AK MİLLİ TAKIM!

Gezi olaylarının inatla kasten yanlış okuması Türkiye'nin nadir buluştuğu ortak paydayı da bölmeyi başardı.
AK MİLLİ TAKIM!

Spor sahalarında, okul dersliklerindeki panoları duvardan indirip arkasına bir iki kelime eklememiz gerekiyor. ‘Ben sporcunun zeki, çevik, ahlaklı ama aynı zamanda AK Partili olanını severim!’ İki milli sporcunun Gezi olaylarından bu yana yükseliş ve düşüş hikâ- yelerine baktığımızda durum ne yazık ki artık bu noktaya gelmiş gözüküyor… Cenk Akyol’u sanırım artık spor seven sevmeyen hepimiz tanıyoruz.

Gezi olayları sırasında medyayı kendi çapında protesto eden Galatasaraylı eski milli takım oyuncumuz. ‘Protesto’ derken aklınıza sakın Gezi Parkı’na gidip polisle çatışması ya da barikat kurması gibi ‘uç’ örnekler gelmesin. Yaptığı altı üstü olayların en alevlendiği dönemde Gezi’yi görmezden gelen medyayı protesto etmek için NTV’nin mikrofonuna konuşmak istememesi. O kadar…
Hepi topu bu kadar.

Bu kadarlık bir tepki bile Galatasaray’ın ünlü oyuncusunu milli takımdaki yerinden etti. İtalya’ya giden Milli Basketbol Takımı sezonun en gözde basketbolcusunu Türkiye’de bıraktı. Cenk neden kadro dışı kaldığını merak edip sorunca cevap olarak ‘devlet’ demişler. Devlet denilen şeyin aslında ‘hükümet’ olduğunu hepimiz biliyoruz.

Başka bir milli
Aynı devletin bir başka milli sporcumuzu nasıl baş tacı ettiğini de yine şu günlerde ibretle takip ediyoruz. Gezi olayları sırasında göstericilere küfür etmekte bir an tereddüt etmeyen, hatta Twitter hesabına “Sizin yaptığınız eylemi s.... Vatan hayinleri.” yazan “meydanı Ermenilere bıraktınız” diye twitler saydıran Rıza Kayaalp önce Akdeniz Olimpiyatları’nda Türkiye Milli Takımı’nı temsilen bayrağımızı taşıdı, sonra bir ahlak abidesi ve örnek sporcu olarak kamu spotlarında rol aldı. İlk seçimlerde Ak Parti saflarından Hakan Şükür’ün yerine Meclis’e taşınıp bir de bakan olursa hiç şaşırmayın.

Şimdi bu resme bakıp soralım: Bir toplumsal olayın güreş pistlerine, basketbol sahalarına bu şekilde yansıması normal mi?

Milli takım oyuncularımızı seçerken artık ‘Ak Parti’ye muhalif ya da destekliyor’ gibi yeni bir kriterimiz mi oluştu?
Bu iki örneğe baktığımız zaman hükümetin şu sıcak yaz günlerinde çok tehlikeli sularda yüzdüğünü görüp üzülmekten başka bir şey yapamıyorsunuz. Üzülmenin nedeni bu akıl tutulması karşısında yapacak başka bir şey bulamamanızdan kaynaklanıyor.
Nepotizm bir iktidar hastalığı.

Bizden ve onlardan (bir de bunlar var) diye bir ayrıma gidip yeteneğin yerini taraftarlığa bırakmaya başladığınız an bu hastalığın ilk beliritleri ortaya çıkmaya başlamış demektir. Nepotizm hastalığı şu aralar bildiğiniz gibi Dışişleri ölçeğinde tartışılıyor. Yakın bir zamanda yapılan yeni düzenleme ile AK Partili Büyükelçiler dönemi başlayacak.

Cenk Akyol’un milli takımdan ‘devlet’ gerekçesi ile uzaklaştırılması ise bu yeni ayrışmanın artık sadece Dışişleri’nde değil spor sahalarında da yaşanmaya başladığını bizlere haber veriyor.
Düne kadar milli takımımız vardı artık bir de AK Milli takımımız oldu.
Cenk Basketbol Milli Takımı’na giremediğine göre o zaman bu basketbol milli takımı %50’yi temsil etmiyor demektir. Ya da tam tersi artık %50’nin temsil edildiği bir milli takımımız var!

Gezi’nin getirdiği
Gezi olaylarının inatla kasten yanlış okuması Türkiye’nin nadir buluştuğu ortak paydayı da böl- meyi başardı.
Fazla naif olup kendimizi kandırmaya gerek yok. Aslında siyaset her zaman spor sahalarında gölgesini hissetiriyordu. Kulüp başkanlıkları, futbolcu transferleri özellikle yerel siyasetçilerin gösteri alanıydı. Hatta bir ara milli takımda dini bütün futbolcuların çokluğu komplo teorisyenlerini harekete geçirmiş ancak hiçbiri açıktan bazı oyuncuların kabiliyetleri yüzünden değil de bu yüzden milli takıma seçilebileceğini dile getirememişti.

Futbol son kertede her zaman milyonlarca insanı birleştiren partiler üstü bir yapıydı.

İşin ilginç yanı bu damarı ilk keşfeden ve siyasetin diline uygulayan da Ak Parti olmuştu. Başbakan Erdoğan Türkiye’nin farklı yerlerinde mitinglere gittiğinde o şehrin yerel takımının atkısını takım elbisesinin üzerine koymasının nedeni bu birlikteliği ve kuvvetli tutkalı bilmesinden kaynaklanıyordu.

Son olaylarda gördük ki siyaset artık burada da borusunu öttürü- yor. Gezi olaylarında aktif rolleri ile Taksim Meydanı’nın işgal edildiği günlerde sivil güvenlik güçlerine dönüşen Çarşı grubu nerede ise terör örgütü ilan edilecek, Fenerbahçe tribünleri zaten geçen yıl ‘hükümet istifa’ sloganları atmaya başlamıştı. Bu yıl onlar da Taksim Meydanı’nı eylemcilerle dolduranlar arasındaydılar. Üç büyüklerden bir Galatsaray taraftarları Gezi olaylarından uzak duruyordu ki Galatasaray’dan yapılan sert Cenk Akyol açıklaması ile onlar da haklı olarak Gezi olaylarının sonuçlarının bir parçası haline getirilip topa girdiler.

Milli takım maçlarında bu yıl da ‘hu ha dev adam, 12 dev adam şarkısı çalınacak’ ama Cenk Akyol’un kadroda olmadığı o stadlarda atılacak sloganları tahmin etmek hiç zor değil.

Şimdi gel de üzülme!