'19 yaşında üniversiteli ve hamile!'

O saatten sonra, 'Hamile kadınlar eyleme katılmasın demek aslında ayrımcılığın dik âlâsıdır' deseniz de nafile.

Tuba Ünsal bir süredir Los Angeles’ta yaşıyor. Sergilere gidiyor, film açılışlarına katılıyor, güzel restoranlarda yemek yiyor... Geçen aylarda Las Vegas’a bile gitti. Keyfi yerinde. Tuba’nın ABD’de olmasının nedeni, magazin basınından takip edebildiğimiz kadarıyla hamileliği. Anlayacağınız, o da tıpkı Deniz Akkaya ve diğer Türk paralı ve ünlü kadınlarının yaptığı gibi ABD’de doğum yapmayı tercih edenlerden. Bir peri masalı gibi... Her Türk genç kızının rüyası!
Gerçek hayat ise biraz can sıkıcı. Hele Türkiye’de çok farklı..
Gönül isterdi ki her genç kadın bu kadar şanslı olsun. Olmayınca olmuyor. Adını bilmediğimiz bir başka hamile kadın, cumartesi günü katıldığı eylem sonrasında bebeğini düşürdü. Kimi bu mağduriyetten bir fırsat çıkartma telaşında. Nitekim dün CHP’li bir avukat, Başbakan’a kadar uzanan görevliler hakkında suç duyurusunda bulundu. Kimi, yukarıda manşette gördüğünüz gibi ahlak bekçiliğine soyunmuş, kızcağıza kızıyor. “Ne işin vardı hamile hamile eylemde?” diyen de var. Mağdur öğrenciyle söyleşi yapıp romantik romantik isyan eden de...
19 yaşında bir kadın, üniversite öğrencisi olduğu halde hamile diye imalı bir gönderme yapan yazarın ne demek istediğini aslında hepimiz anlıyoruz. Bu, bir öğrenciyi eyleme katıldı diye eleştirmenin çok ötesinde, vahşi bir dil. Ama bu satırlar aslında, “Hamileyse eylemde ne işi var” bakış açısının da mihenk noktası. Bir kez bu soruları sormaya başladığınız zaman gideceğiniz yer de belli. Eğer siz bu soruyu sorarsanız, bir başkası da kalkıp, “Bir kadının sokak eyleminde ne işi var” diye sorabilir. Bir diğeri el kaldırır, “Bir öğrencinin sokak eyleminde ne işi var” diye sorar. Bir diğeri, bir diğeri diye böyle devam ederken, Tuba Ünsal’a ulaşamazsınız ama bir de bakmışsınız kendinizi eylemci öğrencilere kızan Başbakan’ın yanı başında bulmuşsunuz. Artık o saatten sonra, “Hamile kadınlar eyleme katılmasın demek aslında ayrımcılığın daniskasıdır deseniz de nafile!”

Dersimiz: ‘Cemiyet hayatı’
Ceyda Gölcüklü’nün beyin ölümünü konuşuyoruz. Daha önce sevgilileri ile kavgalarını konuşurduk. Boşanmasını ve aldığı tazminatı da uzun süre konuşmuşluğumuz var. Kıyafetleri, güzelliği de dedikodu malzemesiydi. Ceyda Gölcüklü ‘cemiyet hayatı’mızın en simge ismiydi. Onun hikâyesi aslında bizim ‘cemiyet hayatı’nın da özeti gibiydi.
Biz kendi cemiyet hayatımızın gözdesini konuşurken, dün İngiltere de kendi cemiyet hayatının gözdesini konuşuyordu. Adı Jemima Khan, 1974 doğumlu. Pakistanlı kriket oyuncusu İmran Khan ile evlenmiş. Çok zengin. Yıllarca Pakistan’da lüks bir hayat yaşamış. İki de çocuğu olmuş. Boşandıktan sonra Hugh Grant ile birlikte takılmışlar. Bu yüzden cemiyet hayatına girdiğini düşündüyseniz, yanılıyorsunuz. Zira Jemima bir yazar.
The Independent, The Sunday Times ve The Evening Standard gibi İngiliz gazetelerinde yazıları yayımlanmış. Jemima, Soil Association adında bir hayır kurumu için bağış topluyor. Bu kurum yerel ekin ekmeyi ve yerel ticareti destekliyor. Bitmedi, Jemima, Quilliam adında bir düşünce kuruluşunda da aktif. Burada İslam’ın bir din olduğunu ve politik bir ideoloji olmadığını savunuyor. Ayrıca çocuklar için hayır kurumlarında çalışıyor. Pakistanlı kadınların el emeğini yurtdışına taşıyan bir markası var. Buradan kazandıklarını kanser hastanesine bağışlıyor. 2001’de Unicef elçisi. 2007’deki Pakistan’ı özgür bırakın kampanyasının başında. Dün İngiltere’nin Jemima’yı konuşmasının nedeni ise Julian Assange’ın mahkemesine kefil olarak gitmesiydi.
‘Cemiyet hayatı’ asıl budur işte. Eğer anladıksa ezber yapmaya başlayabiliriz. Dağılalım.


Canlı yayında öğrenci protestosu
Dün yine öğrenci protestosu vardı. Bu sefer üniversitede protesto edilen CHP’li Süheyl Batum’du. Üstelik bu sefer canlı yayında, bütün kanallarda yayımlanan bir ağız dalaşı izledik. Üniversite öğrencileri öfkeli. Bunu artık anladık. AKP’ye de CHP’ye de Haşim Kılıç’a da öfkeli. Peki bu öfkenin arkasında ne var? Yani öğrenciler ne istiyorlar? İşte burası tam bir karmaşa. Şu anda üniversitelerde öğrenci kolektifi adı altında örgütleniyorlar. Bütün üniversitelerde bu oluşumun temsilcileri var. Sayıları çok olmasa da farklı şehirlerle iletişimleri sağlam. İnternet üzerinden haberleşiyorlar. Kimi ulaşım zamlarından şikâyetçi, kimi parasız eğitim istiyor, kimi AKP’nin rektörlerle buluşmasına bozuluyor. Biz bu gürültüde bir türlü asıl meseleye gelemiyoruz. “Öğrenciler ne istiyor” diye soranımız yok. Böyle olunca da bu sefer onlar öfkeleniyor. Sözün bittiği yerde devreye yumurta giriyor. O yumurtayı ister Egemen Bağış gibi oturup afiyetle yemeyi düşünün isterseniz Burhan Kuzu gibi kafanızda patlamasın diye eğilin.

İsrailli köpekbalıkları
Mısır’ın Sharm El Şeyh tatil kasabasında köpekbalıkları turistlere saldırmaya başlayınca Mısırlılar yeni bir komplo teorisi ortaya atmışlar. Köpekbalıklarını İsrail’in turizmlerini baltalamak için gönderdiğini düşünüyorlar. Bizdeki her işin İsrail’e bağlandığı komplo teorilerini düşünürsek, benim korkum köpekbalığının bir de Sabetayist çıkması! Bakın, o zaman Mısır’ı, Yalçın Hocam bile kurtaramaz!