Başbakan Erdoğan'a yapılan büyük haksızlık

Başbakan Erdoğan'ı pek çok konuda ayrı ayrı eleştirebiliriz ancak gelin görün ki tatilini geçirmek için geldiği Bodrum'da mütevazı bir tekneye binip koyları denetlemeye çıkmasını eleştirme şeklimizin eksik ve haksız olduğunu düşünüyorum.
Başbakan Erdoğan'a yapılan büyük haksızlık

Başbakan Erdoğan’ın mütevazı bir tekne içinde çekilen şortlu, şapkalı ‘sivil’ görüntülerinin büyük olay olması Türkiye’nin denizcilik ile ilgili klişelerinin bir özeti gibi... Mesela Türkiye’de 700 bin dolarlık arabaya binerseniz haber olmazsınız ama değeri 100 bin lira bile etmeyecek bir teknenin içinde ‘yakalanırsanız’ günlerce manşetlerden inmeyebilirsiniz. Bunun müsebbibi kim, inanın bilmiyorum. Türk filmlerindeki karikatürize edilen kalantör yat sahneleri mi, denizcilik kültürünün neredeyse hiç gelişmeyip yazlıkçılık denilen tuhaf yaşamın bir sonucu mu inanın tam bir cevabım yok. Tek bildiğim, denizciliğin Türkiye’de geniş halk kesimleri tarafından ‘lüks’ olarak algılanması. Türkiye’de basın yayın organları da bunun propagandasını yapmaya devam ediyor.

Başbakan Erdoğan’ı pek çok konuda ayrı ayrı eleştirebiliriz ancak gelin görün ki tatilini geçirmek için geldiği Bodrum’da mütevazı bir tekneye binip koyları denetlemeye çıkmasını eleştirme şeklimizin eksik ve haksız olduğunu düşünüyorum.

Bunun için teknenin bayrağından teknenin kıçında duran koruma polisinin kıyafetine kadar söyleyecek pek çok şeyimiz var. Sözcü’nün özel haberlerinden anladığımız kadarı ile bu tekne Başbakan Erdoğan’ın kaldığı otele ait. Tekne yabancı bayraklı. Durun, bu bayrak meselesine atlamadan önce soralım: “Pardon ama Türkiye’de yabancı bayraklı olmayan tekne sayısı kaç biliyor musunuz?” Başbakan Erdoğan’a “Neden yabancı bayraklı bir tekneye bindin?” demek yanlış soru. Eğer illa Başbakan’a kızmak istiyorsanız o soruyu biraz değiştirmeniz gerekiyor. “10 yıldır iktidardasınız, Türkiye’de hâlâ pek çok tekne sahibi Türkiye’de vergi sistemine güvenmediği için yabancı bayraklı tekne kullanıyor, bunu değiştirecek adımları neden atmıyorsunuz?” diye sormanız gerekiyor. Yakın zamana kadar tekneler lüks tüketim aracı olarak algılandığı için öylesine yüksek bir vergilendirmeye tabi tutulmuştu ki Türk bayraklı tekne alanlara pek çok denizci ‘enayi’ gözüyle bakıyordu. Son yıllarda yeni düzenlemeler ile yabancı bayraklı tekneler Türk bayrağına geçmeye ikna edilmeye çalışıldı ama rakamlara bakınca yine de denizcilik sektörü ikna olmuşa benzemiyor.

Son yıllarda Türkiye’de tekne yapımı, satımı ve kullanımında bir patlama yaşanıyor ancak bunun devlet eliyle teşvik edildiği söylenemez. Mesela Başbakan’ın bindiği o tekne, muhtemelen kaldığı Rixos’a ait olsa bile hemen hiçbir masrafını resmi açıdan ‘masraf’ olarak gösteremeyecektir.

Erdoğan, Türkiye’nin Başbakanı olmasının yanı sıra herhalde son yıllarda Türk işadamaları için en büyük işverenlerden de biri... Bugün Başbakan’ın onayladığı milyarlık devlet ihalelerine katılan bir işadamanın ikinci, üçüncü teknesinin boyutu, fiyatı bile emin olun Başbakan’ın özdeşleştirildiği tek kamaralı bu mütevazı tekneden katbekat fazladır.

Gelin görün ki Türkiye’de bırakın Başbakan’ı, Cumhurbaşkanı’nın da binebileceği resmi bir tekne yok. Bırakın kendi kullanımlarını, Türkiye’yi ziyarete gelen yabancı liderler bile işadamlarından ödünç alınan ya da kiralanan teknelerde ağırlanıyorlar. En son Ertuğrul Günay, Turizm Bakanlığı döneminde Atatürk’ün sonradan satılan teknesi SAVARONA’yı almayı düşündüğünü bizzat bana söylemişti ama o iş de anladığımız kadarıyla yatmış gözüküyor.

Gelelim tekne kıyafetlerine... Başbakan Erdoğan 4 kişinin yan yana zar zor oturabildiği teknede gördüğümüz kadarıyla şort ve şapka giymiş. Yahu ne ile binecekti? Karşısında oturan iki danışmanı gibi takım kravat binip mi tekne turuna çıkacaktı? Başbakan’ı eleştireceksek “Yahu bu zavallı danışmanların, arkadaki korumanın suçu ne, siz böyle şort, şapka giymişken bari adamlarınıza da yazlık bir şeyler giydirtseydiniz ya?” demeniz gerekmez mi?

Oysa en önemli detay, teknenin Sözcü’ye ‘yakalandığı’ yer!

Eğer Bodrum’da tekneye biniyorsanız ve gazetecilere yakalanmak istemiyorsanız gitmemeniz gereken tek bir koy vardır, o da ‘Cennet Koyu’dur. Dünyalar güzeli bu koy, Bodrum’da magazin gazetecilerinin en iyi pusuya yattığı ve neredeyse bütün tekne fotoğraflarını çektiği koydur. Zaten bu koya demirleyen tekne sahibi de biraz bunun farkındadır.

Bilmeyenler için bu koyun bir-iki özelliğini daha hatırlatmakta fayda var. Koyun ilk ev sahiplerinden biri Bülent Eczacıbaşı’ydı. Ardından koyda başka ünlü işadamlarının da dahil olduğu birkaç site projesi başlatıldı. Radikal dahil pek çok gazete bununla ilgili farklı açılardan haberler yaptı.

Bakın yine tehlikeli sulara geldik!

Dipnot: Sevgili okurlar, yazılarıma bir hafta tatil arası veriyorum.