Özel okullara mescit zorunluluğu getirdik ama okulları buna hazırladık mı?

İbadethane ile ilgili okullarda gerekli psikolojik alt yapı hazırlanmadıkça bu uygulama ciddi sıkıntılara yol açacaktır.

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından özel öğretim kurumlarının ve özel okula dönüşmek isteyen dersanelerin yönergesindeki yapısal standartlara yeniden düzenlemeler getirildi.

Bu düzenlemelerde şüphesiz son derece olumlu ve akılcı kararlar var. Kurum binası girişinde merdiven olması halinde bedensel engelli bireyler için rampa, engelli lifti gibi erişim imkanlarının da bulunacak olması, okulda düzenlenen lavabo ve  tuvaletlerden birer tanesinin engelli bireylerin kullanımına uygun şekilde düzenlenecek olması sevindirici değişiklikler.

Okullardaki asansörlerin TSE'nin belirlediği standartlara uygun şartları taşıması zorunluluğu da öğrencilerin güvenli ortamda dersliklerine ulaşması adına içimizi rahatlattı.

Okullardaki genel kontenjanların okul sahiplerinin ticari kaygılarıyla orantılı olarak belirlenmesi yerine okulun tuvalet, lavabo, laboratuvar, müzik ve görsel sanatlar dersliği alanlarının en düşük olanının kontenjanı ile sınırlanacak olması da şahane bir başka değişiklik.

İlkokullarda bilişim, teknoloji, tasarım dersliklerinin zorunlu alanlar olarak mevcut alanlara eklenmesi çağın bilişim çağı olduğu günümüzde fevkalade yerinde bir karar.

Ancak Milli Eğitim Bakanlığı tarafından özel öğretim kurumlarına getirilen yeni standartlardan biri var ki şaşırmamak elde değil. O da İlkokullarda ve ortaokullarda "ibadethane" yani “mescit” bulunması zorunluluğu.

Müslüman ve laik bir ülkede yaşadığımız ve herkesin dilediğini özgürce yapabilecek olduğu şüphesiz. Konumuz bu değil. Konumuz; bu maddenin getireceği yeni düzen, düzensizlik ve yükümlülüklerin gözönünde bulundurulup bulundurulmadığı. Zira yazık ki; bir ülkenin can damarı olan eğitim konusunun temelini teşkil eden ulusal sınavları bile beceremeyen bir Milli Eğitim Bakanlığı’na sahibiz. Bu öyle bir Milli Eğitim Bakanlığı ki; ülke adına verdiği hayati kararların artılarını eksilerini, öncesini sonrasını iyi planlayamayan, kriz yönetemeyen, hatayı yama usülü kapamaya çalışarak daha büyük hatalara sebep olan, bir çocuğun hayatında sadece bir kez gireceği bir sınavın sorularını bile hazırlayamayan bir Milli Eğitim Bakanlığı.

Çocuğu olan herkesin az çok bildiği üzre bir okulda öğrencilerin; okulda bulunduğu süre içerisinde hangi saatte okulun hangi alanında olduğu titizlikle takip edilir. Öğrenciler okulun içerisinde başıboş gezemezler. Sınıf öğretmenleri çocuklarının hangisi hangi saatte nerede olduğunu bilmek zorundadır.

Hal ve düzen böyleyken şimdi bu Milli Eğitim Bakanlığı’na sesleniyorum. Bu da sizin sınavınız. Ve sınav sorularınız geliyor.

1.Soru: Bu uygulama hayata geçtiğinde namaz kılacağını farzettiğimiz öğrencilerin mescite giriş çıkışlarının düzeni nasıl sağlanacaktır? Ders zilini bile duymayacak kadar oyuna dalma yaşında olan bu çocukların ebeveynlerinin de yanında olmadığını düşünecek olursak Onlara bu namaz saatlerini kim ya da kimler nasıl hatırlatacaktır?
A) Namaz saatinde; sınıf sınıf gezip dersten, hatta sınavdan öğrenci çıkarılacak.
B) Namaz kılanlar kılmayanlar diye bir liste yapıp namaz saatinde mescitte yoklama alınacak.
C) Okul saatine denk gelecek olması muhtemel olan öğle ve ikindi namaz saatlerinde teneffüs zili çalarak “haydi namaza” çağrısı yapılacak.
D) Hiçbiri.

Cevabı gerçekten çok merak ediyorum.
Gelelim ikinci soruya. Kuvvetle ihtimal, birçok okulun forması bir bayanın namaz kılacağı kıyafete uygun olmayacaktır. Özellikle namaz kılmak isteyen kız öğrenciler namaz kılmanın gerektirdiği kıyafeti okulda nasıl ve nerede giyecektir?
A)Okulların spor salonlarındaki giyinme soyunma odaları gibi, mescit alanı içerisinde de bir giyinme odası olacak.
B) Başı açık öğrenci sınıfta başını örtecek ve uzun eteğini giyecek ve dersliği o şekilde terkedecek.
C) Öğrenciler hijyeni tartışılır tuvaletlerde diğer arkadaşlarının bulunduğu ortamda kıyafet değiştirecek.
D) Hiçbiri.

Aslında hepsinin tek cevabı var. Namaz kılacak ve kılmayacak olan çocukların birlikte yaşamasının yaratacağı ortama dair psikolojik alt yapı hazırlanmadıkça bu uygulama ciddi sıkıntılara yol açacaktır. Namaz kılan öğrenci dinimiz ile ilgili farklı bilgi, farkındalık ve birikime sahipken diğerinin böyle bir donanıma ve bakış açısına sahip olmaması yazık ki diğer arkadaşını ötekileştirmesine sebep olacaktır . Kendilerince yaptıkları ve muhtemelen alay etmeye dek gidecek olan espriler namaz kılmayı tercih eden öğrencide; okuldan soğumaya dek gidebilecek olan psikolojik çöküntüye sebep olacaktır.

Çocuklarımızın evlerinden daha çok vakit geçirdiği okul ortamlarına dair böylesi keskin kararlar veren Milli Eğitim Bakanlığı’nın; din gibi hassas bir konuda çocukların psikolojik hazır bulunuşluğunu ve okullardaki düzeni sağlayacak bazı standartları da getirmesini bekliyoruz.