Bayramı SMS ile kutlamak

Bayram ruhuna 'el Fatiha' okutan bu tür tebrik mesajları son yıllarda yeni bir insani ilişkiler 'pr' çalışması. Kişisel halkla ilişkiler yöntemi.

Bayram sabahının erken saatlerinden itibaren telefonumdaki mesaj çağrısı ötmeye başlıyor. Aslına bakarsanız bazı uyanıklar bu hengâmede arada kaybolmamak için bayram mesajlarını bir gün önceden ‘sms’lemeye yani telefon mesajı ile göndermeye başladılar. Daha az uyanıklar bayram namazına giderken, kalanlar ise bayram namazından sonra birkaç satırdan oluşan tebrik mesajlarını telefonuma gönderiyorlar. Dııt dıt dııt dıt...
Telefonum baş ucumda sürekli ötüp duruyor.

Tek bir tuşa basarak telefonundaki bütün kayıtlı numaralara gönderilen bu mesajlardan sanırım hepimiz bıktık usandık. Bayram ruhuna ‘el Fatiha’ okutan bu tür tebrik mesajları bildiğiniz gibi son yıllarda yeni bir insani ilişkiler ‘pr’ çalışması. Kişisel halkla ilişkiler yöntemi. İşin tuhafı mesaj gönderen çoğu numaranın isim olarak telefonumda kayıtlı olmaması. Birisine muhtemelen yıllar önce tamamen iş nedeni ile telefonumu vermişim, bir diğeri artık nereden bulduysa numarama ulaşmış, kaydetmişler kalmış. Şimdi bir bayram sabahı bana güya ‘içten’ tebrik mesajlarını gönderiyorlar. Pek çoğu mesajlarının altına isimlerini yazmaya bile tenezzül etmiyorlar. Öyle ya mesaj gönderdiği binlerce kişide telefonu muhakkak ismi ile kayıtlı olmalı! Bu bıkıp usandırıcı sms ile bayramlaşma merakı neyse ki son yıllarda azalmaya başladı. Ancak mesaj trafiğinden anlıyoruz ki bitmiş de değil. Böyle bir mesajda ne yazılırsa yazılsın samimiyet sıfır. Bayram vesilesi ile kendilerini hatırlatıp “Bak ben buradayım ve hâlâ seni unutmadım” diyen bu insanları hayatımızdan çıkartalı ve unutalı çok zaman oldu.

Bayramlar son yıllarda anlamından kaymaya ve bambaşka bir hale bürünmeye başladılar. Bu noktada durup “Ah ah nerede o eski bayramlar” nostaljisine girişecek değilim. Artık bayram denilen dönem özellikle kentli ortasınıf için uzun tatil dönemi anlamına geliyor. Durun hemen itiraz etmeyin, isterseniz dün TEM’de oluşan 15 kilometrelik uzun kuyruğa bir de bu gözle bakın. Bayramlarda ortasınıf eski nostalji kartpostallarında olduğu gibi evinde oturup komşunun gelmesini beklemiyor. Ne yazık ki evlerinde torunlarını bekleyen pek çok yaşlı anneanneleri, dedeleri bayramlarda sadece kola ve şekerleme firmaları reklamlarda hatırlıyor.

Geri kalan kuru bir iki telefon, belki SMS ya da o bile yok!
Bugün havaalanları hâlâ dolu, otobüs terminallerinde izdiham yaşanıyorsa biraz da Türkiye’nin gelişmişliğinin göstergesi olarak düşünüyorum. Ulaşım araçlarının gelişmesi/ucuzlaması, Türkiye’nin dört bir yanını saran duble yollar ve lüks otobüsler ile seyahat imkânı, pek çok kişiyi bayram dönemlerinde apartmanındaki komşusunu ziyaret etmek yerine en azından kalkıp memleketine gitmeye teşvik ediyor.
Bu, her geçen yıl grafik olarak artan bir şekilde devam ederken ne yazık ki her yıl yollarımızda bir trafik katliamı yaşanmasını sıradan Türkiye gerçeklerinden biriymişçesine seyrediyoruz. Milli bir felakete dönüşmesine rağmen ne yazık ki hiçbir zaman bu ölümleri durdurmak için herhangi bir çaba görmüyoruz.
Bu kazaları bir kader gibi yaşıyoruz. Bakalım bu bayram kaçımız öleceğiz? Kaçımızın bir yakını pisipisine yollardaki trafik kazalarına kurban gidecek.

Neyse enseyi karartmayalım.
Bayram sayesinde günlerdir boş olan sahillerin de dolması bekleniyor. Türkiye’de çok tuhaf bir turizm anlayışı oluştu. Özellikle son birkaç yıldır ramazan ayının yaz mevsimine denk gelmesi Türkiye’de iç turizmin kimyasını bozmuş durumda. Müesseseler birkaç aya hatta birkaç haftaya düşen ‘sezon’u gerçek bir ‘kazıklama’ seansına dönüştürmüş durumdalar. Bütün sezonun kirasını bu birkaç günlük bayram turizminde çıkarmaya kararlılar. Bayram ekonomisinde sahil bölgelerine gelen bayramcılara birer ‘yolunacak kaz’ olarak bakmalarının arkasında açgözlülüğün yanı sıra çaresizlik de var! Bu duruma nasıl bir çözüm bulunur inanın içinden çıkamıyorum. 12 aylık bir dükkânın kirasını birkaç haftada çıkarmaya çalışan iç turizm sektöründe rakamların uçup gitmesini hem kızgınlık hem de biraz empati ile karşılamamın nedeni biraz da bu dilemmadan kaynaklanıyor.
Bu yazıyı muhtemelen pek çoğunuz evinizden uzakta sevdiklerinizle beraber bayram vesilesi ile biraz huzur ararken okuyorsunuz.
Bayramlar eskiden büyük küslüklerin bittiği, barışmaların yaşandığı, kavgalı akrabaların bir araya getirildiği günlerdi. AK Parti’nin bayramlık filmine baktığımız zaman tam da bu mesajın altının çizildiğini görüyoruz. Umarım bu bayram siyasetin üzerinde biriken şu negatif enerjinin kalkmasına da vesile olur. Belki size hayalperest gelebilir ama ‘Türk siyaseti üzerindeki gerginlik biraz olsun yumuşar’ gibi bir hayalim var benim.
En son bu tür sözleri Gezi parkı AVM’ye çevrilmesine karar verildiğinde bu sayfada dile getirmiş ve ‘Gezi parkını bu şekilde korunmasını istemek çok mu hayalperest bir istek olur’ diye sormuştum. Bakın bir hayalimiz ve duamız gerçekleşti işte...
Şimdi de ‘Gezi vesilesi ile oluşan bu siyasi kutuplaşma nihayet biter’ diye hayal ediyorum.
Hepinize bir kez daha hayırlı SMS’ler!
Pardon, iyi bayramlar.