Bir kökten-laik'çiyi gözyaşları ile uğurlarken

Özdemir İnce 'dün'e o kadar takılı kalmış ki geçtim geleceği, dünyanın bugünkü değişimi ile ilgili bile çok kafa yormuyor.
Bir kökten-laik'çiyi gözyaşları ile uğurlarken

Hürriyet gazetesi ile yolları ayrılan Özdemir İnce’yle iki günlük bir söyleşi dizisi gerçekleştiren Aydınlık gazetesine büyük bir teşekkür borçluyuz. İnsanın hafızası tuhaf, bir konu hakkında çok fazla kafa yormadığı zaman olumsuz şeyleri çok çabuk unutabiliyor. ‘Netekim’, Özdemir İnce’nin nasıl bir ‘Türk Aydını’ olduğunu da Hürriyet gazetesinde yazıları seyreltildiğinden beri unutmaya başlamıştık. Bu röportajlar sayesinde Özdemir İnce ana akım medyadan gider ayak bir kez daha zihin haritasını bizlere hatırlattı. 

Keskin sirke ulusalcı
Okur kitlesi hiçbir zaman ana akım medyanın içine girmesine yetmeyen keskin sirke küpüne zarar ulusalcıları temsilen Hürriyet gazetesi raflarında yerini almıştı. 28 Şubat ruhunun, Ahmet Necdet Sezer cumhurbaşkanlığının, kökten-laik dilin büyükelçisi olarak yıllarca aynı nakaratları tekrar tekrar yazıp durdu. O günlerin ‘zamanın ruhuna’ uygun yazıları, bugünlerin Türkiye’sinin utandığı yazılara dönüşebilme ihtimalini hiçbir zaman umursamadı. Bu ülkenin başörtülü kadınlarının ‘kamusal alan’ denilen cehennemde var olmaması gerektiğini canhıraş savundu. İnançlı insanları hor görmekten çekinmedi, kibirli kalemini faşizm ile ulusalcılık arasındaki o ince çizgide oynattı durdu. 

Saklanmayan kibir
Yazdığı yazıların her satırına sinmiş olan o kibri Aydınlık gazetesine verdiği röportajda artık saklama gereği de görmemiş Özdemir İnce. Söyleşisinde Hürriyet gazetesindeki yazarların %99’u ile aynı masaya oturmayacağını övünerek söylüyor, gelin görün ki bir yandan da onların Özdemir İnce’yi savunmadıklarına sitem etmekten kendini alamıyor. Kendisi ile o kadar dolu ve kendisini o kadar önemsiyor ki yıllarca İnce’yi kalın bir yük olarak sırtında taşıyan Hürriyet gazetesini hayatındaki küçük bir ‘teferruat’ olarak sayıyor.
Hürriyet’in bağlı olduğu Doğan grubunun vizyonundan da bihaber! Teknolojiden nefretini saklamıyor. “Dijital ortam budala ile akıllıyı aynı yere getirdi. İnsanlar hem kitaptan korkardı hem de nefret ederdi. Şimdi bilgisayar çıktı internete giriyor. O zaman öğrenmesine gerek yok, her şey hazır orada. Bu da bir fizik âlimine saygı duymamasına yol açıyor. Böylesi anarşik kültürel ortamda kitabın geleceği yoktur deniliyor. Bu kültür düşmanlığıdır. Bir kısmı da stilist olduklarını, dünyayı iyi gördüklerini ispat etmeye çalışıyor.” Bu sözleri söylemesinin nedeni bir okurunun yazdığı yazıdaki yanlış bilgiyi yüzüne vurmuş olması. Türk aydını iliklerine sinmiş olan kendisini üstün görme halinin ne de güzel özeti değil mi? Ne de olsa tahammülsüzlük, kökten-laikliğin aktığı damarlarda mevcuttur! 

Düne takılıp kalmış
Özdemir İnce ‘dün’e o kadar takılı kalmış ki geçtim geleceği, dünyanın bugünkü değişimi ile ilgili bile çok kafa yormuyor. Anlamıyor. Gelişimden, değişimden korkuyor. Oysa Doğan grubu gerek dün düzenlediği GDOL konferansında gerekse Hürriyet’in internet sitesi ile stratejik ortaklığında, koskoca grup dümenini teknolojik devrime çevirmiş, yepyeni teknolojik ufuklara doğru yelken açmış tam gaz gidiyor. Özdemir İnce röportajının dün yayımlanan bölümünde ise kendi şiirinin kitlelerle buluşamadığını itiraf ediyor. Kibir kalelerinin surları bu alanda da dimdik. Ancak durun bir dakika! Köşesinde inançlı insanlarımızı küçümseyen dil, burada topyekûn tüm okur kitlesini yerle bir ediyor. 

Okur siliyor
Bugün normal şartlarda kendisine ana akım medyada yer bulamayacak, toplumda herhangi bir tabanı ya da karşılığı olmayan hatta entelektüel olarak da kıymeti harbiyesi kendinden menkul isimlerin medyadan temizlenmesi sanıldığı gibi hükümetin baskısı nedeni ile değil, okurun kendilerine tenezzül etmemesi nedeniyledir. Elbette hükümetin biz gazetecilere karşı aba altından sopa gösterdiği bir sır değil. İktidarın medya patronlarını hemen her gün laf arasında tehdit ettiği de bir gerçek. Yine de bu gerçek, okunmayan bir yazarın asla hak etmediği bir köşede yıllarca yazı yazmasına son verilmesinin bir gerekçesi olarak gösterilemez. Özdemir İnce’ye bugün burada bu kadar yer ayırmamızın nedeni biraz da bunun altını çizmek. 

Sezer’in telefonu
Özdemir İnce bugün İzmir marşı ile ana akım medyadan uğurlanırken kendisini bir tek CHP’li kadın milletvekillerinin aradığını söylüyor. Hangi milletvekillerinin aradığını tahmin edebiliyoruz sanırım. Bir de Ahmet Necdet Sezer aramış. Vefa diye buna derim bakın! Özdemir İnce doğal olarak bugünden memnun değil, dünden çok daha kötü olduğunu söylüyor. Bugün dünden kötü mü, emin değilim ancak dün dediğimiz 28 Şubat dönemi kesinlikle kötüydü. Bir zihniyet ana akım medyadan yavaş yavaş uğurlanırken her gidenin arkasından gözyaşı dökmek gerekmiyor.
O yüzden uğurlar olsun...