Çocuğu sınava hazırlanan anne baba tutumları

Sınavlarda yüksek puan alıp başarılı olmak her geçen gün zorlaşıyor. Milyonlarca öğrenciyi etkileyen bu süreç yazık ki gençlerin psikolojik yönden en iniş çıkışlı dönemlerine denk geliyor ve onların psikolojik gelişimlerini olumsuz bir şekilde etkiliyor.

Eski adıyla SBS, yeni adıyla TEOG. Eski adıyla ÖSS, yeni adıyla YGS. Eski adıyla ÖYS, yeni adıyla LYS. Ve tüm bu sınavlara hazırlığın başladığı ara sınıf okul sınavları.

Okulların açılmasına yaklaşık 1 ay kaldığı bugünlerde çocuklarımızın sınavları, sınav hazırlık süreçleri, sınav psikolojileri ve bu zorlu maratonlara hazır bulunuşluğu evlerin gündemlerinde yerini almaya başladı.

Sınavlarda yüksek puan alıp başarılı olmak her geçen gün zorlaşıyor. Milyonlarca öğrenciyi etkileyen bu süreç yazık ki gençlerin psikolojik yönden en iniş çıkışlı dönemlerine denk geliyor ve onların psikolojik gelişimlerini olumsuz bir şekilde etkiliyor.

Anne ve babalar sınav öncesinde öğrencilere sağlayacağı psikolojik destek, onların bu sıkıntılı dönemlerinde yanlarında olduklarını hissettirmeleri ve olumlu yönlendirme yaparak çocuklarının başarılarına katkıda bulunmaları bu süreçte son derece önemli.

Esasen öğrenme için belirli oranda strese gerek vardır. Belirli düzeydeki stres öğrenciyi daha çok çalışmaya teşvik eder ve başarılı olma yolundaki inancını artırmak için de gerekli olduğu söylenebilir. Stresin gereğinden fazla olması ise öğrenmeyi olumsuz etkileyen en önemli unsurdur. Stres arttıkça öğrenme düzeyi düşmekte, öğrenme düzeyi azaldıkça da stresi artmaktadır. Öğrencinin bu kısır döngüden kurtulması için anne ve babanın genci rahatlatması ve onu yoğun stresten kurtarması gerekir.

İşte okuların açılmasına haftalar kaldığı bugünlerde anne babaların yapması ve yapmaması gerekenler konusunda öneriler;

1.SORGULAMAYIN, İLGİLENİN: "Kaç doğrun var, arkadaşın kaç puan aldı, senden önde olan kaç kişi var?” demek yerine "Sınavın nasıl geçti?” "Günün nasıl geçti” deyin.

2.BAŞKASIYLA DEĞİL KENDİSİYLE KARŞILAŞTIRIN: Anne babalarda çok sık gördüğümüz bir davranış türü de belki motivasyon amaçlı başvurulan, ama asla motivasyon yaratmayan, çocuğunun başarısını yakın çevredeki diğer çocukların başarısıyla karşılaştırma eğilimidir. Çocuğunuzu başka bir çocukla karşılaştırmaya dair çocuğunuzla gireceğiniz kurduğunuz her diyolog bilin ki tartışmayla biter. Çocuğunuzu sadece kendisiyle karşılaştırmalısınız. Çocuğunuzun önceki başarısı ya da başarısızlığı, önceki davranış biçimleriyle şimdiki durumu karşılaştırmak çok daha olumlu sonuç verecektir.

3.EVDE OLAĞANÜSTÜ HAL İLAN ETMEYİN: Sınava hazırlık süresince veya sınava kısa bir süre kaldığında evdeki düzen ve genel hava "her zamanki gibi” olmalıdır. Bu olağanüstü davranma tanımı; nerdeyse bir yıl boyunca eve misafir kabul etmemek, seyahat programı yapmamaktan, çocuğunun salonda ders çalışmasına izin verip bir yıl boyunca hiç TV izlememekten; sınava 1 hafta kala çocuğun en sevdiği yemekleri yapmaya dek geniş bir yelpazede düşünülebilinir. Öğrenciye steril ders çalışma ortamı yaratmak için bile makul standartlarımız olmalıdır. Ders çalışırken televizyonun sesini kısmak, daha alçak sesle konuşmaya özen göstermek, onun ders çalışma davranışını önemsemek anlamına gelmek adına dozunda davranış modelleridir. " Bu yaptığına sesimi çıkarmıyorum. Şu sınav geçsin, sen ondan sonra görürsün” türünde tehditkar ifadeler kesinlikle kullanılmamalıdır.

4.SAHİP OLDUĞU İMKANLARI FARKETMESİNİ SAĞLAYIN AMA BORÇLU HİSSETMESİNE SEBEP OLMAYIN:Anne baba olarak bizim tercihimiz ve seçimimiz olan, imkanlar dahilinde yapmaya çalıştığımız fedakarlıklarımızı dillendirmenin sonuca yönelik hiçbir katkısı yoktur. "Biz hayatımızı sana adadık.” "Her istediğini yaptık.” "Seni okutmak için emekli bile olamadık.” gibi sözler öğrencinin kendini ailesine ve çevresine karşı borçlu hissetmesi dışında hiçbir şey sağlamaz. Sahip olduğu imkanları maksimum farkındalık ve verimlilikle kullanmasını sağlayacak hatırlatmalar yapmak her zaman için en iyisidir.

5.YASAKLAMAYIN, KISITLAYIN: Çocuğunuzun tüm yaşantısını sadece ders çalışarak geçirmesini, sürekli ev-okul-dershane üçgeni içinde gidip gelmesini beklemeyin. Dersin dışında her şeyi yasaklamak başarı değil bıkkınlık getirecektir. Ders dışı etkinliklerden tutun da telefon görüşmeleri, internet ve televizyon kullanımına dek herşeyi öğrenci eskiye oranla çok daha az dozda gerçekleştirmelidir.

6.DOZUNDA SORUMLULUK VERİN: Öğrenciye sınava hazırlanıyor diye hiç sorumluluk vermemek asla doğru değildir ve olağan dışı bir durum varmış gibi davranma üzerine değindiğimiz durumu güçlendirir. Elbette öğrenciye evde üstesinden gelemeyeceği ve özgüvenini olumsuz etkileyecek sorumluluklar vermek doğru değildir ancak, evin bazı küçük alışverişlerini yapması, kendi odasını toplaması, sofra hazırlaması veya toplaması gibi doğal sorumluluklar öğrenciye ev içerisinde verilmelidir.

7.GÜVENMEK İLE BEKLENTİ İÇİNE GİRMEYİ BİRBİRİNDEN AYIRIN: Anne ve babaların çocuklarını yüreklendirmek adına kullandıkları "sana güveniyorum” ifadesini öğrenciler genelde "senden bunu bekliyorum” şeklinde algıladıklarından bu ifadeyi sıkça kullanmak olumlu bir etki yaratmamakta ve kaygıyı artırabilmektedir. Bunun yerine " Bu sınava hazırlanırken ne kadar emek harcadığını ne çabalar gösterdiğini görüyorum. Hiçbir emek karşılıksız kalmaz” demek her zaman için çok daha etkilidir.

8.ELEŞTİRİN, SUÇLAMAYIN: Eleştirilmesi gereken durumlarda eleştirin, ancak suçlayıcı olmayın.

9.ALTERNATİFLİ OLUN: ”Sınavda başarısız olursa ne olacak?” sorusunu birlikte yanıtlayın: "Bu yıl iyi bir lise olmazsa” hangi alternatiflerin gündeme geleceği mutlaka önceden belirlenmelidir. Her ne kadar çoğu veli bunun öğrenciyi rahatlığa sürüklediğini savunsa da, alternatifsizlik var olan gerginlik ve kaygıyı, aşılması güç bir boyuta getirebilir. Sınavı yaşamın tek ve en önemli dönüm noktası gibi algılamak ve bu şekilde ifade etmek var olan olağan kaygıyı daha da arttırır.