AK Parti-cemaat kavgasından yeni hikâye çıkar mı?

Bugün Türkiye'de şahane inşaatlar yapıyoruz ancak doğru düzgün bir anayasa yapamıyoruz. Kilit burada asılı işte.
AK Parti-cemaat kavgasından yeni hikâye çıkar mı?

Geçen haziran ayında Google, dünyada internet erişimi olmayan 4.8 milyar insana ulaşmak üzere gökyüzü destekli dev bir proje başlattı. ‘Proje Loon’ adındaki bu projede internet erişimini sağlayacak 30 balon Yeni Zelanda’da gökyüzüne bırakıldı. Helyum dolu balonların, 20 kilometre yüksekliğe çıkması planlanıyor. Enerjiyi güneş panellerinden alan balonların her birinin yaklaşık 780 kilometre karelik bir alana internet erişimi sağlaması hedeflenmiş.

Dünyada böylesine heyecan verici gelişmeler yaşanırken ben de hafta sonu Türkiye’deki malum heyecan verici gelişmelerden biraz olsun uzaklaşabilmek için İstanbul yakınlarında bir otele gittim.

Ailece odamıza çıktıktan sonra internete bağlanmak için girdiğim sayfada T.C kimlik numaramı yazmam isteniyordu. En son böyle bir uygulamaya Suriye ziyaretim sırasında Şam’da kaldığım bir otelde rastlamıştım. T.C kimlik numaramı yazmamın internette attığım her adımın takip edileceğini bilecek kadar teknolojiye hâkimim.
Anlayacağınız termal bir otelde odamdan yaptığım her arama fişlenecekti.
Biz ne zaman böyle olduk ya da hep böyleydik de teknoloji sayesinde mi anlar olduk emin değilim.
Türkiye derin bir fişleme tartışmasının DAHA içinde yuvarlanıp gidiyor. Fişleyenlerin isimleri, unvanları, kimlikleri değişse de Türkiye Cumhuriyeti bir kader gibi aynı filmi seyredip duruyor. Sistem halkına güvenmeme üzerine kurulmuş bir kere. Devlet, millete güvenmiyor.
Devletin DNA’sı ya da strüktürü bunun üzerine kurulu. Sistem böyle olunca bu fişleme kararları karşısında kimse dik duramaz. Diklenemez. Mesele sadece bu mekanizmayı kimin ele geçirdiği ya da geçireceği noktasında kalır. Bugün farkındaysanız bir sistem kavgasından çok gücün bölüşülme, paylaşılma, sonunda da sahip olma kavgasına tanıklık ediyoruz.

Sistemi ciddi bir şekilde sorgulamadığınız zaman işin en kestirme yanı 2004 MGK’sını sorgulamak oluyor.
Geçen hafta Mars’a seyahat ile ilgili ilginç bir sunum dinledim. Aralarında Türklerin de olduğu 100 bin kişinin arasından seçilecek gönüllü yolcular 10 yıl sonra tek yönlü bir Mars yolculuğuna çıkacaklardı. Gidenler orada kalacak ve Mars’taki ilk insan kolonisinin temelini atacaklardı. Hayal değil bayağı fizibilitesi yapılmış, araştırması tamamlanmış uygulamaya geçmesine ramak kalmış bir projeydi. Nitekim proje sunumunu yapan da saygın bir fizik profesörüydü. Aynı sunumu dinleyen THY Genel Müdürü Temel Kotil’in birkaç gün sonra “Gezegenler arası yolculuk için hazırlık yapıyoruz” açıklaması pek çok kişiye ütopik gelse de ben şaşırmadım. Hatta sevindirici buldum. “Neden olmasın” diye düşündüm. THY için yeni bir hikâye gibi geldi. 

Konudan konuya atlıyorum ama lafı bir yere getireceğim.

Dünyanın en zor okunan ama en saygın stil ikonu dergilerinden Monocle’ın her yıl yayımladığı Soft Power yani yumuşak güç listesinde Türkiye bu yıl sondan dördüncü olabildi. Topu topu bir paragraflık yıl özetinde Monocle’cular Türkiye’ye objektif bir ayna tutmuşlar. “2013 Türkiye için zor bir yıldı. Gezi Parkı olayları, olimpiyatları kaybetmesi Türkiye için hiç hoş olmadı ama yıllardır süren Kürt sorununun çözümü için adım atılmasını da hafife almamak gerekiyor” demişler. Cemaat ve Ak Parti kavgası anlaşılan ilgilerini çekmemiş! Dergide pek çok ülkenin yaptığı teknolojik devrimler, atılımlar, hayallerle ilgili sayfalar dolusu yazı var. Oku oku bitmiyor.

Geçen gün büyük bir holdingin CEO’su ile katıldığım bir toplantı sonrasında biraz sohbet etme fırsatı buldum. Kendilerinin yaptıkları iş şu anda Türkiye’nin en gözde işi diyebilirim. Sıkıntılıydı. Holdingin işleri kötü gitmiyordu ancak canını sıkan bugün değil gelecekteki durumdu. “Yeni bir hikâyeye ihtiyacımız var” dedi: “Bu gelir düzeyi, bu eğitim anlayışı ve bu hukuk düzeni ile gelip gelebileceğimiz yer buraya kadardı, yeni bir hikâye bulmamız gerekiyor.”

Bugün Türkiye’de şahane inşaatlar yapıyoruz ancak doğru düzgün bir anayasa yapamıyoruz. Kilit burada asılı işte.
Bu günlere Kürtler, Aleviler, askerler, MİT’çiler, istihbaratçılar, cemaatçiler, komünistler ha babam de babam birbirimizi fişleyerek, yargılayarak, hapse atarak, kavga ederek geldik. Duvara karşıyız! 

Ak Parti-cemaat kavgasında kimin kazanacağı taraflar açısından hayati önem taşısa da Türkiye açısından yerleşik düzenin sahibinin el değiştirmesi olarak kalacaktır.

Oysa bizim gökyüzüne balonlar salmaya, bilinmeyen gezegenlerin hayalini kurmaya, ülkeleri yumuşak bir güç ile fethetmeye, kabuğumuzu kırmaya, evrensel hukuka, demokrasiye, yeni bir düşünce iklimine, yeni bir hikâyeye ihtiyacımız var.

DİPNOT: Geçen gün yazımda konu ettiğim Hudeybiye Anlaşması’nda Sayın Gülen’in kimi kastettiğine yönelik herkül.org sitesi editörü Osman Şimşek bir yazı kaleme aldı. Fethullah Gülen’in Hudeybiye’yi örnek gösterirken kastedilen tarafın hükümet olmadığının altını çizdi. Yalnızca benim için değil kapalı kapılar ardında durumun böyle olduğunu düşünen ya da ima edenler için de önemli olduğu için bu düzeltmeyi duyurmak istedim.