Askeri Harikalar Kumpanyası

Tutuklu generaller arasında orduyu denetleyecek olan da var, NATO görevine atanan da.

* Önce Asmalı, ardından Cihangir derken Sultanahmet.. İstanbul’da açıkhavada oturmak yasaklanıyor. Belediye masa avında. Endişeli modernler (ulusalcı modelleri dahil) haklı olarak homurdanıyor da homurdanıyor. İstanbul gibi yazları üstü açık bir yaz sinemasına bürünen bir şehirde bu nasıl bir işgüzarlık anlamakta zorlanıyorum. Masaları düzene sokmak yerine hepsini birden kaldırmak da ne demek? Neydi o meşhur söz “Milli eğitimi daha iyi yönetmek istiyorsanız okulları kapatın” mıydı? Tarihe geçecek kentsel bir beceriksizlik yarışı ile karşı karşıyayız. Kurnazlık veya sinsi politik bir art niyettten daha kötü olan bir şey varsa o da aptallık. Sanırım bu filmi izliyoruz. 

* Yunanistan, Türk tanklarından korunmak için sınırımıza müthiş büyük bir hendek kazıyormuş. Bunun yerine Türkiye ile bir anlaşma imzalasa, barışsa daha masrafsız ve kolay olmaz mıydı? Bir de hadi diyelim Türkiye ile Yunanistan arasında bir savaş çıktı, bu çağda hendekle mi durduracaklar acaba Türk ordusunu? Biriniz hemen ‘aptallığın’ Yunancasını söylesin bana, hemen… 

* Son yılların en neşeli basın polemiğini atlamayalım lütfen. Geçen hafta Akşam gazetesi televizyon eleştirmeni Burhan Ayeri aynı gazetedeki köşeyazarı Nagehan Alçı’yı kovdu. Yanlış okumadınız bir yazar diğer bir yazarı bayağı bayağı gazeteden kovdu. Nagehan Alçı dün Burhan Ayeri’ye cevap vermiş, özetle “Ben gitmem, gidecekse o gitsin” diyor. Gelişmeleri yakından merak ve neşeyle takip ediyoruz sevgili izleyiciler! 

* ‘Ramazanda Caz’ son yıllarda duyduğum en uyanık ramazan pazarlama fikri. 

* Anadolu Ajansı’nın başına yeni bir müdür atandığında böyle bir devlet kurumu olduğunu hatırlıyoruz. Teknolojinin böylesine geliştiği, DHA, İHA, CİHAN ve HTA gibi özel ajansların birbirleri ile mücadele ettiği ortamda bir devlet haber ajansına ihtiyacımız var mı gerçekten? 

* Ergenekon davasını savunan bütün isimlerin futbolda şike soruşturmasını canla başla savunuyor olmalarının nedenini biriniz bana açıklayabilir mi? Hava bu kadar sıcak olmasa ben açıklayacağım. 

* Temel’e demişler ki “ABD’nin AAA olan kredi notu dün tarihinde ilk kez indirildi.” Temel de demiş ki; “Vallahi o indirimin ABD’ye kadar yolu var…” (Pazar fıkrası niyetine nazarlık olarak yazının içine iliştirilen kötü espri) 

* Hangi gazeteyi açarsak açalım bir Elif Şafak röportajı ile karşılaşıyoruz. Elif Şafak röportajlarından öğrendiklerimizi sıralarsak.
a) Elif’in içinde 8 Elif daha var.
b) Elif farklı şehirlerde yaşamayı seviyor.
c) Elif, evli ve mutlu. 

* İstanbul Ticaret Odası’nın yakışıklı başkanı Murat Yalçıntaş’ın yeni imajının adı ‘hidayete ermek’ olabilir mi? Sakallar, gözlükler derken gitmiş İstanbullu ticaret erbabı gelmiş Anadolu kaplanı. Gibi… 

* Hilal Cebeci’nin ilk köşeyazısının başlığı ‘Nasıl Panpiş Oldum?’ olmuş iyi mi? Bak şimdi oysa ‘Panpiş olunmaz Panpiş doğulur Hilal’. 

* Avrupa; hasta adam. Nereden nereye… 

* Memleket yangın yeri, CHP dükkânı kapatıp tatile gitti. Muharrem İnce hariç. 

* Geçen gece elit bir mekânda yemek yemeye gittim -ki genelde bu tür mekânlar beni gerer- sosyeteden yakın simaların olduğu bir grubun ‘özel’ daveti varmış. Magazin dergilerinden tanıdık cemiyet simaları birbirleri ile sosyalleşirken bir anda ortaya magazin kameraları ve ellerinde makineleriyle gazeteci arkadaşlar çıktı. Cemiyet hayatımızın ünlüleri başladılar poz vermeye, flaşlar da patlamaya… Biz de (elbette) masamızın yanındaki bu cemiyet hayatı tiyatrosundan rahatsız olup yemeğimizi bırakıp, kalktık çıkışa doğru yöneldik. Restoranın yöneticileri kapıda yakaladılar. “Yahu, yemek sırasında böyle bir durum normal mi sizce?” dedim. “Kusura bakmayın, gazetecileri yanlarında getirmişler” dedi. Anlayacağınız cemiyet hayatımızın ‘seçkin’ simaları fotoğraflarının çekilmesi için davetlere gitmiyorlar, gittikleri davetlere magazin gazetecilerini de beraberlerinde götürüyorlar. Yani aslında davet de bahane. Cemiyet hayatı fotoğrafı gazeteye, dergiye basılsın istiyor. 

* O kadar çok yarışma var ki, yarışmacı ya da jüri olmayan sanırım bir tek ben kaldım. Karamba karambita! 



YAŞ sonrası
YAŞ’ın sonuçları atamalarla ortaya çıkıyor. Hasdal Cezaevi’nde tutuklu olan generaller arasında orduyu denetleyecek olan da var, NATO görevine atanan da… Tam bir tiyatro; Askerli Harikalar Kumpanyası.



Popüler kültür cinayetleri
Nez, Cem Uzan’ın kendisini çiftliğe kapattığını söylemiş. Ne günlerdi değil mi? Çiftlikler, yatlar, televizyonlar, para-pul, iktidar hırsı, hatta siyaset bile denendi. Şimdi Nez söyleyince haber. “Nez kim?” derseniz, sahi bir de o vardı değil mi? Neydi o söylediği şarkının adı, aklına gelen var mı?
Bunlardan yola çıkıp ‘popüler kültürde unutkanlık cinayetleri’ adında bir roman yazılır mı, yazılır. 



O baget oraya nasıl gitti, hâlâ sır
Tuhaflıklar ülkesi Türkiye’de insan neyi yazacağını şaşırıyor. Sanırım Duman konseri sırasında davulcunun jest olsun diye bagetlerini seyircilere fırlatması ve o bagetlerden birinin avukat Çiğdem Kılıç’ın gözüne denk gelmesi üzerine açtığı davada davulcuya bir yıl hapis istendiğini duymuşsunuzudur. Her şeyi geçtim binlerce kişinin içinde havada uçan o baget bula bula o avukatı nasıl buldu, ben hâlâ oradayım…