Gezi eylemlerindeki teröristler!

Evet bu ülkenin insanları ekonominin düzgün olmasını istiyorlar, askeri vesayetin bitişine minnettarlar ama demokrasiyi de olmazsa olmaz görüyorlar.
Gezi eylemlerindeki teröristler!

Gezi Parkı eylemlerinin iki gecesi de parka gidip ‘kim bu eylemciler’ ve ‘ne istiyorlar?’ diye baktım. Kızlı erkekli gruplar parkın Divan Oteli tarafına yayılmıştı. Daha çok bir gece pikniği ya da konser havası hâkimdi. Ortalıkta bazı kalemlerin iddia ettiği gibi ‘Ergenekoncu karanlık’ tipler gözükmüyordu. Tam tersi belki de hayatında ilk kez eyleme katılan üniversiteli gençler, farklı iş gruplarından insanlar bir araya gelmişlerdi. Bir ara Siya Siyabend kurulan mütevazı sahneye çıkıp şarkılarını söyledi. Özellikle ikinci gece davulların ritmi ve kitlenin coşkusu ile kendinizi Rio’da bir karnavalda bile hissedebilirdiniz. Polis parkın bir tarafında uyukluyor, eylemciler de hiç kimseye bir zararları olmadan parkın diğer tarafında ‘takılıyorlardı.’ 

İşleri zıvanadan çıkartan polisin sabah baskını oldu. Polis ilk gün gaz bombaları ile kimseye zararı olmayan bu eylemcilere hoyrat bir şekilde girişti. Bununla da kalmadı eylemcilerin çadırlarını toplayan ‘birileri’ yaktı. Eylemciler yine toplandı, polisin bu hoyrat tavrı ertesi gece katılımı büyütmüştü. Eylemcilerin arasında dolaşırken üç genç yanıma geldi. “Abi biz hamalız, eyleme desteğe geldik” dediler. Ertesi sabah işe gideceklerini söylerken kafalarında Gezi Parkı’nda ağaçları korumaktan başka bir şey yoktu. Ertesi sabah polis bu sefer daha da abartılı bir şekilde sabah baskınını gerçekleştirdi. Ortalık savaş alanına dönünce de 1 Mayıs’larda gördüğümüz meşhur ‘Taksim savunmasına’ girişti. Bu sefer olayın büyümesinin en büyük nedeni 1 Mayıs’taki politize kitle ile Gezi Parkı eylemcilerinin arasındaki farktı. Kimsenin derdi ortalığı yakıp yıkmak değildi. Ellerinde pankartı bile olmayan gençler sadece Gezi Parkı’na çıkmak istiyorlardı, o kadar. Ortalıkta provokatörler değil üniversiteliler vardı. Polis bu ayrımı yapamadı. Yapamayınca gaza bastı. Gaza bastıkça tepki büyüdü. Müdahale sosyal medyadan milyonlara dağıldı. Bu sefer polisin bu tavrı marjinalize oldu. 

Gezi Parkı eylemleri aslında uzun süren bir gerilimin sonucu. Benim tabirimle ‘düdüklü tencere demokrasimiz’in baskıya dayanamamasının beklenen bir sonucu. Hatırlarsanız daha iki gün önce İstanbul’daki yeni oluşan havayı sizlere aktarmıştım. Konuştuğum insanlardaki tedirginlikten ve ‘yılgınlıktan’ bahsetmiştim. Özellikle son aylarda iktidarın ‘dediğim dedik’ tavrı, hoşgörüsüzlüğü ve hoyratlığının toplumun bir kesiminde yarattığı havayı aktarmıştım. Gezi Parkı eylemlerinin çevreci başlayıp hükümet karşıtı bir havaya bürünmesinin nedeni tam da bu. Mehmet Ali Alabora eylemlerin ilk gecesinde “Olay sadece Gezi Parkı değil anlamıyor musunuz?” diyordu. Peki neydi? İşte tam da şu saydıklarımdı. Bugün gerek Gezi Parkı’nda gerekse Türkiye ve dünyanın farklı yerlerinde bu eylemlere destek verenlerin adını koyamadıkları şey aslında Türkiye’de son zamanlarda oluşan bu ‘yeni’ hava. Daha doğrusu oluşturulan siyasi basınçtan artık hava alınamıyor olması. Binlerce insanı sabaha doğru köprüyü yürüyerek geçirten, dünyanın pek çok ülkesinde Türkleri bir araya getirten Cem Yılmaz’ından Kenan Doğulu’suna, Tarkan’ından Sezen Aksu’suna ‘Çarşı’sından ‘Ultra Arslan’ına, hayatlarında ilk kez siyasi bir olay hakkında açıklama yaptıran, tavır koyduran, omuz omuza getiren bu işte: DEMOKRASİ.


Bu insanlar artık Gezi Parkı’ndaki ağaçları savunacak kadar bile demokrasi havası kalmamasına karşı çıkıyorlar. Masum demokratik bir eylemin bile bu kadar gazlı ve böylesine kanlı bastırılmasına öfke duyuyorlar. Ne bir liderleri var ne de bir partileri. Hiç boşuna örgüt mörgüt aramayın, Ergenekoncu diye yaftalamayın bu sefer bunu hiç kimseye yutturamazsınız.
Gelelim haber kanallarının içler acısı durumuna. Çuvaldızı biz habercilere batırmaya... Farkındaysanız eylemlerde başrolde sosyal medya vardı. Türkiye’de bugün 28’den fazla haber kanalı var. Bu, bir dünya rekoru. Gelin görün ki haber kanallarında (birkaçını saymazsak) olayla ilgili haber yoktu. Nedenini ben size söyleyeyim: KORKU. Hem haber kanalları yöneticileri hem de sahipleri tam da biraz önce sözünü ettiğim bu ortamda başlarına bir iş gelmesinden korkuyorlar. Tarafsız haber vermek, objektif yayıncılık yapmak bile hükümetin tepkisini çekebilir. Bu eylemlerde açığa çıkan, Türkiye’de haber kanallarının nasıl bir baskı altında olduğudur. 

Elbette bunun nedenlerine medyanın sermaye yapısından başlayabiliriz ancak bu korku iklimini de konuşmamız, tartışmamız gerekmiyor mu? 

CNN muhabirinin Amerikalılara Türkiye medyasında oluşan bu baskı atmosferini “New York’un göbeğinde Times Square’de olaylar olduğunu ve hiçbir kanalın haber yapmadığını düşünün” diyerek dehşetle anlatması Türkiye demokrasisi adına gurur duyulacak bir durum mudur? 

Evet bu ülkenin insanları ekonominin düzgün olmasını istiyorlar, evet bu ülkeyi sevenler barışın gelmesini ayakta alkışlıyor, evet askeri vesayetin kalkmasına minnettarlar ama bu ülkenin insanları demokrasiyi de olmazsa olmazları olarak görüyorlar. 

Bir ağaç gibi tek ve hür olamıyorsanız bir orman gibi kardeşçesine de olamıyorsunuz. 

‘Mesele sadece ağaçlar değil’ şimdi anlıyor musunuz?

http://www.radikal.com.tr/1135912113591224

YORUMLAR
(24 Yorum Yapıldı)
Tüm Yorumları Gör

bakis acisi - ishak aksu

yillardir sayin ÖZDEMIRi ilgi ile takip eden bir okucuyum.imkanlarim ölcüsünde tüm yazi ve programlarini takip etmeye calistim.bu izlenimlerim dogrultusunda kendisinin son derece duyarli ve tarafsiz oldugu kanaatine vardim.bu yazisinda da öncekileri aratmayacak kadar objektif oldugu inancindayim.yazarin da öngürdügü gibi türkiyede ciddi bir demokrasi sorunu oldugu asikar.farkliliklara tahammül edemyen bir toplum ve devlet gelenegimiz var malesef.gezi parki olaylari sadece siradan bir protesto meselesi olarak degerlendirilemez.toplum icinde birikmis bir tepkinin,bastirilmislik,tahamülsüzlük ve vurdum duymazlik devlet anlayisina dönük bir sosyal patlamanin disa vurumudur.elbette ki bu olaylari,toplumun bu dinamizmini ideolojik cikarlari dogrultusunda kullanmak,demokrasi bayragi altina saklanarak bunu suistimal etmek isteyen cikarci cevreler olacaktir.ama buna ragmen gösterilen direnisi,kararliligi ergenekonvari cetecilik anlayisi olarak damgalamak hem haksizlik hemde buyuk bir carpitma olur.

Yutturmak? - ayhan fahri

Sayın Cüneyt Özdemir: "... kimseye yutturamazsınız." diyor, kendisi bize yutturmaya kalkıyor. Köşe yazarları, istedikleri kadar aksini iddia etsinler, yalnızca patronunun, dolayısıyla da okuyucusunun meşrebine göre yazıyorlar. Bu yazı bunları düşündürdü! Yutturulmaya çalışılan şu: Tüm konuyu piknik yapan masum gençlerin görüntüsü ile sınırlandırmak! Şüphesiz onlar masumdurlar, ama manipüle edilip edilmediklerinin farkında olup-olmadıklarını, yalnızca gözlemleyerek, sayın Özdemir nereden biliyor? Sonra, mevcut kanun ve yönetmeliklere göre toplu halde ve izinsiz, çadırlı ordugâh eylemine, görevi icabı müdahale eden polisin, bunu sebepsizce yaptığını söylemek, mantığa uymaz. İddianın aksine, demokrasi olduğu için tüm kanallar olayları hiçbir kısıtlama olmadan, en çarpıcı şekilde yayınlayabildiler, adları sayılan sanatkarlar istediklerini serbestçe söyleyebildiler. Demokrasi artık enternasyonal kurallara göre yaşanıyorken, demokrasinin kırmızı çizgilerine uymayan, olayı ağaç konusundan çıkaranları görmezden gelerek, hâlâ demokrasi olmadığını varsaymanın mantıksızlığı ortada. Park kargaşası son bulmuşken, kendilerine hâlâ rant sağlamaya kalkan tahrikçiler pişmiş aşa su katmaya çalışacaklardır! Şunu söylemek mecburiyetindeyiz: Hep "işleri zıvanadan çıkartan polisin" yaptıklarından bahsediliyorken, masumların arasına serpiştirilmiş maksatlılar, yahut onları organize edenlerin, insanlara-polise, mala-mülke verdikleri zararların envanteri çıkarılınca, herhalde bu hareketlerin masumiyeti sorgulanacaktır.

Medya bugun mu sustu? - AGIRIRFAN

Medyanin susmasi haber yapmamasi bi size tuhaf geliyor ama nedense biz alskiniz, guneydoguda yuzlerce binlerce masum insan öldü siz bi yusuf kaymaz'i bilirsinin. panzerler silhsiz o kadar insani ezdi ve siz bunlari hic duymadiniz. failleri belli faili mechuller karsisinda o kadar susuldu ki guneydoguda yasayan vatandaslar olarak biz hic dehsete dusmuyoruz bugun yasananlar karsisinda..

Biz aptal miyiz? - saricizmeli

Guzel bir yazi ama diger yazarlar dogru okuyamiyorlar olanlari, askeri vesayetin bitmesini, Kurtlerle barisi acilimi destekledik ama fasizm gelsin, teokratik kanun devleti gelsin diye degil. 444 bunlarin asamasidir, icki yasagi psikolojik baskidir, bu ulkede alkolizm sorun yoktur cunku. AKP nin icraatlari zamaninda olumlu dusunen biri olarak bir daha bunlarin yaninda dahil olmam. Cen Yilmaz'in degisiyle insanlari aptal sanmaya devam ederseniz boyle olur.

Biz anlıyoruz da - smurfie

... sizin mesai arkadaşlarınız henüz anlamamışlar görüldüğü kadarıyla. Bkz. Akif Beki: http://www.radikal.com.tr/yazarlar/akif_beki/dayanin_hukumet_gitmiyor-1135911

teşekkürler - Faik Çolak

elenize sağlık teşekkür ederiz

Mesele mi? - ŞAHİN KARA

Mesele ağaç değil, demokrasi de değil mesele mi huzur... ne zamandan beri şehit haberlerinin gelmemesi, gerillanın ölmemesi, çözüm sürecine girilmesi vs. vs. Velhasıl kendini bilmez birilerinin hayatına anlam katmak için başkalarının hayatını mahfetme çabası