Ahmet Hakan'ın hiç utanması yok mu!

Ahmet Hakan, Cüppeli Ahmet operasyonunu daha başlamadan yayın yapan gazeteleri yazınca İsmailağa Cemaati öfkeyle ayağa kalktı.
Ahmet Hakan'ın hiç utanması yok mu!

Cüppeli Ahmet tutuklanınca İsmailağa Cemaati de öfkeyle ayağa kalktı. Kalktı kalkmasına ama ortada bir sorun vardı. Cemaat Cüppeli Ahmet’in tutuklanmasını haksız buluyordu ancak bu haksızlığı yöneltecekleri ortada biri yoktu. Öyle ya yapılan telefon görüşmeleri, çekilen fotoğraflar, hatta videolar Cüppeli Ahmet hakkındaki iddialara pek de söylenecek söz bırakmıyordu.
Üstelik bu sefer Cüppeli Ahmet’ten para sızdırmak için yapıldığı anlaşılan geçen gizli çekimde olduğu gibi Cüppeli Ahmet Hoca’nın beyanları ile geçiştirilecek gibi alametler de belirmemişti. Polis ve savcılık detaylı bir çalışma yürütmüş, daha operasyon başlamadan tekmili birden gazeteciler bu soruşturmaların detaylarına ulaşmışlardı. (Allah’ın bir hikmeti diyelim geçelim!) Hürriyet gazetesinden Ahmet Hakan bu duruma dikkat çeken bir yazı yazınca İsmailağa Cemaati’nin eline arayıp da bulamadığı ‘çatacak kişi’ imkânını verdi.
Cemaat yayımladıkları bildiride Ahmet’in babası ile omuz omuza namaz kıldıklarından girip, Ahmet’in Kanal7’li günlerinden çıkıyor. Nişantaşı gecelerinden gönül maceralarına kadar Ahmet’e demediklerini bırakmayıp en sonunda da başlıkta gördüğünüz ‘utanmaz Ahmet’ yaftasını yapıştırıyorlar. Bu kadar kolay anlayacağınız. Dün Ahmet hâlâ işin dalgasındaydı ama bence ciddi ciddi kendisine şu günlerde dikkat etmesinde fayda olduğunu düşünüyorum. Zira böylesine öfkeli demeçlerin nasıl kötü sonuçlar doğuracağını bildiğimiz bir ülkede yaşıyoruz.
Bazı gazetecilerin 4 resmi koruması varken Ahmet Hakan’ın herhangi bir koruması olmadığını biliyorum. Yarın bir gün gaza gelen bir meczup saldırısı ile karşılaşabilir. Ahmet Hakan’ın yaşadığını bir grup yazar uzun bir süredir yaşıyoruz. Herhangi bir cemaate, iktidara, zümreye, görüşe sırtınızı yaslamayıp vicdanınızın sesi ile yazıp konuştuğunuz zaman biraz da ortada bağımsız ve kimsesiz durmanızın kolaycılığı ile hemen sizi yerden yere vuran bir cemaati karşınızda bulabiliyorsunuz. Cemaat denilince artık bugün ayağı takılıp yere düşenin aklına gelen ‘olağan şüpheli’ Gülen cemaati gelmesin. Türkiye’de tek cemaat onlar değil. Mesela Fenerbahçeliler de konu ‘şike’ olduğu zaman bir cemaatten hiç de farksız davranmıyorlar. Bugün cemaatin eline geçmekle suçlanan yargı daha yakın bir zamana kadar bir başka laik cemaat tarafından yönetiliyor, korunuyor, kollanıyordu. Şimdi Balyoz veya Ergenekon davasında soruşturmalara baktığımızda pek çok iddianın bu kişilerin ordunun içinde bir laik cemaat şeklinde örgütlendiğinden hareket ettiğini gösteriyor. Pardon ama onca andıç, onca fişleme, onca günlük(!) yasalara dayanarak yapılmadı, yazılmadı değil mi?

Korkulara tutunmak, cemaatlere sığınmak
Bu kadar siyasi gitmeye gerek yok. Kolaysa Fazıl Say’a onca magazin bombalaması karşısında bir iki laf edin de karşınızda dimdik duran Fazıl Saycıları buluverirsiniz alimallah! Gülben Ergen’e mi laf söylediniz karşınıza hemen Ergenciler dikiliverir. Bilmem dünyanın başka hangi ülkesinde bizdeki kadar çok şehir ve hemşehri dayanışma derneği vardır. Sivaslılar Sivaslıları, Mardinliler Mardinlileri kollar. Cemaatten en çok yakınan PKK’yı en ufak bir şekilde eleştirmeye kalkın bakalım başınıza neler geliyor. Orhan Miroğlu’na, Muhsin Kızılkaya’ya sorun anlatsınlar size cemaat demek ne demekmiş! Masonlara hiç gelmiyorum bakın... Diyorum ya onlara gelene kadar mikro düzeyden makroya uzanan birbirini kollama, sahip çıkma ve gerektiğinde başkalarını dışlayan bir cemaatler topluluğunda yaşıyoruz. Kişisel gelişimini tamamlayamamış, yeterince özgürleşememiş, kendine güvensiz, demokrasiye ya da hukuka çok da inanmayan, büyümeyen çocuklar gibiyiz bu halimizle. Herkes elinden tutacak güvenebileceği bir dayanışmanın peşinde. Herkes diğerinden ölesiye korkuyor. Bu toplumda herkes kendi inanç haritasının çıkarı mevzubahis olduğunda ya da ufacık bir tehlike hissettiğinde hukuk, vicdan, etik, empati kelimeleri bir teferruata dönüşüyor.
Böyle bir ortamda herhangi bir cemaati suçlamadan önce isterseniz bir dönüp bakın bakalım siz hangi cemaatin adamısınız? Önce Fenerbahçeli sonra objektif gazeteci mi? Önce Gülenci sonra Fenerbahçeli mi? Önce köktenlaik sonra hukuk adamı mı? Önce Fazıl Saycı sonra demokrat mı? Liste böyle uzayıp gidiyor. Diğer cemaate ilk taşı aranızda herhangi bir cemaate dahil olmayan atsın!
Başa dönersek Ahmet Hakan’ın ve benim gibi birkaç yazarın yapmaya çalıştığı tüm bu cemaatler ortamında biraz olsun kafamızı dışarı çıkartıp yüksek sesle mırıldanmak. Bu mırıldanmak bile birilerini delirtmeye yetip de artıyor. Alnına hemen yapıştırılacak bir yafta hazır. Yaftalama zaten dışlamayı getiriyor, dışlama ise düşmanlaştırıyor. Korkularla yaşayan insanlar elbette bu korkuları besleyecek düşmanları kendi kafalarında yaratmak zorundalar. Düşmanları olmadan varoluşları eksik kalıyor. Diyeceğim o ki kim ne derse desin sen utanma Ahmet, böylesine ikiyüzlü bir ülkede asıl sana Utanmaz Adam yaftasını dikmeye çalışanlar utansın. Ama yine de şu aralar kendine dikkat, işin şakası yok.
Zira öldüğün ile kalıyorsun.