Bir zeytin ağacının gölgesinde

'Sokaktan bildirecektim, tarladan bildiriyorum: Zeytin hasatı var. Kadınların günlüğü 12, erkeklerin 25 lira.'
Bir zeytin ağacının gölgesinde

Dallarında siyaha çalan yeşil zeytin tanelerinin olduğu bir zeytin ağacının altında oturuyorum. Ayvalık’ta zeytin hasadı var. Bu yıl altıncısı yapılıyor. Etrafta tahta masaların üzerine beyaz örtüler serilmiş. Ayvalık esnafı açık havada dükkânlarını açmış, köylü kadınlar gözleme yapıyor. Bir tek Ferzan Özpetek eksik karede. Geçen günlerde arkasına bakmadan kaçırmasaydık ‘Küstüraki’ birazdan arkalardan bir yerden çıkıp ‘motor’ diyecek ve biraz önce bizi karşılayan Ayvalık Bandosu neşeli bir şarkı ile aramızda dolaşmaya başlayacak sanki. 

6 bin yıllık geçmiş
Bu topraklarda zeytin hasadı 6 bin yıldır yapılıyor, şenlik olarak kutlanmaya başlayalı ise sadece 6 yıl olmuş. Ege sahillerinde son yıllarda zeytin, altın vs. mücadelesi var. Bölgede madencilik ile zeytincilik atbaşı yarışıyor. Nitekim zeytin hasatının açılış töreninde yapılan konuşmalarda “Bir kilo altın mı değerlidir, bir zeytin ağacı mı” kıyaslamaları yapılıyor.
Az ötemde yaşmaklı köylü kadınlar Balıkesir’in bir köyünden zeytin toplamaya gelmişler. Bir kenarda oturmuş biz şehirli misafirlerin gitmesini bekliyorlar. Yaşlıca bir teyzenin yanına oturuyorum, başlıyor ağlamaya. “Çocuklarım bana bakmıyor, kocam öldü, üç yerimden sakatım ama çalışmazsam ekmek yok” diyor. Bizim için eğlenceli hafta sonu güneşi biliyorum ki onun alınteri…
Günlük kazancı 12 lira. Erkeklerin ise 25 lira. Günde 100 kilo zeytin toplamak zorundalar. 

Sopalarla dövmek yok
Zeytin ağaçları eskisi gibi sopalarla dövülmüyor. Modern silkeleme aletleri var. Nasıl çalışıyor merak ediyorum. Bir tanesini sırtıma takıp sallayacak sopayı elime alıp dalların arasına sokuyorum. Yere zeytin taneleri dökülüyor.
Büyük bir masada gazeteciler oturup güneşin altında yemek yemeye başlamalı neredeyse 1 saat olmuş. Nazlı Ilıcak şakayla karışık Güngör Uras’la fotoğrafımızı çekip Twitter’a koyduğunu söylüyor. “Sokaktan bildirecektim tarladan bildiriyorum” diyorum. Bir tek zeytin ağacının dalına çıkıp bildirmediğim kaldı, bu gidişle o da olacak… 

Geleneksel hasat partisi
Birazdan Cem ve Ümit Boyner’in geleneksel ‘Hasat Partisi’ne gideceğiz. Boyner çifti son 6 yıldır hasatın ardından hafta sonu cumartesi geceleri evlerinde bir parti veriyor. Duyduğuma göre Ümit Boyner’in kardeşinin dj’likte üstüne yokmuş. Göreceğiz…
Ayvalık’ın Chiler mimarisi evlerinin önünden geçerken insanın bir kıyı kasabasına yerleşip hayatını burada devam edesi geliyor. Neyse ki biraz ileride Tansu Çiller apartmanları adını koyduğum apartmanlar dünyası çıkıyor. Şehirdeki sıkıcı hayatlarımıza dönmek için geçerli bir neden!

Cunda: TÜSİAD’ın yazlığı
Cunda, Bodrum ya da Çeşme ile kıyaslandığında oldukça zor ulaşılan bir yer. Osmanlı döneminde Ortodoks dünyanın bir nevi merkezi olduğu için pek çok manastır ve kilise binası var. Mübadele sonrası hepsi bir yıkıntıya dönüşmüş. Cunda’ya gelmek için İstanbul’dan yola çıktığınızda en az 5-6 saat araba kullanmanız gerekiyor. Buna rağmen TÜSİAD’ın önde gelen pek çok isminin burada yazlığı var. “Neden Cunda’yı seçiyor TÜSİAD’ın ünlü isimleri” diye sordum soruşturdum. 

Modayı Komili başlattı
Cunda modasını ilk başlatan Halis Komili. Daha doğrusu mübadele sırasında Cunda’ya gelip yerleşen ve zeytincilik yapan babası Necmi Komili. Sonrasında Halis Komili eski bir manastırı arazisi ile satın alıyor ve restore ettiriyor. Bir süre sonra işleri yolunda gitmeyince arazinin bir kısmını satmak ihtiyacını duyuyor.
Tam o sırada Cem Boyner eşinden boşanmış Ayvalıklı olan Ümit Boyner ile büyük bir aşk yaşamaya başlıyorlar. Manastır arazisindeki papazın evini Cem Boyner, Ümit Hanım’a bir jest olarak satın alıyor. Sonrasında Rahmi Koç yıllardır danışmanlığını yapan emekli Büyükelçi Necdet Kent’in anısına eski bir şapeli alıp kütüphaneye çeviriyor. Necdet Kent Ayvalıklı ve bugün Coca-Cola’nın CEO’su olan Muhtar Kent’in de babası. Derken Cem Boyner ve Halis Komili ile kolejden arkadaş olan Güler Sabancı, Cunda’da bir arazi almaya karar kılıyor. Güler Sabancı’nın ardından Suzan Sabancı da birer arazi alıyorlar. Son gelen Ali Koç. Eski bir evi restore ettireceği konuşuluyor.
Neredeyse TÜSİAD’ın tamamı Cunda’ya gelirken şimdi gelin de geçen yıl Ayvalık’taki yazlığını satan Hülya Avşar’ın neden üzüldüğünü anlamayın!

Meraklılar için hanut notları
Gazetecilerin tüm masrafları başkaları tarafından karşılanan gezilere gitmelerine son yıllarda kabaca ‘hanut gezi’ deniyor. Genelde gazeteciler mesleki kaygılardan çok birbirini ezmek, aşağılamak ya da incitmek için hanut kelimesini tasarrufsuzca kullanıyorlar. Belirtmekte fayda var. Bu yazı Ayvalık Ticaret Odası’nın davetiyle katıldığımız bir hanut gezisinde yazıldı.