1993 ? SAVCI

Okuduğunuz bir dizi filmi projesinin sinopsisinin sadece giriş bölümü. 2010 yılından bu yana üzerinde uğraşıyorum.
1993 ? SAVCI

Seçimler öncesinde Başbakan, seçmenlerine tarihte hiçbir konunun faili meçhul kalmayacağının sözünü vermiştir. Meydanlarda verdiği sözlerden biri de 1993 yılında yaşanan olayların açığa çıkartılmasıdır. Ancak bir engel vardır: Zamanaşımı.

Zamanaşımı için sadece 45 gün kalmıştır. Bu olaylar bu süre içinde ya çözülecek ya da tarihin tozlu raflarına kaldırılacaktır. Başbakan için bu sözünün yerine getirilmesi bir prestij meselesidir; olumsuz sonuçlanması, Başbakan’ı siyaseten zor durumda da bırakabilir. Bu yüzden adliyede bir savcı bu dosyaları yeniden açmak ve incelemek için ‘özel’ ve ‘gizli’ olarak görevlendirilir. Savcının araştırması dışarı sızdırılmayacaktır. Bu yüzden savcı kendi yöntemleri ile araştırmayı yürütecek ve olayların kanıtlarını bulduktan sonra davayı açacaktır.
Savcının sıradan bir savcı olmadığı daha ilk sahnede sübyancı bir mafya lideri Cemil ile yaptığı ‘birebir’ konuşmada anlaşılır.
“Adalet nedir sence Cemil?” diye başlayan monoloğunda savcının adalete bakışı ve uygulayışının farklı olduğunu Cemil’i takkk diye kendi silahı ile öldürmesiyle anlarız.

Savcı, soruşturmasını yürütürken daha önce soruşturmalarda tanıştığı yakın çevresinden yardım ister.
Bunlardan bir tanesi Bozkır Abi’dir. Bozkır Abi 50 yaşlarında gay bir sahaftır. Ancak sahaf sadece bir görüntüdür. İstanbul’da ne olup bittiğini sahaf, dükkânın altındaki (gizli girişi olan) yüksek teknolojiye sahip bilgisayarlarla donatılmış uzay üssü benzeri bir odadan yürütür. Para karşılığı gizli dinlemeler yapar. ‘Özel hayat’ dinlemelerinde uzmandır. Teknolojik olarak devletin imkânlarının çok daha ötesinde aletlere ve bilgiye sahiptir. Savcı, Bozkır Abi’ye bir bavul dolusu görüntü getirip teslim eder. İsteği bu görüntülerde ortak bir yüzü ya da ismi yakalamaktır.

Savcının bir diğer danıştığı isim MİT’çi Kemal’dir. MİT’çi Kemal teşkilattan ayrılmasına rağmen ‘derin devlet’le bağlantılarını koparmamıştır. Önemli bilgilere kendi arşivinden ve devlet içindeki bağlantıları ile ulaşabilmektedir. Daha ilk gün Gülhane Parkı’nda yaptıkları bir yürüyüş sırasında savcıyı böylesine derin bir soruşturmayı tek başına gizlice açmanın tehlikeleri karşısında uyarır.

Savcı ise kararlıdır. 1993’teki olaylara karışanlarla tek tek görüşmeye başlar. 33 askerin öldürüldüğü olaydan sağ kalan askeri Urfa’da bir AVM inşaatında bulup konuşur. Eski asker-yeni amele 33 askerin öldüğü gün içinde yer aldıkları konvoyun korumasının son anda bir emirle kaldırıldığını anlatır.

Savcı daha sonra Berlin’de dönercilik yapan kaçak bir Sivas katliamı azmettiricisini bulur. Amacı o gün Sivas’ta yakılan otelin önünde neler yaşandığını öğrenmektir. Otel ile halkın arasına giren askerlerin bir emirle çekildiğini şaşkınlıkla öğrenir.  

Bu arada savcılıktaki odasını değil evini delillerin değerlendirilmesi için kullanmaktadır. Büyük bir duvara bulduğu her veriyi, fotoğrafı, telefon
numarasını not etmeye başlar. Zamanla o duvarın delillerle dolduğunu görürüz.

Birgün MİT’çi Kemal kendisine 1993 yılında öldürülecek 100 Kürt işadamı ile ilgili önemli bir resmi belgeyi verir. Savcı için bu belge çok önemlidir. Zira bu bir ilktir, pek çok resmi görevlinin başına bela olabilecek MGK onaylı resmi ölüm listesini ele geçirmiştir.
Savcı araştırmaya Türkiye’nin dört bir tarafında tek başına devam eder. Uğur Mumcu’nun öldürüldüğü gün delilleri toplayan alkolik emekli polisle İzmir’de bir meyhanede buluşur. Emekli alkolik polis soruşturmaya el koyan bir askerden bahseder…

Eşref Bitlis’in uçağı düşmeden bir gün önce hangarda nöbet tutan eri Bursa’da bir araba tamircisinde bulur. Eski asker bir subayın Bitlis’in uçağının başında nöbet tuttuğu akşam hangara girdiğini ve parolayı doğru bildiğini anlatır.

Dönemin başbakanının kocası ile Bodrum Turgutreis’teki bir yatta buluşur ve başbakanın eşinin o dönem kendisinin bile korkudan tabanca taşıdığını öğrenir.

Bu arada sürekli takıldığı bir barın tuvaletinde 3 kişi tarafından öldürülmekten son anda bu kişilere gelen bir cep telefonu konuşması sayesinde kurtulur. “Cemil’in ahiretten sana selamı var” diyerek savcıyı dövdükten sonra tekmeleyerek giderler.

* * *

Okuduğunuz, bir dizi film projesinin sinopsisinin sadece giriş bölümü. 2010 yılından bu yana üzerinde uğraşıyorum. Hikâyesini bitirdim. Olaylar tamamıyla hayali gelişiyordu. Dün 1993 yılında öldürülen Tuğgeneral Bahtiyar Aydın’ın dosyasının zamanaşımından dolmasına bir gün kala tekrar açıldığı ortaya çıktı. Tıpkı o yıllarda öldürülen Kürt işadamları dosyasının zamanaşımının dolmasına sadece iki gün kala tekrar açılması gibi…
Belki bir gün hayata geçebilir o yüzden benim dizinin senaryosunun nasıl bittiğini söylemeyeyim ama bir gün çekilirse dizi sanırım şu cümle ile başlayacak:
BU DİZİDE İZLEDİĞİNİZ OLAYLARIN TAMAMI GERÇEKTİR.