Bir Amerikalı kadın, başına taşla vurula vurula öldürüldü diyeler!

Kadınlar ölüyor, birkaç milletvekilinin kişisel çabalarını saymazsak devlet topyekûn seyrediyor.
Bir Amerikalı kadın, başına taşla vurula vurula öldürüldü diyeler!

Dün sabah İstanbul-Londra arasında 5 ayrı yerden bağlantı kurduğumuz 5n1k’nın haber toplantısına başladığımızda yapımcımız Ece Eliboloğlu hafta sonu Türkiye’nin farklı yerlerinde işlenmiş 4 ayrı kadın cinayetini anlattı. Kiminde töre, kiminde aile içi şiddet, kiminde ise cinnet ‘katil’ rolündeydi. Kurbanlar hep kadınlardı. Bir ülkede 4 kadın öldürülürse haber olur değil mi; biz artık bu tür haberlere şerbetlendiğimizden dolayı gazetelerde tek tük, belki 3. sayfalarda bu haberleri görmüştük o kadar.

Daha geçen hafta cezaevlerinden salınan 15.000 mahkûm ile ilgili haberler yapmış ve çoğu bu tür şiddet olaylarına karışmış bu isimlerin kadına yönelik şiddeti patlatacağından korktuğumuzu açık açık söylemiştik.

Biz bunun derdindeyken ABD’nin derdi geçen hafta İstanbul’da kaybolan bir ABD’li turistin hikâyesindeydi. İlk baktığınızda tuhaf ayrıntılar var gibi gözüküyordu. Daha doğrusu bu ayrıntılar bizden çok ABD’lilere tuhaf gelmişti. Bize tuhaf gelen, yalnız bir kadın turistin Tarlabaşı’nda tek kişilik bir oda tutması, arada bir Amsterdam ve Almanya ziyareti sonrasında iPad fotoğrafçılığı gibi aslında detay olabilecek kimi teferruatlardı.

Neyse ki bu sefer...

Kayıp ABD’li turist Sarai Sierra’nın cesedi hafta sonu bildiğiniz gibi sur dibinde bulununca tuhaflıklar da bizim için bitti. Sarai’yi kafasına taş gibi sert bir cisimle vurarak öldürmüşlerdi. Dün böyle bir cinayet sonrasında kesin tecavüz de edilmiştir önyargısı ile bazı gazetelerin manşetlerinde tecavüz haberleri de vardı. Pek çok kişi ise Adli Tıp’tan çıkan sonuçlara bakıp “Neyse ki kadıncağızı bu sefer(!) sadece kafasına taşla vurup öldürmüşler” demekten çekinmiyordu.

Memlekette geldiğimiz algı eşiğine bakar mısınız, vahşetlerden vahşet beğen cumhuriyeti...

Günlerdir kayıp olan ABD’li turist kadının hikâyesini art arda 5n1k’da ABD’li bir kadın gazeteci Aly Neel ile konuşuyorduk. Aly ile öncesinde bir tanışıklığımız yok. Kendisini Washington Post için yazdığı Türkiye’de bir kadın olarak başına gelen taciz haberleri nedeniyle programımıza çağırmıştık. Program sırasında maganda izleyicilerin Twitter mesajları üzerinden tacizi aralıksız devam ediyordu. Ağızları sulanarak bakan izleyiciler ‘karı da iyiymiş lan’ tadında taciz mesajlarını atmaktan çekinmiyorlardı.

Paramparça kadınlar

Sadece buraya anlattığım kadarına bile durup bir baktığınızda kadınlara yönelik nasıl bir şiddet sarmalının içinde kaybolup gittiğimizi görebilirsiniz. Bir süre önce kadınlara yönelik toplu tecavüzlere karşı ayaklanan Hindistan’ın durumu bile bizden iyi. En azından orada tecavüz ediyorlar. Burada ise kadınların öldürülmediği, boş geçen günümüz yok! Hadi utanmadan itiraf edelim; Türkiye’de kadınların köpek kadar bile değeri yok. Kimi töre, kimi koca, kimi ise sıradan hayatın tacizi ve şiddetiyle korkunç bir çıkmaz sokağın içinde köşeye sıkıştırılmış durumda. Tacizciler, tecavüzcüler hatta katiller neredeyse sistemin içinde görünmeyen bir el tarafından sürekli erkek oldukları için korunup kollanıyorlar. Her davada ayrı ayrı bir ‘iyi hal indirimi’ gerekçesi mevcut! En son 13 yaşında N.Ç.’ye tecavüz edenlerin cezasını indiren mahkeme kararını eleştirdiğim iddiasıyla 2 yıla kadar yargılanmış bir gazeteci olarak söylüyorum ki bu kafayla bu şiddet olaylarının hiçbirini çözemeyiz. Belki faillerini bulur, cezaevine tıkarız ama yeni cinayetlerin ardı arkası kesilmez. Zira bu yaptığımız, bataklıktaki birkaç sineği yakalayıp cezalandırmaya benzer.

Türkiye’de bu konuda sıfır tolerans politikası uygulanmadığı sürece bu işe çözüm bulmak imkânsız. Bu konuda bataklığı kurutmamız gerekiyor.

Ancak görüyoruz ki ne muhalefet partisinin umurunda ne de iktidar partisinin gündeminde böylesine bir konu yer alıyor. Türkiye’de kadınlar ölüyor, birkaç milletvekilinin kişisel çabalarını saymazsak devlet topyekûn seyrediyor.

Dünyanın bütün büyükşehirlerde bu tür ölümler vardır. İstanbul’daki cinayetleri diğer büyükşehirlerden ayıran, bu cinayetlerin artık bizleri ABD’liler kadar şaşırtmamasıdır.

Hazır yeni bir anayasa değişikliğine gidilirken bu konuyu da olmazsa olmaz bu değişikliklerin içine sokacak kimse de ufukta gözükmüyor.
Belki ileride özgür bir anayasaya sahip olacağız ama kadınlarımızın ölümüne engel olamayacağız.

Hafta sonu öldürülen 4 kadını bile haber yapmak içimizden gelmiyor ve kanıksıyorsak içine tüküreyim ben böyle özgürlüğün!

Buradan başta kadın köşeyazarları olarak bu ülkenin kadınlarına ve kadınlarına değer veren erkeklerine sesleniyorum...

Gelin sesimizi duyuralım ve Türkiye’de kadınlara yönelik bu sistemli şiddete karşı ‘dur’ diyelim.

Elimizi taşın altına koyalım ki o taş başka bir erkeğin elinde kadınların kafasına inmesin!