Adaletspor şampiyon

Karar günü; Fenerbahçe'nin mi yoksa Fenerbahçe'yi bu duruma düşüren yöneticilerin mi arkasındasınız?

Fenerbahçe denilince Türkiye’de akla gelen ilk isimlerden Uğur Dündar midesine kramplar girdiğini söyleyip “Koskoca Fenerbahçe Başkanı’nın yanında bu çantacıların ne işi olur” diye soruyordu. Herkesin merak ettiği de bu zaten... Polis kayıtları, telefon dinlemeleri, buluşmaların fotoğrafları Fenerbahçe’ye gönlünü vermiş, ‘Belki maça gidecek bilet parasını biriktirebilirim’ hayaliyle sanayide üç kuruş paraya çalışan çırak Ahmet’e de, milyarlarca dolarını bir yana, Fenerbahçe sevgisini öbür tarafa koyabilecek Papermoon müdavimi işadamına da aynı soruyu sorduruyor. Bu adamların Fenerbahçe gibi milyonların gönlüne taht kurmuş, Türkiye’nin en büyük kulübünün başkanı ile işleri ne? Sokakta 20 milyon Fenerbahçe taraftarından herhangi birini çevirip sorun “İşin içine hile karışmış bir şampiyonluğu ister misiniz?” diye, tek bir Fenerbahçeliden bile ‘evet’ cevabını alamazsınız. Deliller ortaya çıktıkça 20 milyondan fazla taraftarı ile sadece Fenerbahçe değil, Türkiye son yılların en büyük hayal kırıklığını yaşıyor. Kahvelerde, işyerlerinde, tamirci dükkânlarında, tarlalarda tek konuşulan, Fenerbahçelilere yapılan bu büyük haksızlık. Ne yazık ki bu haksızlığı yapan, bizzat bu kulübün yöneticileri. Hay şampiyonluğunuz batsın. Fenerbahçe’ye, Fenerbahçelilere daha büyük bir kötülük yapılamazdı. Fenerbahçe Cumhuriyeti’nin başkanlık koltuğu, belli ki birilerinin başını fena döndürmüş. Kendilerini dokunulmaz, yaptıklarını görünmez, bu dünyada hiçbir şeyin hesabı verilmez diye düşünmüşler. Ne büyük yanılgı. Onların da başına ‘zamanın ruhunu’ okuyamayan, Yeni Türkiye’yi anlamayanların başına gelen geldi.
Gün, tüm taraftar duyguları bir kenara bırakıp bu soruşturmanın arkasında durma günüdür. Ben de bir Fenerbahçe taraftarıyım. Sevgili Fenerbahçeliler, başınız öne eğilmesin. Sizin suçunuz, bu kulübü sadece ama sadece sevmek ve inanmak oldu. Zaten bu yüzden bu hayal kırıklığını size yaşatan isimleri hemen camiadan uzaklaştırmalısınız ya... Fenerbahçe Kulübü ile şikeye karışmış yöneticileri arasına derhal bir mesafe koymak gerekiyor. Soruşturmayı yürüten polisi, savcıları ise alkışlamalı ve sonuna kadar destek vermelisiniz. Fenerbahçelilerin kızacağı tek makam, Fenerbahçe’yi bu duruma düşürenlerdir. Bu yüzden pazar günü kulübe destek yürüyüşü yaparken, yani Fenerbahçe’yi savunurken neyi savunduğunuzu da iyi tartmanız gerekiyor. Cumhuriyet Mitingleri unutulmamalı. Binlerce insanımız demokrasi derken kendilerini darbecilerin kuyruğuna takılmış bulmuştu. Fenerbahçeliler için karar günü; Fenerbahçe’nin mi yoksa Fenerbahçe’yi bu duruma düşüren yöneticilerin mi arkasındasınız?
Birisi utanacaksa bırakalım şikeyi milyonlarca insanın Fenerbahçe sevgisine rağmen yapanlar utansın. Daha da önemlisi, hangi takımı tutarsak tutalım, şunu unutmamak gerekiyor.
Yeni Türkiye’de artık tek şampiyon var, o da ‘Adaletspor’.

‘Daçmin goş Taner âşık olmuş!’ Bilmem sizin de aradan onca zaman geçmesine rağmen hâlâ kulağınızda Survivor Taner’in ‘Daçmin goş’ sözleri yankılanıyor mu? Bizim Taner, dün katıldığı bir programda âşık olduğunu açıklamış. Piyango, Sevgili Saba Tümer’e çıkmış. Taner, Saba’nın programına katıldıktan sonra elektrik aldığını söylüyor. Konuştuktan sonra (artık ne demekse) bakışmışlar falan filan... Saba Tümer’i yakından tanıdığım için bu habere şen bir kahkaha patlatarak sevineceğine eminim! Benim de bu aşk karşısında Saba’ya naçizane bir tavsiyem var.
‘Saba gaç!..’

Maça asıldınız, paraları geri verin!
Teşvik adındaki rüşvet iddiaları ciddi ama işin geldiği nokta ZAMAN ZAMAN komedinin sınırlarını da zorluyor. Dün gazetelere yansıyan Gençlerbirliği teşvik primi olayının filmi çekilse ‘bu kadar olmaz’ diyebiliriz. İddialara göre 300.000 dolar teşvik primi maçtan önce Gençlerbirliği futbolcularına ödeniyor. Ancak futbolcular teşvik primine rağmen maça asılıp tribündeki yöneticilere ecel terleri döktürünce, primin 100.000 doları geri isteniyor. İş bu kadarla da bitmiyor. Teşvik primini geri götürenler, parayı iade ettiklerine dair belge almaya çalışıyorlar. Olaya bakar mısınız? Biz, rüşvetin belgesi olmaz diye biliyorduk, adamlar iade ettikleri teşvik priminin belgesinin peşinde koşuyorlar. Belgeyi aldıklarında ne yapacaklardı acaba, merak ettim. Her şey o kadar aleni yaşanır olmuş ki bir tek vergiden düşmedikleri kalmış. Gel de acı acı gülme...

Hortlayan faili meçhul: Kapri pantolonlu şehit

Güneydoğu’nun kâbusu faili meçhul karabasanı hortladı. Maktuller aynı, failler değişti. Dün elinde satırla sokak ortasında sivilleri kimin öldürdüğünü herkes bilir, kimse söyleyemezdi. Bugün sokak ortasında imamları, uzman çavuşları da kimin öldürdüğünü herkes biliyor, adını söylemekten çekiniyor. Dün faili meçhullere karşı olanlar, her ölümde sesini haklı olarak yükseltenler, bugün kapri pantolonunu giymiş kışlasına giden bir uzman çavuşun arkadaşı ile sokak ortasında sırtından vurulması karşısında susuyor. Oysa silahsız bir imamı, sivil bir askeri sokak ortasında sırtından vurmanın tek bir adı var.
Savaşın bile bir adaleti ve hukuku vardır. Böylesine kirli bir savaşın, ne uğruna, hangi akılla yapılırsa yapılsın, kazananı olmayacaktır.

.