Bir milyon dolarlık 'arabesk' yaşam mücadelesi

Müslüm Gürses şarkılarında anlattı. Hayatın karşısında 299-0 yenilen çocukların gönül marşlarını o söyledi, kaybeden çocuklar dinledi.

Müslüm Gürses benim mesleğe ilk başlayıp televizyon gazetecisi olarak altına ilk imzamı attığım haberin kahramanıydı. 32. Gün programı için iki farklı Türkiye haberi yapmak amacıyla İstanbul’a gelmiştim. Topkapı Sarayı’nın bahçesinde ‘Saraydan Kız Kaçırma’ operası sahneleniyordu. Müthiş bir atmosfer vardı. Yabancı turistlerin oluşturduğu kalabalık, en şık kıyafetleri, ellerinde şampanyaları ile güzel bir yaz gecesinde elit elit doldurmuştu. Birkaç yüz metre ötesindeki Gülhane Parkı’nda ise Müslüm Gürses konserini, konsere mi savaşa mı geldiklerini tam olarak kestiremediğim Müslüm Baba hayranları doldurmuştu.

Kendilerini jiletleyenler, Müslüm Gürses’e sarılmak için sahnedeki korumalarla dövüşenler, sahneye su şişeleri atanlar... Konser daha çok Türk işi bir Madmax filmini andırıyordu! Nitekim uzun sürmedi. Hayranlar sahneyi bastı, korumalar Baba’yı kaçırdı, Müslüm Gürses ‘yauvvv mauvvv’ gibi bir şey söyledi, o da anlaşılamadı. Konser yarım kaldı. O gün bizden başka hiç kimse arabeskin kralının bu tuhaf konserini görüntülemeye tenezzül etmemişti.

Cumartesi günü uzun bir seyahatin ardından sol göğsümdeki ağrıya kulak verip Türkiye’nin en iyi kalp cerrahlarından Bingür Sönmez’den randevu alıp Memorial Hastanesi’nin yolunu tuttum. Müslüm Gürses’in aylardır burada yaşam mücadelesi verdiğini unutmuştum. Bilmem aranızda Bingür Hoca’nın muayenehanesine adımını atanınız var mı?

Ben hayatımda böyle eksantrik bir doktor odası daha görmedim. Masa dahil hemen her yerin hediye edilmiş eşyalarla, yöresel kilimlerle, plaketlerle dolu olduğu bir odayı gözünüzde canlandırın. Bingür Hoca’nın kendisi de başka bir âlem... En büyük hobisi Sarıkamış üzerine çeşitli çalışmalar yapmak. Her yıl kurduğu vakıfla Sarıkamış’ta 9 kilometrelik bir yürüyüş düzenliyor. Çekilen filmlere destek veriyor. Nitekim bu hafta vizyona girecek olan ‘Eve Dönüş’ filminde de Bingür Hoca’ya danışmışlar. Bana iki arada bir derede (hayranlıkla) filmin fragmanını gösterdi. Sarıkamış’tan sürülen insanların Azerbaycan’da götürüldüğü ada ile ilgili yazdığı kitabı hediye etti.

Ardından da “Dışarıdaki kameraları gördün mü?” diye sordu. Arka kapıdan girdiğim için kalabalığı görmemiştim. Bingür Hoca, Müslüm Gürses’in 3 aydır hayata nasıl tutunduğunu anlatmaya başladı. Günde 5 paket sigara içen bir insanı yaşatmak, hayatta tutmak kolay olmamıştı. “Daha üç gün önce iyiydi, hatta kendine bile gelmişti ancak mantar kapınca yapacak bir şeyimiz kalmadı” diyordu. En büyük sıkıntıları Müslüm Gürses’in menajerinin kafasına göre basının karşısına çıkıp yaptığı açıklamalardı. “Beyin ölümü gerçekleşti diye bir açıklama yaptı. Üstelik doktoruna bile sormadan. Oysa gerçekleşmemişti. Şu anda ciğerlerini makineye bağladık. Bu saatten sonra hayata dönmesi çok zor, ancak ölmeyen bir insanı da biz öldüremeyiz” diyordu. Hatırlayacaksınız, Gürses’in menajerinin yaptığı açıklamadan sonra İbrahim Tatlıses de artık neye güveniyorsa ya da kimden aldığı bilgiden böylesine emin olduysa ‘Müslüm Gürses’in bir hafta önce öldüğünü ve hastanenin bunu sakladığını’ iddia ediyordu.

Gürses zor ve pahalı bir tedaviye rağmen kurtarılamadı. Bingür Hoca (cumartesi günü) tedavinin 900.000 dolar tuttuğunu ancak hastanenin tanınmış insanlardan para almadığını söylediğinde şaşırdım. Ancak dışarıdaki kameraları hesaba katınca ilginç bir ‘alış-veriş’ olarak gözüme gözüktü. Pek çok sanatçının bakıma muhtaç bir şekilde hayatını kaybettiği düşünüldüğünde (bu tartışmalı konu hakkında) ‘neden olmasın’ diye de içimden geçirdim. Bu arada Müslüm Gürses’in de akciğer raporları gelmiş. Şaşırarak “Bir miktar iyileşme gözüküyor biliyor musun?” dedi. Ancak yine de Müslüm Baba’nın kurtuluşunun neredeyse imkânsız olduğunu biliyordu. Nitekim olmadı. Hayata uzun süre tutunsa da en sonunda bıraktı. Geriye gerçek bir aşk hikâyesi, gözyaşları içinde o aşk hikâyesine saygı duruşunda bulunan bir kadın ve Türkiye’nin her kesiminden kendisinden saygı ve sevgi ile bahseden milyonlar bıraktı. Bundan yıllar önce binlerce hayranının doldurduğu yarım kalan konseri izleyen tek kamera bizimkiydi. Cumartesi günü ise hastanenin dışında hayranlarının yerini onlarca televizyon kamerası almıştı. Nitekim dün onlarca kanaldan canlı yayımlanan cenaze töreni, yıllarca hor görülmüş, itilmiş kakılmış arabeskin iade-i itibar törenini andırıyordu.

Bugün Hakkâri’de bir basketbol maçında 299-0 yenilen çocukların hikâyesini yazacaktım, bakın yer kalmadı. Belki de o çocukların hislerini en güzel Müslüm Gürses şarkılarında anlattı. Hayatın karşısında 299-0 yenilen çocukların gönül marşlarını o söyledi, kaybeden çocuklar dinledi.

Hayattayken birkaç polemik uğruna Müslüm Baba’ya etmedikleri hakareti bırakmayan büyük egolu sanatçıların kıskanacağı görkemli bir cenaze töreni ile aramızdan uğurlandı. Ruhu şad olsun.