Barcelonitta

Belki biz kendi kapılarımızı kapattığımız için farkında değiliz ama teknoloji dünyası yeni bir devrimin eşiğine gelmiş durumda.

Bir süredir kolumda bir bileklikle dolaşıyorum. Eşimin yaş günü hediyesi olan bu bileklik gayet hafif ve şık. Gelin görün ki manevi baskısı ağır. Zira akıllı telefonuma indirdiğim bir uygulama ile her gün kaç adım attığımı, harcadığım kaloriyi, gece ne kadar uyuduğumu, uykumun ne kadarının derin ne kadarının hafif olduğunu, kaç dakikada uyuyakaldığımı, uyanmamın ne kadar sürdüğünü bana söylüyor. Bu kadarla kalsa iyi, yediğim yemeklerin isimlerini girdiğimde o sofradan ne kadar kalori yüklendiğimi ve daha saymakla bitmez şeyleri de ekranında bana gösteriyor.

Sizlere bu satırları kolumdaki akıllı bıdık bu bileklikle beraber Barcelona’dan yazıyorum. Biz bu aralar birbirimizi yemekle meşgul olduğumuz için bu tür dünya çapında fuarlar pek gündemimize gelemiyor. Dünyanın farklı köşelerinden tam 80.000 kişi Mobil Dünya Kongresi'nde kurulan standları gezip teknolojinin geldiği ve gideceği yeri anlamaya çalıştılar. Binlercesi aralarında Facebook’un kurucusu Zuckerberg’in de olduğu konuşmacıların konferanslarını bir rock konseri dinler gibi dinlediler.

Ben ne yazık ki Türkiye’deki yoğun gündemden dolayı fuarın ancak son gününe yetişebildim. Neyse ki ekip arkadaşlarım ilk günden bu yana fuardaki bütün standları dolaşmışlar, etkinlikleri yakından takip etmişlerdi.

Güneşli bir Barcelona gününde deniz kenarında bir restoranda oturup fuarda gördükleri üzerine konuşmaya karar verdik. Kaldığım otel ile restoran arasındaki mesafe azımsanmayacak kadar olsa da kolumdaki elektronik bilekliğin manevi baskısı ile yürümeye karar verdim. 2 saat sonra restorana vardığımda kolumdaki bileklik 8756 adım attığımı ve daha yürümem gerektiğini söylüyordu.

Son zamanlarda kafayı ‘giyilebilir teknolojiler’e takmış durumdayım. Dünyanın neresinde yeni bir ürün çıkmış, kim ne yapıyor? Ekip arkadaşlarımla bunların hepsini takip ediyoruz. Bizlerin de bu konuda farklı fikirleri ve çalışmaları var.

Evet, belki kendi kapılarımızı kapattığımız için farkında değiliz ama teknoloji dünyası yeni bir devrimin eşiğine gelmiş durumda.

Şu aralar ‘Big data’ adında çok havalı bir terim var. Farklı amaçlar için toplanan verilerin inovatif yönetmelerle bambaşka amaçlar için kullanılabileceği veritabanını tanımlamak için kullanılıyor.

Geçen hafta Boston MIT (bizim MİT'le karıştırılmasın) bir bilim adamının İstanbul’daki 'Yeşil Binalar Zirvesi'nde telefonlarınızdan, kredi kartlarınızdan ya da normal alışkanlıklarınızdan toplanan verilerin şehir yaşamını nasıl yeniden düzenlediği üzerine sunumunu dinlediğimde işin bambaşka bir noktaya geldiğini görmüştüm. Ancak Barcelona’da olayın gittiği yeri de görmüş oldum. Yakın bir gelecekte kullandığımız pek çok ‘alet’ kılık değiştirecek. Tüm o monitörleri, telefon cihazlarınızı çöpe atmaya hazır olun. Bu arada buzdolabınızla sohbet edip, su kaynatıcısına komut verebileceksiniz!

Giyilebilir teknolojiler özellikle çocukların, yaşlıların hayatında devrim niteliğinde gelişmelere yol açacağa benziyor. Hatta şimdiden açmış bile... Barcelona’da şehrin içindeki kumsal kenarındaki Akdeniz restoranında bu sunumu dinlerken bir yandan da gözlerimiz cep telefonlarımızda. Her 5 dakikada bir artık bir gazetecilik refleksi mi dersiniz yoksa bağımlılık mı bilemem herkes elini telefonuna atıp sosyal medyada bir tur atıyor. Ne yazık ki binlerce kilometre gitseniz bile Türkiye gündemi peşinizi bırakmıyor.

Barcelona’ya sadece dünyadan değil Türkiye’den de yüzlerce kişi gelmişti. Kimsenin hali bizden farklı değildi. Son sızdırılan telefon konuşmaları, teknoloji devriminden daha çok Türklerin gündemini meşgul ediyordu.

Türkiye’den biraz olsun uzaklaşınca nasıl bir sıkışmışlığın içinde debelendiğimizi daha net görebiliyoruz. Kendimizle öylesine meşgulüz ki ister bir gazeteci ister bir teknoloji meraklısı ya da sıradan bir vatandaş olun fark etmiyor. Bilal’in babacığı ile yaptığı bir konuşma Çinlilerin Huwaei markasının yaptığı inanılmaz teknolojik fırlamalıktan daha çok gündemimizi işgal ediyor. Biz Türkiye’de kriptolu telefonların nasıl dinlenemeyeceğini konuşup tartışaduralım, 5 yıllık şirketini 19 milyar dolara Facebook’a satan whatsapp'ınkurucusu Jan Kaum önümüzdeki dönem internet üzerinden nasıl bedava telefon görüşmesini geliştireceğini anlatıyor.

Türkler Haramzadeler hesabının sızdırma videoların önüne yerleştirdiği şarkıların playlist'lerini konuşurken yan masada İskandinav bir firmanın yaşlıların ağırlaşan kimi fiziki özelliklerini gençleştiren son buluşu tartışılıyor.

Bu arada Barcelona’da kaldığım şu birkaç gün içinde neredeyse her gün 3-4 tane eyleme rastladım. Kiminde üniversiteliler, kiminde özgürlük isteyen Katalanlar, kiminde ise kim olduğunu ve ne istediklerini anlamadığım insanlar yollarda slogan atıp yürüyordu. Etraflarındaki birkaç polis diğer insanları göstericilerden korumak için değil göstericileri diğer insanlardan korumak için onlarla beraber yürüyordu.

Sohbetlerde bir yandan Gaudi’nin dehasından bahsedip, bir yandan Başbakan Erdoğan’ın sızdırılan kasetlerinde ev yapma merakını ve maceralarını konuşmak şüphesiz tuhaf bir duyguydu.

Elveda Barcelona…