Abdullah Öcalan'a canlı yayından sorular

Abdullah Öcalan'a yapılmayacak o basın toplantısında olsaydım soracağım soruları buradan huzurlarınızda sormak isterim.
Abdullah Öcalan'a canlı yayından sorular

Daha ilk anından bu yana pamuklara sarıp sarmaladığımız ‘Barış Süreci’ onca eleştiriye, çelmeye ve ulusalcı bedduaya rağmen hâlâ yolunda gidiyor. Türkiye son 30 yılına damga vuran çok büyük bir yükten kurtulmak için adımlar atıyor. Şu ana kadar kurulan kötümser komplo teorilerinin hiçbiri neyse ki hayata geçmedi. Kuşkusuz bunda en büyük rol Abdullah Öcalan’ın kararlılığı oldu. İlk andan itibaren Abdullah Öcalan ne diyorsa Kürtler ve PKK arkasında durdu. Gerçi mırıldanmalar, itirazlar, içine sindirememeler oldu ama kol kırıldı yen içinde kaldı. Öcalan ne istiyorsa onu yaptılar. Hatta Gezi Parkı eylemleri gibi herhangi bir partinin üzerine atlayacağı bir fırsatı ellerinin tersiyle ittiler. Nitekim Başbakan Erdoğan bile bu duyarlılık sonrasında teşekkür etti.
 
Barış sürecinin başını Öcalan’ın çektiği Kürt cephesi şu ana kadar çok iyi bir sınav verdi, veriyor...
Barış sürecinin devlet yani hükümet cephesi de hiç fena olmayan bir sınav verdi. Çekilme süreci başladığında askeriyeyi kontrolü altında tutmayı başardı. İmralı kosteri bu sefer hiç bozulmadı. Görüşmeye gidenler hükümet tarafından seçilse de bu kanal da çok zorlanmadı. Siyasetin dilini yumuşattı. Her ne kadar Gezi olayları sırasında olayın heyecanı ile Başbakan Erdoğan, Öcalan’ı eski alışkanlıklarla terörist başı olarak ilan ettiyse de yine de vazoyu kıracak bir adım atmadı. 

Şu ana kadar barış süreci her şeye rağmen yolunda gidiyor. Ancak gördüğümüz kadarıyla bir başka kritik döneme giriliyor. Bu dönemde hükümetin somut adımlar atması gerekiyor. Şu anda top hükümetin sahasında... Daha önce kapalı kapılar ardında nasıl sözler verildiğini bilmiyoruz ancak tarafların adına ‘ikinci aşama’ dediği bir süreçte hükümetin bazı adımları atıp atmayacağının ‘Barış Süreci’nin geleceğini de belirleyeceğini anlıyoruz. 

Tam bu aşamada öğreniyoruz ki sürece katkı yapmak için Abdullah Öcalan bir basın toplantısı düzenlemek istiyor.
Gelin görün ki ben bu isteğin hayata geçmesinin mümkün olmadığını düşünüyorum. Bunun birkaç nedeni var. İlki, hükümet bu süreci tamamen kendi kontrolü altında tutmaya çabalıyor. Böylesine bir basın toplantısında Öcalan’ın ağzından çıkacak cümlelerin sonradan eğilip bükülüp yayımlanması ve hükümet aleyhine kullanılması seçim dönemine girdiğimiz şu günlerde göze alamayacakları çok büyük bir risk gibi gözüküyor. 

İkincisi, ‘basın’ derken hangi ‘basın’? Mesela süreci ilk günden beri nakış dokur gibi tarihe geçecek bir gazeteci titizliği içinde takip eden Hasan Cemal’in böyle bir basın toplantısına gitmesine izin verilecek mi? Elbette hayır. Ya da sürecin derinlemesine analizini yapan gazetemiz yazarlarından Cengiz Çandar, İmralı kosterinde kendine yer bulabilir mi? Hiç sanmam.
Süreci ilk günden bu yana koşulsuz destekleyen beni bile çağırmayacaklarından adım kadar eminim.
Ulusalcı basını zaten akredite etmeyecekleri kesin. 

Geriye ‘hükümetin sevdiği’ gazeteciler kalıyor ki böyle bir basın toplantısını artık gözünüzde canlandırın!
Sonuçta böyle bir basın toplantısı olmayacağı kesin gibi ama yine de Öcalan’ın önerdiği hiç de fena bir fikir değil. Bu vesileyle belki de Türk basın tarihine geçecek bir ilki buradan gerçekleştirebiliriz. Abdullah Öcalan ile gazete köşemizden canlı bir röportaj yapabiliriz. İmralı’daki hücresinden bu yazıyı okuyan Abdullah Öcalan’a yapılmayacak o basın toplantasında olsaydım soracağım soruları buradan huzurlarınızda sormak isterim. 

1- Öncelikle nasılsınız, sağlık durumunuz nedir? Neden şikâyet ediyorsunuz, size yeterince iyi bakılmadığını mı düşünüyorsunuz? 

2 - Barış sürecini nasıl yürütüyorsunuz? MİT adına temsilcilerle mi yoksa Hakan Fidan ile direkt mi görüşüyorsunuz? Bize bu görüşmelerin teknik olarak ne sıklıkta, hangi atmosferde gerçekleştiğini anlatabilir misiniz? 

3- Nasıl bir yol haritanız var? Sürecin sonuna kadar atılacak adımları net olarak kararlaştırdınız mı? Şu anda ikinci, üçüncü aşama diyorsunuz, kaç aşama var ve bu aşamalarda tarafların üzerine düşen görevler net olarak belirlendi mi? 

4- Size barış süreci sonrasında serbest kalacağınız üzerine bir söz verildi mi? 

5- Suriye’de kurulması muhtemel bir Kürt devletini bekliyor muydunuz? Buna tepkiniz nedir? 

6- Kafanızın herhangi bir yerinde Türkiye’yi bölüp bir Kürdistan kurma hayaliniz var mı? 

7- Hükümete güveniyor musunuz? Hangi şartlarda süreç sıkıntıya düşer? Sizin bu görüşmeler sırasında kırmızı çizgileriniz nelerdir? 

8- 2023 yılında süreç eğer tamamiyle hayata geçerse nasıl bir Türkiye hayaliniz var? Kürtler bu Türkiye’nin neresinde, nasıl bir hayat sürüyorlar? Daha da önemlisi, Türkiye nasıl bir ülke, sınırları değişebilir mi? Genişler mi? 

9- Siz ya da Başbakan Erdoğan olmazsa barış süreci biter mi? 

10- Barış süreci yarıda kesilirse B planınız var mı? Süreç işlemezse neler olacağını düşünüyorsunuz? 

Eğer Abdullah Öcalan bu sorularımın cevabını bana ulaştırırsa cevapları da bu köşeden okuyacaksınız demektir.