Abdullah Öcalan'ın televizyonu ne gösteriyor?

Abdullah Öcalan'a 14 yıl aradan sonra televizyon verilmiş. '14 yıl sonra acaba Öcalan nasıl bir Türkiye görecek o ekranda?' diye beni bir merak sardı.

* Abdullah Öcalan’a 14 yıl aradan sonra televizyon verilmiş. Şimdilik tek kanal gösterileceği söyleniyor. Bu da bir şey. “14 yıl sonra acaba Öcalan nasıl bir Türkiye görecek o ekranda?” diye beni bir merak sardı. Şu son 14 yıl içinde kimler geldi geçti o ekranlardan, bir gözünüzün önüne getirsenize... Muhtemelen Öcalan karşısında cıvıl cıvıl bir ülke görecek diye düşündüm. Dün bu vesileyle TRT 1’in yayın akışına baktım. Yıllardır farkında değildim, TRT hâlâ İstiklal Marşı ile güne başlıyor. Sabah programı olarak ‘Adam Olacak Çocuk’ gözüküyordu. Sabah çocuklar unutulmamış, çizgi film de konulmuştu. Öğlen ‘Savaşta ve Barışta Türk Ordusu’ adında, Ertürk Yöntem’i hatırlatan bir program yayımlanıyordu. Akıştan anladığım kadarıyla Gezelim Görelim programı devam ediyor. İlerleyen saatlerde rastlantı mı bilmem Hababam Sınıfı Güle Güle vardı. Gerçi akşam Batman ve Amistad gibi iki iddialı film arka arkaya konulmuştu ama yine de 14 yıldır televizyon seyretmeyen birisini heyecanlandıracak yeni bir program gözükmüyordu. TRT’ye haksızlık yapmak istemediğim için diğer günlere de baktım. Mesela ‘belgesel’ bölümünde hiçbir şey yoktu. Diğer diziler, programlar da ‘eh işte’yi geçmiyordu. İbrahim Şahin TRT Genel Müdürü olduğundan bu yana kurumsal olarak müthiş işlere imza attı. TRT Şeş, TRT Arapça gibi ‘devrim’ niteliğinde kanallar açtı. Kurumun hantal yapısını kırdı. Gelin görün ki TRT 1’in yayın akışına baktığımız zaman aynı dinamizmi ekrana yansıtamadığını görüyoruz. (Böyle eleştiriler yapınca çok alıngan davranıp İbrahim Bey’in kızdığının da farkındayım. Ama kızmasın, art niyet aramasın, bir dost eleştirisi olarak alsın.) Açık söyleyeyim, ben TRT’den de İbrahim Bey’den de çok daha büyük bir beklenti içindeyim. Türk televizyonculuğunun içine sıkıştığı dizi-yarışma-dizi ezberini bozacaksa TRT bozacak. Her türlü imkânları var. Reyting kaygıları da yok.
Tek anlamadığım, neyi bekledikleri.
Hadi yahu silkelenin biraz...
Kaldırın şu TRT’yi ayağa... 

* Twitter’da takipçi sayım bir milyonu geçmiş. Bunu kendi adıma değil ama bir gazetecinin bu kadar çok kişi tarafından takip edilmesi adına önemsiyorum. Zira şu anda sosyal medya gazeteciler için büyük bir iletişim fırsatı yaratıyor. Yaptığımız haberlerin, fikirlerimizin yayılması adına büyük bir fırsat sunuyor. Üstelik şu anda Türk basınında otosansürün bile işlemediği en özgür ortam. Bu kadar da değil, biz gazetecilere, pek çok farklı kişiye ulaşma imkânı da tanıyor. Mesela ben dün bir milyon takipçi sayısını geçmenin şerefine Kuzey Kore devletinin resmi hesabına bir mesaj attım. Şaka değil, adamların resmi bir devlet hesabı var. Mesajım aynen şöyleydi: “Sayın Kuzey Kore, mümkünse Devlet Başkanınız Kum Jong-Un ile bir söyleşi yapabilir miyim? Valla bizimkiler pek bize konuşmuyorlar!” Yahu hemen olumsuz düşünmeyin, bizimkiler, muhalefet lideri de Başbakanı da Cumhurbaşkanı da kendi seçtikleri gazetecilere konuşuyorlar, bir milyon takipçinin hayrına belki Kuzey Koreliler bir düşünürler, neden olmasın! 

* Önceki gün yazımda Fırat Üniversitesi’ni Elazığ’dan alıp Diyarbakır’a taşımışım. Hay bin dikkatsizlik! 

* Londra’da zaman zaman finans sektöründeki Türklerle bir araya geliyorum. Aralarında Türkiye’yi yakından takip eden, uluslararası şirketlere detaylı rapor hazırlayanlar da var. Onların bakış açısı ile Türkiye’yi merak ediyorum. “Öyle ya dışarıdan memleket nasıl görünüyor?” İlginç tespitleri var. İlki, Ali Babacan’dan finans çevrelerinin tamamında müthiş saygıyla söz ediliyor. İkincisi, Başbakan Erdoğan’ın otoriterleşmesinden endişe duyuluyor. Üçüncüsü, Türkiye ekonomisi hakkında umutlular. Dördüncüsü de var ama onu buraya yazamam! 

* Bildiğiniz gibi bir süredir RedHack YÖK belgelerini yayımlıyor. YÖK’ten ise bunlara karşılık bu belgeleri yayımlayan gazetecileri tehdit eden bir basın açıklaması yapılıyor. Alın size yanlış iletişim üzerine bir tez konusu. YÖK içine düştüğü bu tatsız durumdan kurtulmak istiyorsa gazetecileri tehdit etmek yerine kendi görevlendirdiği isimlerle yayımlanan belgelere cevap verse bence kendi adına iyi eder. Cin şişeden çıktıktan sonra, belgeler sosyal medyada havada uçuşurken gazetecileri sustursanız ne olur, susturmasanız ne olur!



* Beyaz’a çıkan dizi yanıyor. Şaka değil, Beyaz’ın programına konuk olan bugüne kadar 11 dizi yayından kaldırılmış. En son cuma günü Beyaz da işi artık şakaya vurmuş, kendisiyle dalga geçiyordu. “Ben dizi oyuncusu olsam Beyaz’a çıkar mıydım” diye düşünüyorum da yahu ne çıkması, bu istatistikten sonra selamı sabahı bile keserdim!