer yandan üniversiteye girenlerin yüzde 40'a yakınının bir yükseköğretim programına kayıtlı olduğu halde çeşitli sebeplerle mutlu olamayıp tekrar sınava girmelerinin yaratacağı ikinci bir yığılmayı da göz ardı etmemek gerek.

Özetle; kendi içerisinde ciddi bir arz talep dengesizliği barındıran 4+4+4 sistemi; sınava giren öğrenci sayısında çift etkenli bir yığılmaya sebebiyet vererek ilk tehlike çanını 2016da çalıyor olacak.

Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) tarafından hazırlanan ve birkaç ay önce tamamlanan “Büyüme, Kalite, Uluslararasılaşma” adındaki, eğitimin yol haritası olan raporda çıkan ilginç sonuçlar da bunu doğrular nitelikte.

Raporda, 2013 yılında lise mezunu olup da bir yükseköğretim programına yerleşmeyen öğrenci sayısı 561. 460 iken 2014’te bu sayının 577.889’a yükselmesi, 2013 yılında üniversiteye giriş sınavına başvuran kişi sayısı 1.923.033 iken 2014’te bu sayının 2.084.293’e ulaşıyor olması; hem bir yükseköğretim programına yerleşmeyenlerin sayısındaki hem de yerleşip de bir kez daha hazırlanan adayların sayısındaki artışa dikkat çekiyor.

Bu durumda; 2016 yılı başta olmak üzere üniversitelerin kapılarında son derece ciddi yığılmalar olacağını ve yazık ki pek çok öğrencinin açıkta kalacağını öngörmek hiç de zor değil. 2017’den itibaren üniversiteye giriş sisteminin değişeceğini göz önünde bulundurduğumuzda; şu anda 9. sınıftan mezun olan öğrencileri ve ardından gelen sınıfları belki bir nebze daha iyimser bir tablo beklediğine inanmak isteyebiliriz.

Ancak esasen; 2016’dan itibaren lise mezunlarını gerçekten şu ankinden çok daha zorlu bir maraton bekliyor olacağı yazık ki, su götürmez bir gerçek. Seneye üniversite sınavına girecek olan adayların “son talihliler” olduğunu farz edecek olursak; ardından gelen sınıflara şu andan itibaren düşen görev bu zorluğun farkındalığında olmak ve kılıçları kuşanıp bu zorlu savaşa hazırlanmanın uzun vadeli eylem planını yapmak.