Biraz da Ak Parti'nin başarılarını anlatalım

Hükümet, Van depremi sonrasında 'Sizleri bir yıl içinde ev sahibi yapacağız' iddiasını gerçekleştirdi.

Bizim köşe yazarlık serüvenimiz hep aynı çizgi içinde gidiyor. Özellikle son yıllarda yandaş ya da candaş olmamız bekleniyor. Hangisini kabul ederseniz %50 dost, %50 düşman kazanıyorsunuz. En zoru ise her ikisine de mesafe koyarak gazetecilik yapmaya çabalamak. Bir ideolojinin esiri, bir liderin dalkavuğu olmadan ya da bir partinin kuyruğuna takılmadan gidebilmek. Elbette bu fluluk pek çok kişiyi rahatsız ediyor. İlkel toplumlara özgü “Bu adam bizden mi onlardan mı” sorusu kafa karıştırıyor. Saflar ikiye ayrılmışken, sınırlar çizilmiş, medya kabak gibi ortadan ikiye bölünmüşken birinden birini tercih etmek itiraf edeyim çok daha konforlu. Zira her iki kesimin de kendine has şakşakçıları ve küfürbazları var. 

TOKİ Van’da rekor kırdı 
Oysa nasıl haksızlık karşısında susan dilsiz şeytansa, bir gazeteci olarak doğruyu görmemek, çeşitli nedenlerden görmezden gelmek de o şeytan ile kanka olmaktır. Lafı getirmek istediğim yer bugün izninizle sık sık eleştirdiğim Ak Parti’nin bazı icraatlarını öveceğim. Üstelik bunu “Başbakan’dan fırçayı yedi, Ak Parti’ye yalakalık yapıyor” eleştirilerine de zerre aldırmadan, tamamen gazetecilik vicdanıma olan özgüvenle yapacağım.
Van depremi sonrasında bölgeye gidip yaptığımız haberlerle yanlış bilgi akışını önleyen gazetecilerden biri de bendim. O dönem hükümetin yanlışlarını söylemekten çekinmediğim için bugün de hükümetin büyük başarısını övmekten çekinmiyorum. Bir yıl içinde TOKİ 15.323 konutu yapmış, bitirmiş, bugün yarın depremzedelere teslim edecek. Bakın bu, büyük bir başarıdır. Bir afet bölgesinde böylesine hızlı ev yapabilmek pek çok devletin ancak rüyasında görebileceği bir şeydir. Elbette bu evlerin eksiği gediği olabilir, gözümle görmediğim için bilemiyorum. Ancak bir hükümet deprem sonrası depremzedelere “Sizleri bir yıl içinde ev sahibi yapacağız” diye iddialı bir söz verip bunu gerçekleştiriyorsa biz de bunu görmezden gelemeyiz. Bravo Bakan Erdoğan Bayraktar’a.
Daha geçen yıl deprem sonrası ilk müdahaledeki organizasyon ne kadar kötüyse bugün bu evleri hayata geçirebilen organizasyon da o kadar iyidir. Van halkını konteynirlerde, çadırlarda sürünmekten kurtarıp ev sahibi yapan emeği geçen bürokratından hükümet üyelerine kadar herkesi tebrik etmeliyiz. Türkiye’de içimizi ısıtan, umutla dolduran iyi şeyler de oluyor.

Sosyal medyaya sansür uygulanacak mı?
Dün sabah saatlerinde telefonum acı acı çaldı; açtım, karşımda Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım. “Umarım bugün sizi kızdırmamışızdır” dedim. “Yok, hayır kızdırmadınız ancak sosyal medyaya sansür hakkındaki bütün sözleri yalanladığımı sanırım gözden kaçırdınız” dedi. Ardından da ‘sosyal medyaya herhangi bir sansür girişimini bırakın böyle bir düşüncelerinin bile olmadığını, zaten böyle bir şeyin düşüncesinin bile saçma olduğunu’ söyledi. Anladığım kadarıyla en çok da internete bu kadar önem verirken ‘sansürcü’ olarak anılmaya alınmış. Sayın Bakan’a bu sözlerini aynen aktaracağımı belirttim. Bakan’ın sosyal medyaya sansür hakkındaki açıklamasını itiraf edeyim gecenin bir yarısı gördüğümde Radikal gazetesi çoktan baskıya gitmişti. Ulaştırma Bakanı’nın telefonuna iki açıdan sevindim. İlki sosyal medyaya sansür konusunda yazdıklarıma Sayın Bakan da katılıyor yani Bakan’ın beyanını temel alırsak hükümetin en azından sosyal medyaya şimdilik sansür hakkında bir hazırlığı ve isteği yok. İkincisi ise hükümette tıpkı Kültür Bakanı Ertuğrul Günay örneğinde gördüğümüz gibi kendilerine yönelik eleştirileri okuyan, kulak veren, ciddiye alan ve kızmak yerine doğru yönde bilgilendirmek için telefon etmekten çekinmeyen kendine güvenen bakanlar var.

İş dünyasında yılın transferi
Geçen yıl seçimler zamanında gecenin bir yarısında internet için özel bir seçim yayını yapma fikri aklıma düşmüştü. Bu fikri Türkiye’deki büyük GSM firmaları ve internet servis sağlayıcılarının yöneticileri ile ortak bir mail’de paylaştım. En hızlı dönüşü TTNET’in CEO’sundan aldım. Hemen ertesi gün ofisine gidip internetten yayımlanacak bir seçim gecesi hayalini anlattım. Dinledi, aklına yattı, ekibini organize etti ve eyleme geçti. Biz stüdyoyu kurmaya başladığımızda TTNET’in rakibi şirketlerin CEO’larından daha yeni “Biz de yapmak isteriz” şeklinde mail’ler alıyordum. Dışarıdan bakıldığında çok daha hantal olması gereken bir kurumun başındaki ismin kendi içindeki bürokratik engelleri bile nasıl aştığını gördüğümde inanın şaşırdım. Sonuçta müthiş başarılı bir seçim gecesi gerçekleştirdik. Tematik kanalların birkaç misli izileyici, seçimi o gece TTNET portalından seyretti. İşte tüm bunları hayata geçiren TTNET’in o zamanki CEO’su Tahsin Yılmaz şimdi Türk Telekom’un başına getirildi. Tam isabet bir atama. Türkiye’nin en büyük markasına katkısının büyük olacağından emin olabilirsiniz. 

ŞEHİT DİPNOTU: Afyon’dan gelen şehit haberleri sonrasında eğer hamaset dolu yazılar döşenmeyeceksek ne yazık ki bugün için söyleyebileceğimiz tek şey ‘Başsağlığı’ dilemek. Hepimizin başı bir kez DAHA sağ olsun!