Arkadaş suçun çok büyük, sen hâlâ anlamadın mı?

Memet Ali Alabora'nın o tweet'inden hukuk önünde he-sap soracaksanız bildiğiniz bü-tün evrensel hukuk kurallarını rafa kaldırmışsınız demektir.
Arkadaş suçun çok büyük, sen hâlâ anlamadın mı?

Başbakan Erdoğan’ın Kazlıçeşme mitinginde ilginç bir detay dikkatimi çekti. Erdoğan bazı cümlelere “Diyorlar ki...” diye başlayıp yabancı basından ya da kendisine yönelik eleştirilerden alıntılar yapıp bunlara cevap veriyordu. Bu retorik bir zamanlar Kenan Evren’in mitinglerinde çok sık kullandığı bir ‘şey’di. Hakkında yapılan eleştirileri küçümsemek ve cevap vermek için sık sık söze böyle başlar, sonrasında da kenarda köşede kaçak yayımlanan bir dergiden uluslararası bir gazetede çıkan eleştiriye kadar cevap verirdi. Anlayacağınız ‘diyorlar ki’ söylemi yeniden sahalar döndü. Hayırlı olsun.

Bildiğiniz gibi Memet Ali Alabora son birkaç gündür meydanları dolduran yüz binlere adı anılarak kendine görev biçecek meczuplara ve yargıya ‘diyorlar ki’ tadında hedef gösteriliyor. Kamuoyu önünde resmen tehdit ediliyor. Sadece o da değil, başka sanatçılar, banka yöneticileri, artık Koç Grubu da bu açık tehditten payına düşeni alıyor.

Anlayacağınız sıra geldi Gezi olaylarının faturasını birilerine kesmeye...

Yaşanan bunca olayın nedenlerini sorgulamak, dersler çıkarmak ve geleceğe yönelik olumlu ve kucaklayıcı adımlar atmak yerine suçlu bulup cezalandırmak elbette işin en kolay kendi gerçekliğinden kaçış yolu. Başta sanal dış mihraklar olmak üzere bir sürü deli saçması komplo teorisinin devreye sokulması ise Gezi eylemlerinin ünlü sloganı ‘Kahrolsun bağzı şeyler’in devlet versiyonu.

Evrensel hukukun dediği

Oysa başta Memet Ali Alabora olmak üzere hesap sorulacaklar listesine baktığınız zaman bu isimlere eğer hukuk önünde hesap soracaksanız bildiğiniz bütün evrensel hukuk kurallarını rafa kaldırmışsınız demektir.

Memet Ali Alabora muhalif bir sanatçı. Bunu da saklamıyor. Yıllardır Heberler adlı programda politik hicvin kralını yapıyor. Gezi olayları başladığında parka giden ilk sanatçılardan biri ve malum twit’ini atıyor. “Mesele sadece Gezi Parkı değil arkadaş. Sen hâlâ anlamadın mı?” Peki, gelin soralım bu twit’i atamaz mı?

Memet Ali bunun sıradan bir ağaç eyleminden daha fazla anlamı olduğunu düşünüyorsa bunu bu şekilde ifade edemez mi? İnsanları kendi görüşü doğrultusunda bir eyleme katılmaya çağıramaz mı? Normal ve demokratik bir hukuk devletinde bal gibi çağırır. Ancak eğer ‘normal’, ‘hukuk’ ve ‘demokrasi’ gibi kavramların gerçeklikle hâlâ ilişkisi varsa...

Gelelim cadı kazanına atılacak şu sanal kukuletalı hain faiz lobisine!

Zenginlik bankadaki paranızın miktarı ya da borsadaki hisselerinizin değeri değildir. Aynı zamanda bir yaşam kültürüdür. Eğer şehrin ortasında büyük bir oteliniz varsa ve günün birinde polisin attığı gazdan kaçmak için üniversiteli öğrenciler bu otele sığınmak istiyorlarsa o otelin kapısını açmak ideolojik bir tercihin değil bir yaşam kültürünün sonucudur. Orantısız güç kullanan polisin şiddetine karşı sahip olduğunuz hastanenizin doktorlarını seferber etmeniz parayla değil vicdanla ilgili bir duruşun sonucudur. Hadi diyelim durum böyle değil. Gerçekten Koç Grubu bu eyleme destek verdi. Gezi Parkı’ndaki çevreci eylemi destekledi, ne yapacaksınız?

Koç Grubu’nu terörist mi ilan edeceksiniz? Binlerce işçinin ekmek kapısı olan bir holdingi ceza olarak batıracak mısınız? Keza aynı şey Garanti Bankası Genel Müdürü Ergün Özen ile de ilgili...

Ergün Özen kendisini çapulcu ilan ediyorsa cazası nedir hukuk sisteminde? Kaç yıldan başlar, ne kadar yatar!

Gelelim Cem Boyner çulsuzuna! Görünen o ki Başbakan’ın hedefinde Boynerler de var. Cem Boyner siyasi tercihlerini gizlemeyen birisi. Eşi de ailesi de açık söylemek gerekirse AK Parti ideolojilerinden hazzetmiyorlar. Peki ne yapacağız şimdi, onlar da devlet düşmanı mı ilan edilecek? AK Parti’nin politikalarına katılmayan herkese vergi cezaları mı kesilecek? İhale mi verilmeyecek? Yurtdışına mı sürülecek? Nedir bir sanatçı ya da işadamı için AK Parti’nin bir kararına karşı çıkmasının cezası?

Bu arada eylemin ilk fatura kesilen Çarşı taraftar grubunu unutmayalım. Anlaşılan hükümet Fenerbahçeli taraftarlardan sonra Beşiktaşlı taraftarları da karşısına almakta bir sakınca görmüyor. Topyekûn bir taraftar grubuna yönelik böylesine bir operasyonu da ilk kez görüyoruz.
Komplonun çemberinde hedef haline getirilmeye çalışılan reklam ajanslarını, mediacat gibi saygın bir dergiyi ve elbette olmazsa olmaz gazetecileri unutmayalım.

Şu ana kadar hesap sorulacak listelerinde adları anılanları alt alta yazarsak faiz lobisi, dış mihraklar, çapulcular, çevreciler, taraftarlar, burjuvazi, Cnn, baş belası Twitter, Erasmus öğrencileri, ünlü oyuncular, rektörler, doktorlar, reklam ajansı kreatifleri, komedyenler, avukatlar, üniversite öğrencileri, yani aklınıza gelen kim varsa hesap sorulacak!

4000 kişi yaralanmış, 4 kişi hayatını kaybetmiş, uygulanan orantısız güç ile ilgili soruşturmada henüz bir sonuç yok. Yakılan kamu araçları, esnafın gördüğü zarar ama hepimiz biliyoruz ki suçların asıl en büyüğü Başbakan’ın sarsılmaz otoritesine karşı çıkmanın hesabı sorulacak.